Kadın cinayetleri

Kadın cinayetleri

11.11.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Atatürk’ü dün yine minnet, hayranlık, sevgi ve saygı ile andık. Devrimleri arasında en önemlilerinden biri kadın-erkek eşitliği ve kadın haklarıydı. Türkiye sürekli bundan bahsetti ama asla yaşama geçiremedi. Ne siyasette ne bürokraside kadınlarımızı hak ettikleri kadar eşit bir şekilde aktif yaşamın içine dahil edemedik. Ama daha vahim bir durum var: Bu toplum kadınları her gün öldürüyor. Ve işin acıklı tarafı bu artık kanıksanmış bir haberler dizisi durumuna düştü. 

Bu hafta insanları galeyana getiren yüksek canilik dozunda ve herkesi ayağa kaldıran bir seri kadın katili yakalanmadı, mahalledeki yardımsever genç kızın kafası kesilmedi, bir ilkokul öğrencisinin kaybolması gündem olmadı. Ama kadınlar öldürülmeye devam etti…

Türkkan olayı, cumhurbaşkanı adaylıkları ve çöken ekonominin yarattığı enflasyonun etkisi bütün haftayı sarmışken, ben özellikle onları değil, bu konuyu yazmak istedim.Çünkü kadın cinayetleri günlük gündemlerden herhangi biri değil, çözülene kadar sürekli ana gündem olması gereken derin bir konu! Bu konuyu gündeme getirip çözüm aramak, yılda üç kere duyarlılıkların tavan yaptığı ara dönemlerde olamaz! Sürekli olarak bu konuyu sıcak tutmaya, siyasilerin gözüne sokmaya mecburuz! Gündem oluşturma amacıyla değil, bu utanılası gerçeğin HER GÜN tüm çıplaklığıyla karşımızda durduğunu hiçbir zaman unutmadığımızı ve unutmayacağımızı göstermek için… Bu sefil, iğrenç, ülkemizin yüz karası alçak katiller, caydırıcı en ağır cezalarla ortadan yok olup yerin dibine girene kadar, bu konudan daha önemli bir hedefimiz olmadığını en yüksek sesle haykırmak için... 

ARŞİVLERDEN NELER ÇIKIYOR?

Ben gazete kupürleri üzerinden arşiv tutma hastasıyım. Kadınların yaşadığı şiddetin de arşivini tutuyorum. İşte o zaman ne oluyor biliyor musunuz? Sizin, o günün cinayet haberi olarak gazetelerde okuyup “Allah kahretsin” diyerek sayfayı çevirdiğiniz olaylardan 400 tanesini arka arkaya, farklı suratlarla, farklı manşetlerle gördüğünüz zaman, olayın grotesk ötesi abartılı katliam düzeyini, kadınlara karşı süregelen bir çeşit soykırıma doğru giden korkunç bir yok ediş operasyonu olarak sürdüğünü tüyleriniz ürpererek fark ediyorsunuz. Benzer bir etkiyi anitsayac.com sitesine veya Instagram’da @kadincinayetlerinidurduracagiz profiline girdiğinizde de hissediyorsunuz. Cesedi ormana terk edilenler, balkondan atılanlar, sokak ortasında infaz edilenler, işkence edilerek öldürülenler, tecavüz edilip katledilenler, takip edilerek evinin önünde öldürülenler… Bunların her birini art arda gördüğünüzde, başka bir şekilde vuruyor sizi bu ağır gerçekler... 

Kadınlar ve erkekler mıknatıs gibi birbirlerini çekerler; çekebilirler. İlişkiler başlar. Arkadaşlık, flört, aşk ilanı, söz kesme, nişan, nikâh, evlilik veya dost-metres ilişkisi… Derken kavga, kıskançlık, tehdit, ağlamalar, yakarmalar, tehditler… Dayak, işkence, cinayet! İşte bu gazete kupürleri böylece birbirini kovalar. 

Açık konuşayım sizinle, evlilik zaten bana sorarsanız insan ırkına pek uygun sayılmaz. Muhafazakâr bir eylem sanılır ama aslında yarı çılgınca bir karardır. Erkekler, absürt bir şekilde, kadını eşitleri olan bir başka insan olarak değil, tapusu ellerine geçmiş bir çeşit köle olarak görmeye meyillidirler. Her şeyden önce, kadının namusunun sorumlusu ilan ederler kendilerini.   

