Barış Doster

Yunanistan’la gerilim ve iç cephe

02 Eylül 2020 Çarşamba

Yunanistan, hem Doğu Akdeniz’de hem Ege Denizi’nde Türkiye karşıtı hamlelerini sıklaştırdı. Bu ülkenin iç siyasetinde hayli kullanışlı olan Türkiye karşıtı açıklamalar, en yüksek perdeden yapılıyor son günlerde. Atina’nın antlaşmaları hiçe sayan küstah tavrı, ABD ve Avrupa’dan da destek görüyor. Yunanistan’ın Türkiye’nin deniz yetki alanlarına yönelik korsan tutumu; başka ülkelerle birlikte yaptığı tatbikatlarda takındığı saldırgan, kışkırtıcı tavır; mavi vatanımıza yönelik mütecaviz siyaseti bir süre daha devam edecek. Çünkü hem arkasındaki güce güveniyor hem Türkiye’nin diplomatik yalnızlığına. Peki, Türkiye ne yapmalı? Tartışalım…  

Birincisi, Libya, Doğu Akdeniz ve Suriye’nin, aynı bütünün parçaları olduğunu anlamalı. Politikasını buna göre saptamalı. Suriye, Mısır, Lübnan ve İsrail’le de aynen Libya ile imzaladığı gibi, münhasır ekonomik bölge (MEB) anlaşması imzalamalı. Doğu Akdeniz’de henüz MEB ilan etmeyen, bu konuda çok geciken Türkiye, daha fazla zaman kaybetmeden bu yönde adım atmalı.   

İkincisi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) 2005’te, Suriye 2009’da, Libya 2009’da, Lübnan 2010’da MEB ilan ederken, olan biteni seyreden; dahası GKRY, 2003’te Mısır’la, 2007’de Lübnan’la, 2010’da İsrail’le MEB anlaşması imzalarken oralı olmayan Ankara, nerede yanlış yaptığının özeleştirisini vermeli. Ders çıkarmalı.   

Üçüncüsü, Türkiye, 2019 yılı sonunda Libya ile imzalanan mutabakat muhtırasının işlevsel ve kalıcı olması için, Libya’nın bütünlüğüne önem vermeli. Bu ülkeyi bölmeye çalışan ABD ile ittifak yapmak yerine, Libya’nın bütünlüğünü savunan bölge ülkeleriyle birlikte davranmalı. Aynı siyaseti Suriye’de de izlemeli.  

Dördüncüsü, Türkiye, Yunanistan’ın ayrı ayrı Mısır ve İtalya ile imzaladığı deniz yetki alanlarına ilişkin antlaşmaları iyi incelemeli. Mısır’ın, antlaşmayı imzaladığı halde, Meis’in antlaşmaya dahil edilmemesini doğru değerlendirmeli.   

Beşincisi, Türkiye, bir an önce KKTC’de hava ve deniz üssünü hayata geçirmeli.   

İç cephenin önemi  

Fakat yukarıda sıralananlar önemli olsa da yetmez. Çünkü Türkiye, öncelikle iç cepheyi güçlendirmeli. Atatürk’ün Nutuk’taki şu uyarısını hiç unutmamalı: “Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlup olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir”. 

Özetle, Türkiye, milli kahraman, KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı devre dışı bırakmanın; kamuoyu önünde azarlamanın; Annan Planı’nı desteklemenin; asla gerçekleşmeyecek AB üyeliği için Kıbrıs’ın önkoşul olarak önümüze konmasını kabul etmenin; Cumhuriyeti kuranlara hakaret etmenin, tüm ulusal davalara zarar verdiğini anlamalı. Lozan’a “hezimet” demek yerine, Lozan’ı sahiplenmeli. Yunanistan’ın da Lozan’a uymasını sağlamalı.


Yazarın Son Yazıları