Evet, türlü sorular dolanıyor zihnimde ama ben öncelikle sanata/sanatçıya dair bir soru sormak istiyorum: Neden, göreve geldiği günden itibaren Devlet Opera ve Balesi’ne farklı bir boyut kazandıran, yaptığı her işle seyircinin beğenisini kazanan, Anadolu’ya açılım üzerinde duran bir sanatçı; Tan Sağtürk görevden alındı? Yönetici kadrolarla neden ve nerede ters düştü? Siyaset sanata karışmalı mıdır, yoksa ona alan açmakla mı yükümlüdür? Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda “danışman” pozisyonu elbette ki Tan Sağtürk gibi çok yönlü, yaratıcı bir sanatçıya hiçbir artı puan sağlamayacaktır. “Bakalım, zaman ne gösterecek” demiyorum. Çünkü son yirmi küsur yılda her alanda ve her anlamda yaşananlar hem bugüne hem ileriye dönük olumsuz işaretlerini veriyor zaten.
KÜLTÜREL KİMLİK
Bu olaydan yola çıkarak bir ülkenin, bir kentin kültürel kimliği ve sanatla ilişkisi üzerinde durmak istiyorum kısaca. Bir kaosun ortasındayız. İnsanlar, hayvanlar, doğa yok ediliyor. Her şeyden önce, insana insan olduğunu öğretmesi gereken eğitim sisteminin bilinçli olarak zaafa uğratılması değil midir yaşanan çarpıklıkların temel nedenlerinden biri? Küçücük çocukların geçtiğimiz hafta ellerine verilen ve Atatürk resminin kaldırılmış olduğu karneler neyin ispatıdır? Nasıl bir düşünce yapısı, nasıl bir mantık silsilesidir bu? Sadece küçük bir örnek bu. Öte yanda, tarikatların okullara sızmalarına/sızdırılmalarına dair haberlerden, yazılanlardan çizilenlerden söz etmiyorum bile.
Yıllar önce, Nisan 1948’de Türk Tiyatrosu Dergisi’nde Cevat Fehmi Başkut; “Hiç geceleri Tepebaşı tiyatrolarından boşalan halkı takip ettiğiniz oldu mu?” diye soruyor ve yazının devamında da “Adetlerde, din telakkilerinde, zevklerde, görüşlerde muazzam bir kaynaşma vardı ve kaynaşan, karışan, eriyip değişen mefhumlar potalara yeni bir insan dökmüşlerdi” diyordu. Şimdilerde sanki o potayı kırma gayretleri var ama boşuna.
VE EDWARD BOND
Sözü fazla uzatmadan 2024 yılında vefat eden; benim sıklıkla oyunlarına, deyişlerine, saptamalarına başvurduğum Edward Bond’dan kültüre dair bir alıntıyla noktalamak istiyorum: “Kültür; insan yapısının mantıksal yaratısıdır” der yazar. “İnsanın ekonomik, politik, sosyal tüm etkinliklerinin mantıksal bütünüdür. İnsanca yaşamak, kültürü özümsemek, onun içerdiği teknolojik, bilimsel, siyasal, ekonomik değerler bütünüyle yoğrulmakla mümkündür. Kültür insanın ne olduğu ve ne olacağıdır. Aynı zamanda günlük yaşamın nedenidir ve günlük yaşamın getirdikleridir. Kültür, insanın beyninde oluşur, onu uyandırır, sorgulamaya iter. Ona düşünme yetisini kazandırır.”