Yakıştı mı?
Arif Kızılyalın
Son Köşe Yazıları

Yakıştı mı?

07.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Trabzonspor-Galatasaray maçı skorundan çok gerginliğiyle konuşuluyor. Gerginliğin ortasında Trabzon’u şampiyonluğa taşıyan, geçen yaz Galatasaray’a transfer olan Uğurcan var. Öncelikle Uğurcan Trabzon tarihinin tüm başkanları dahil, bir seferde kulüp kasasına en fazla parayı koyan ismidir 36 milyon Avro ile. Diğer gerginlik altyapı oyuncusu Onuralp Çakıroğlu’nun, A Milli Takım kaptanlarından Abdülkerim’le yaşadığı tartışma. Kim haklıdır bilmem ama ortalık yatışacakken Ofspor Başkanı Olcay Saral, Abdülkerim Bardakcı ile yaşanan tartışmanın ardından gündeme gelen Onuralp Çakıroğlu ve Boran Başkan’a ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı ve “Bu arada bazılarının hedef aldığı genç sporcularımızdan biri Oflu Çakıroğlu, diğeri Tonyalı Başkan. Kim olduklarını hatırlatmak istedim” dedi. Yakışmadı. Öncelikle burası Türkiye Cumhuriyeti, Of Cumhuriyeti değil. Ayrıca Oflu olsa kime ne? Kadıköylü, Çankayalı, Karşıyakalı, Muratpaşalı olsalar ne fark eder? Kimse bu ülkede mikro milliyetçilik üzerinden üstü örtülü tehditte bulunamaz. İş farklı noktalara gider! TFF’nin Oflu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Saral’a -soyadından çekinmeden- ceza vermek zorunda ki, bir daha kimse doğduğu yeri, bir diğer Türk toprağından üstün görmesin! Unutulmasın ki Of değerlidir, ama bu ülkenin her karışı en az Of toprağı kadar kıymetlidir!

LUCESCU’NUN BİLİNMEYENİ! 

Mircea Lucescu, özel bir insan, özellikle de ülkesi Romanya ve Türkiye için! Bir futbol dehası; bir taktik abide. Basketbol koçları hücum setleri üzerinde çalışırlar, Lucescu savunma setleriyle ünlenmişti. Yoktan var eden bir teknik adamdı. Transfer savurganı değildi. Zoru başarırdı!

Peki niye? Lucescu, hayata dar kapıdan çıkmış bir insan ve varlığı da bilir yokluğu da. Yıllar önce Beşiktaş’ı şampiyon yaptığında söyleştik gazetemiz için. Futbol, Beşiktaş, önceki takımı Galatasaray üzerine konuştuk. “Köpekler istedi diye atlar ölmez” sözünü sordum, “İstek, inanç, kaybetmeme duygusu” yanıtını verdi. “Lucescu kimdir?” sorumu geçiştirdi, “2. Dünya Savaşı sonrası Romanya’sında zor günlerdi” diye. Biraz zorlayınca dar gelirli bir ailenin çocuğu olduğunu futbol ve eğitimle bugünlere geldiğini belirtti. Israr edince, Bükreş’in kenar mahallesindeki hastanenin temizlik görevini üstlenen bir annenin oğlu olduğunu söyledi. Futbolla tanışıklığının ise yırtık bir çift kramponla başladığını itiraf etti. Onu hep güzel hatırlayacağız; Galatasaray, Beşiktaş, Shakhtar, Brescia ve Rumenler kadar da seveceğiz!