Erkeklerin birçoğunun beyni o kadar küçüktür ki kıskançlığın ister gerçek bir sebebi olsun ister olmasın, şüphesi bile öldürmek, hapislerde çürümek ya da tüm aileyi öldürüp ardından intihar etmek için yeterli bir gerekçedir. Ayrılmak, medenice boşanmak, arkadaş kalmak bu katliam meraklısı tipolojinin gündeminde yoktur. Halbuki birkaç gram düşünebilseler, hiçbir aşkın veya evliliğin sonunun mezar ve zindan hak edemeyeceğini anlarlar… “Ya benimsin ya toprağın” söylemi, korkunç bir canavar olarak yetiştirilmiş alçakların dilindedir. Kadınlar kimseye ait bir mal değildir. Yaşamları da, cinsellikleri de, kariyerleri de, özgürlükleri de sadece kendilerine aittir. Evlenmiş olsalar bile!

Burada verdiğim örnekler sadece ilişki üzerinden bir erkek şiddetini anlatsa da hiç tanımadığı bir erkek tarafından öldürülen kadınlar da bambaşka bir toplum psikolojisini barındırmaktadır. 

Çok ender olarak benzer nedenlerle erkekler de kadınlar tarafından yok edilse de bu sistematik şiddetin bedelini canlarıyla ödeyenlerin ezici çoğunluğu maalesef kadınlarımızdır. Ağır baskı, öldürülmek, tehdit ve korku altında yaşamak, sokağa çıkamaz hale gelmek, maalesef kadınlarımızın rutin kaderi haline gelmiştir. 

İstanbul Sözleşmesi’nin kabul edilemez şekilde yürürlükten kaldırılması, adeta kadın düşmanlarına her türlü yeşil ışığı yakan büyük bir riyakârlıktır. Artık bu iktidara mensup hiç kimse, kalkıp “kadın haklarından” veya “kadın-erkek eşitliğinden” veya “kadınlara yönelik şiddeti durdurma arzularından” söz edemez! Çünkü hiçbir inandırıcılıkları yok. Gerçi “Kadın-erkek eşit olamaz, fıtrata ters” diyen biri tarafından yönetilen ülkemizde inandırıcılık aramak zaten hata... Prof. Dr. Necla Arat’ın, yazar Erendiz Atasü’nün bu konuda sözleşmenin yürürlükten kaldırılmasından sekiz ay önce yazdıkları uyarı makaleleri var. Her satırını okumanızı isterim! (27-28 Temmuz 2020)

İYİ HAL İNDİRİMLERİNİN EN AFFEDİLMEZİ

Hâkimin önünde saygılı durdukları veya kravat taktıkları için katillere iyi hal indirimi sağlandı. “Karım yemeğimi yapmıyordu” dediği için indirim verildi. Katilin mesleği öne sürülerek “saygın tutum” indirimi, katil öldürdüğü kadını sevdiğini söylediği için “aşırı sevgi ve tutku” indirimi yapıldı, katil tıp öğrencisi olduğu için “gelecek” indirimi yapıldı, öldürdüğü kadının artık bir geleceği olmadığı umursanmadan... Hangi kadını nasıl doğradıkları, beynine şarjörü nasıl boşalttıkları, kalbine bıçağı nasıl soktukları hemen ikinci plana atılabildi. İyi hal indirimlerinin en ağırlarından biri bu yılın haziran ayında alındı. Konya’da şiddet uygulayan eşine uzaklaştırma aldıran Tuğba Erkol, çocuklarının önünde bu cani tarafından 46 kez bıçaklanarak öldürüldü. 25 Mayıs 2021’deki duruşmada katile ağırlaştırılmış müebbet verilmişti ancak Bekir Erkol’un “eziyet ederek öldürme olayından bir haz, bir mutluluk duymadığı” gerekçe gösterilerek cezası 18 yıla indirildi! 

Bakın elimde bir makale değil, ne yazık ki koca bir kitabı dolduracak kadar malzeme var ve her gün birikmeye devam ediyor! STK’lerden, yazarlardan, avukatlardan, hukuk insanlarından, hâkimlerden, siyasilerden, herkesten rica ediyorum. Lütfen artık bu soykırımı seyretmeyin. Tepki vermek için bunun o hafta ana gündem maddesi olmasını da beklemeyin. Yılmaz Özdil, 23 Temmuz 2020 makalesinde son beş ayda öldürülen kadınlarımızın isimlerini art arda yazarak Sözcü’nün arka sayfasının yarısını baştan aşağı doldurmuştu. Bilmem anlatabiliyor muyum? Ben sık sık bu konuyu kişisel ve kamu vicdanımızın önüne taşımaya devam edeceğim. Çünkü Atatürk bizi her an izliyor. Bir kitabıma verdiğim isim gibi: “Gözleri Hep Üzerimizde” Ona göre!                       

Yazarın Son Yazıları

Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025
‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

Devamını Oku
10.04.2025