Aykut Küçükkaya

Cumhuriyet’i korkutamazsınız...

27 Nisan 2020 Pazartesi

İnsanın son bir haftadır iktidar yandaşı gazetelerde yazılanı çizileni okuyunca, “Sen neymişsin be Cumhuriyet” diyesi geliyor... Nasıl gelmesin!.. Bir çardak, şömine haberi yaptık... İktidar basınında ne FETÖ’cülüğümüz kaldı, ne terör örgütü PKK’ciliğimiz...

7 Eylül 2018 tarihinde Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu tarafından 27 yıldır çalıştığım gazeteme Genel Yayın Yönetmeni olarak atanınca, kimi haddini bilmezler de “Cumhuriyet, Saray’ın emrinde olacak” yalanını ortaya atmıştı. Yalanlarında boğuldular!..

Genel yayın yönetmenliğimin birinci haftasında bu yalana yönelik ilk ve son röportajımı Halk TV’de Enver Aysever’e vermiştim. Yaklaşık 20 ay önce 16 Eylül 2018 tarihinde televizyonda şunları söylemişim:

Yetmez ama evetçi bir kadro, gazetemizin genleriyle oynamaya çalıştı. Atatürk bizim kırmızı çizgimiz. Bizim kırmızı çizgilerimizden biri de cemaat. 7 Eylül 2018’den önce cemaatle ilgili eleştiri dozajı düşmüştür. Ve bu, gazete içinde tepki yaratmıştır. Biz yıllardır Fethullah Gülen’in ipliğini pazara çıkarmış bir gazeteyiz. Ne iktidardan ne cemaatten korkacağız.

Evet... Ne iktidardan korktuk ne de terör örgütlerinden...

***

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un Kuzguncuk’ta kiraladığı vakıf arazisindeki çardak ile şömine yıkılınca, hadi sizin deyişinizle sökülünce bir kıyamet koptu. Sanki biz söktük!.. Belediye “izinsiz” diye söktü, biz de haberini yaptık. Ne yapacaktık!.. Yazmayacak mıydık?

O da ne!.. “Altun hakkında haber yapamazsınız” diyen yandaş kalemler, gazetelerinden, televizyonlarından saldırıya geçti. Fethullah Gülen’den icazet alan, saatler alan, hediyeler alanlar da sıraya geçti. Ellerinde yetki olsa adını Atatürk’ün koyduğu, kuruluş parasını Atatürk’ün verdiği 96 yıllık çınarımızı kapatacaklar!..

Neymiş FETÖ’cüymüşüz!..

Hemen bu yazının yanındaki manşetler son bir buçuk yıla ait... Kim attı bu manşetleri!.. Eski yol arkadaşları olarak yandaş gazetelerinizde sizler atacak değilsiniz ya... Tabii ki biz attık!..

Neymiş PKK’ciymişiz!..

Ya siz neden bahsediyorsunuz! Biz, yazarını eli kanlı terör örgütü PKK’nin alçak saldırısında kurban vermiş bir gazetenin emekçileriyiz. Ne çabuk unuttunuz... Bir seçim uğruna tüm söylemlerinizden vazgeçip terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşini konuşturup oy hesabı yaptığınızı, bunu alkışlattığınızı. Efendiler... Siz hâlâ Mehmetçik’in kanı üzerinden kurulan Habur’daki çadır mahkemelerini alkışlamanın hesabını bile vermediniz!..

Gelelim Fahrettin Altun olayına... Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? FETÖ’yü yazabilirsiniz, terör örgütü PKK’yi yazabilirsiniz... Ama iktidara dokunamazsınız!.. İktidara dokunursanız, sizi FETÖ’cü, sizi PKK’li ilan ederiz!... O “bizim ‘beka’ meselemiz!..

Bizim tek beka meselemiz var. O da misak-i milli sınırları içerisinde Atatürk’ün kurduğu laik demokratik Cumhuriyetin sonsuza dek yaşaması!..

***

Evet... Bir yerden emir aldılar, Cumhuriyet’i hedefe koydular. Aslına bakarsanız Cumhuriyet emekçilerine, “İktidarı rahatsız edecek haberler yaparsanız yandaş kalemlerimiz hazır. Sizi FETÖ’cü, sizi PKK’ci ilan ederiz. Üstüne de bir terör soruşturması! Gerisini siz düşünün” diyorlar!..

Son bir haftada iktidar yandaşı yayın organlarında gazetemizi hedef alan çok sayıda yazı yayımlandı. Neresinden tutacaksınız, bu yazıların neresini düzelteceksiniz!.. “Deve” örneğindeki gibi!.. Adamlar hayatları boyunca siyasi iktidarı eleştirmemiş ya da eleştirememiş; eleştireni ise terörist ilan ediyorlar... Üstüne üstlük savcı kesiliyorlar, hâkim kesiliyorlar!..

Bizler için çok önemli bir tarih olan 23 Nisan’ın 100. yılına özel bir gazeteyle hazırlandığımız için bu ipe sapa gelmez iddialara o günlerde yanıt vermedik. Bütünüyle gerçekdışı bu iddialara gazetemizin kurumsal yanıtı bugün son sayfamızdadır.

Bence gazetecilik, layıkıyla yaparsanız dünyanın en özel, en güzel mesleği... Dediğim gibi, layıkıyla yaparsanız sizi satın alabilecek hiçbir güç de yoktur. İktidarı, gücü elinde tutanları, paraya tapanları “eleştirirsiniz...”

Kimin için?

Tabii ki halkınız için... Okula gitmesi gerekirken Çukurova’da pamuk toplayan çocuklarımız için, maden ocaklarında asgari ücretle ezilen işçilerimiz için... Şimdilerde koronavirüsle ölümüne mücadele eden sağlık emekçilerimiz için, “tüyü bitmemiş yetim hakkı için...” kısacası tüm halkınız için.

Neyle eleştirirsiniz?

Bir kalem yeterli!..

Meslek büyüklerimiz bize şunu öğretti: “Kalemini kır ama sakın satma!..” Ne var ki bu söz AKP iktidarı döneminde yandaş basın için değişti: “Kalemini kır ama sakın iktidarı eleştirme!..


Yazarın Son Yazıları

Ne çektin be karga!.. 12 Ekim 2020
Toplumsal çöküntü... 28 Eylül 2020
Kullanışlı Aptallar!.. 21 Eylül 2020
Nefes aldıkça... 7 Eylül 2020
Kadın devrimi... 24 Ağustos 2020
3 bin 135 hastaya ne oldu? 10 Ağustos 2020
Okluk Koyu’na 4 kat! 20 Temmuz 2020
Bu böyle biline!.. 13 Temmuz 2020