Barış Doster

Andımız, Atatürk karşıtlığı ve sömürge aydınları

17 Mart 2021 Çarşamba

İlginç günlerden geçiyoruz. Danıştay’ın iki kararı tartışılıyor: Okullarda Öğrenci Andı (Andımız) okunmayacak, Atatürk kabartması devlet madalyalarında olmayacak. İzmir Tabip Odası da 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında verdiği “Meslekte 40. Yıl” onur plaketinden kalpaklı Atatürk fotoğrafını kaldırdı. Yani iktidarla kendisini “solcu”, “muhalif” olarak niteleyen tabip odası yönetimi, aynı çizgide buluştu. Andımız ve Atatürk karşıtlığının nedenlerini tartışmakta yarar var... 

Millet, milli devlet, milli tavır, milliyetçilik karşıtlığı ülkemizde, Milli Mücadele’ye uzanan tarihsel köklere sahiptir. Etnikçi ve mezhepçi siyasette; din taciri, inanç hortumcusu gelenekte; Batıcı, liberal, numaracı cumhuriyetçi cenahta yaygındır bu tutum. Teâli-i İslâm Cemiyeti’ni, Kürdistan Teali Cemiyeti’ni, Kurtuluş Savaşımıza olan karşıtlığıyla ve İngiliz işgal kuvvetlerinden para almasıyla da tarihe geçen sosyalist İştirakçi Hilmi’yi biliyoruz. Bu üç siyasal çizginin ardılları günümüzde de örgütlüler. O gün olduğu gibi bugün de emperyalizmle iç içeler. PKK - PYD - YPG ve FETÖ terör örgütleri, Almanya’nın elinin altında sözde İslam devleti kuranlar, mezhepçi siyaset güdenler, Soros fonlarıyla beslenenler, solda geçinen ve soldan geçinenler ilk akla gelenlerdir. Sendikalarda, meslek odalarında, akademide, Türkiye genelinde sahip oldukları ağırlığın ve etkinliğin çok daha fazlasına sahiptirler. 

Andımız ve Atatürk karşıtlığı, ideolojiktir. Hedefi; ülkemizi feodalizm üzerinden federalizme götürmektir. Alt kimlikleri kullanarak bölmek, parçalamaktır. Bu siyaset, liberal demokrasiden sosyal demokrasiye, muhafazakârlıktan sosyalizme uzanan geniş bir yelpazede örgütlüdür. “Milli devlet aşıldı”, “Ulus devletin modası geçti”, “Milliyetçilik miadını doldurdu”, “Üçüncü dünya solcusu değiliz”, “Milliyetçiliğin her türlüsünü ayaklar altına alıyoruz”, “Ulus devletle hesaplaşmanın zamanı geldi”, “Kemalizm eskidi”, “Atatürk’ün fikirleri geride kaldı” gibisinden sözleri, 30 yıldır duyuyoruz. Bu sözleri edenler Erdal İnönü’nün de çevresindeydi, Turgut Özal’ın da. CHP’den AKP’ye, HDP’den ANAP’a, DYP’den SHP’ye, DSP’den ÖDP’ye çok parti dolaştılar. Bunların önemli bölümünü “FETÖ’nün solcuları” olarak Abant Platformu’nun müdavimleri arasında, “Akil İnsanlar” kadrosunda, yetmez ama evet takımında, özürdiliyoruz.com ekibinde, Birikim dergisi sayfalarında görüyoruz.  

SİVİL TOPLUMCULUK, SOLCULUK DEĞİLDİR 

Atatürk karşıtları, şu noktalarda da buluşuyorlar: Vatansız, milletsiz, devletsiz, emperyalizmin hizmetinde bir sivil toplumculuk; “Keşke Yunan galip gelseydi” diyen bir İslamcılık; emeği, bağımsızlığı, aydınlanmayı, eşitliği savunmayan, emperyalizmle savaşmayan bir solculuk. İşin garibi, Atatürk’le, Cumhuriyet Devrimi Programı’nın özeti, Atatürk’ün partisinin simgesi olan altı okla sorunu olan; CHP ilkelerinin tamamını içselleştirmeyen kimi siyasetçiler, sanatçılar, yazarlar, bilim insanları, kendi fikirlerine uygun bir partide değil, Atatürk’ün partisinde bulunuyorlar.  

Bu durum, en hafifinden ilkesizlikle, tutarsızlıkla ve kurnazlıkla açıklanabilir. “Altı ok”tan ikisini, üçünü atmayı önerenlerin; milliyetçiliğe savaş açanların; laikliğe burun kıvıranların; “altı ok”a altı ok daha ekleyenlerin CHP’deki varlığı, Türkiye’ye hizmet aşkıyla değil, kariyer hesabıyla izah edilebilir.  

Yurt, ulus ve tarih bilincine sahip olmayan sömürge aydınları doğru, ilkeli olamazlar. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları