Saray’ın sanat müzesine dönüşmesi lazım

Saray’ın sanat müzesine dönüşmesi lazım

17.03.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Gazetedeki bir haber dikkatimi çekti. Akşener, bir takipçisi ile yaptığı bir yazışma neticesinde Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın “Türkiye Yüksek Bilimler Akademisi” adını taşıyan bir üniversite olmasını istediğini dile getirmiş. Benim ise yıllardır inandığım düşünce, tek adam dönemi demokratik bir seçimle sona erdikten sonra, Saray’ın kesinlikle bir sanat müzesi olması yönünde. Bu konu her gündeme geldiğinde hem tüm inancımla kendi içimde hem de yüksek sesle çevreme dillendirdim. 

İşin özüne dönersek, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün Mustafa Kemal’in Çankayası’nda yer alması gerektiği tartışmasız bir gerçek. 

Öncelikle, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Mustafa Kemal’in en önemli kararları aldığı, nefes alıp verdiği o tarihi mekânda oturuyor ve yaşıyor olmaktan inanılmaz bir haz ve onur duyar. Cumhuriyet ve demokrasi tarihimizde, tek adam rejiminde Çankaya Köşkü’nün Cumhurbaşkanlığı Köşkü olarak kullanılmadığı bu sekiz dokuz yıllık süreç, şık olmayan bir parantezden başka bir şey ifade etmeyecek. Türkiye Cumhuriyeti kendi kuruluş ayarlarına dönecek. Gösteriş merakı, israf ve dar bir çevrenin keyfi yönetimi, yerini “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur” cümlesinin gereğine, yani güçler ayrılığıyla somutlaşan demokrasiye terk edecek.

Şimdi iktidar, tüm anketlerin kendisine seçimi kaybedeceği yönünde sonuçlar sunmasına karşın, son kozunu oynayıp, yeni bir seçim yasasını devreye sokarak altı partinin birbirine girmesini sağlamak istiyor. Yaptıkları bu oyun bozanlıkla seçim öncesi dönemi epey sabote etmeye çalıştıkları ortada. Ama bunun, “Geliyor gelmekte olan” sloganının içeriğinden insanları uzaklaştırabileceğini sanmıyorum. Büyük bir panikle oluşturulmuş bu yeni yasa maddelerine karşı muhalefetin de kendi panzehirlerini üretebileceğine eminim diyerek bu konuyu ileride irdelemek üzere rafa kaldırıyorum. 

Seçimi -gidişatın gösterdiği şekilde- muhalefet kazanacağına göre artık yanıt bekleyen sorulardan biri, seçimden sonra Saray’ın ne olarak kullanılacağı...

Saray’ın üniversite veya bir bilim merkezine dönüşmesi çok aydın bir fikir olarak iyi niyetle dillendiriliyor. Halbuki biraz düşününce, Saray’ın yalnız ve yalnız bir sanat müzesi olması gerektiği tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde ortaya çıkıyor. Özetle bu nedenlere bakalım, ardından sizin de bu kampanyaya somut ve yoğun destek vereceğinizden şüphem yok.

Lütfen hatırlayın ki Mustafa Kemal Atatürk bu Cumhuriyeti büyük bir kültür devrimi üzerine kurdu. Geçen hafta, ArtAnkara Sanat Fuarı’nda yaptığım konuşmamda da dillendirdiğim gibi, Mustafa Kemal en yoğun ve kritik savaş günlerinde bile kendi kafasında adım adım yaşama geçireceği o büyük ve mükemmel Türkiye rüyasını büyük bir resim gibi kurgulamakla meşguldü. Bombalar patlarken, yarınki muharebelerde izleyeceği stratejiler kafasında şekillenirken, bir yandan da muasır medeniyetler seviyesini yakalayacak ve hatta aşacak genç Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşam tarzını, insanların kıyafetini, kullanacakları dili, duvarlarına asacakları resmi, dinleyecekleri müziği, izleyecekleri operayı, tiyatroyu kafasında kurgulamakla meşguldü. Zaten Harf Devrimi, kıyafet devrimi, kadın erkek eşitliğine dair attığı adımlar çağdaş Türkiye’nin değişen yüzünün temelini oluşturuyordu. 

Mustafa Kemal paranın en az olduğu dönemlerde operaya, sinemaya, tiyatroya fonlar ayırmış, güzel sanatlarda ise sanatçıların eserlerinden en güzel ve nitelikli olanları devlet koleksiyonuna katmıştı. O günkü devlet bütçesi içinden sanata ayrılan rakamları bugünkü bütçeye uygulasanız, 100 milyonlarca dolar, hatta milyar dolar karşılığını bulursunuz!   

Sonra ne mi oldu? Atatürk’ün ölümünün ardından, hadi bilemediniz  İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki hükümetlere bakarsak, kültüre karşı işlenen büyük bir cinayet görüyoruz. Atatürk ve İnönü döneminde açılan İstanbul ve Ankara resim heykel müzelerinden sonra, son 80 yılda devletin bir modern sanat veya çağdaş sanat müzesi açmamış olması, maalesef kültürel bir iflasın ötesinde, bu Cumhuriyet’in kuruluş senedinin temel mantığına ve kurucu önderine bir ihanettir.  

Şimdi bu makalenin konusuna dönüyorum, tüm zorluklara, yobazlara ve faşizme rağmen sonuçta bu devlet veya onun içinden yetişmiş özel sektör, 200’ü aşkın üniversite kurmayı başarmıştır. Keza bu ülkede birçok bilim merkezi ve kuruluşu da vardır. Halbuki bu devlet, kültürel alanda sanatçılarına, sanatseverlere korkunç bir borç biriktirmiştir. Dünyada, hiçbir kıtada, kültür ve sanata bu oranda zarar vermiş, aşağılamış başka bir ülke yoktur! 

Saray’ı “Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi”ne dönüştürmek, son 80 yılda birikmiş borcun olsa olsa yüzde 5’ini geri ödemekten başka bir şey değildir! Türkiye önümüzdeki beş yılda bütçesinin TAMAMINI kültür ve sanata harcasaydı, yine de kendini bu alandaki birikmiş günahlarından arındıramazdı.

Bakın kimse alınmasın ama şunu da eklemem lazım: Büyük ihtimalle bu yazıyı okuyan politikacılar burada sunduğum kavramı çok abartılı bulacaklar. Ne yazık ki şu aşamada bundan hiç şüphem yok. Çünkü zaten aksini düşünselerdi, son 80 yıla hiç olmazsa iki üç sanat müzesi projesi sığdırırlardı. Ama aldıkları eğitim ve Atatürkçü donanım eksiklikleri nedeniyle, maalesef Türkiye’deki siyaset insanlarının ne böyle bir önceliği oldu bugüne kadar ne de sosyokültürel bilinci... 

İşte bu nedenlerle, Saray’ın sanat müzesine dönüşmesi, devletin önüne sunulmuş ve kaçırılmaması gereken büyük bir fırsattır. Kimse kusura bakmasın, böyle bir müzenin şu anda üniversite veya bir bilim akademisinden çok daha fazla öncelik hakkı vardır ve bu binanın dünyada ses getirecek bir müzeye dönüşmesi, uluslararası basın ve sanat dünyasında büyük bir olay olur. 

Kimse kalkıp dar vizyonunu daha da açığa çıkaracak şekilde “Orası çok büyük, o kadar büyük müze olur mu?” demeye kalkmasın. İlerleyen süreçte, dünyanın en önemli ülkelerindeki bazı müzelerde gördüğümüz gibi arkeolojiden çağdaş sanata kadar uzanan bir yelpazede, yenilikçi kavramlardan da geçerek, o büyük müzenin içerik projesini de sizlerle paylaşacağım. 

Şimdi tüm sanat ortamının, yani yalnız sanatçılar değil, sanat profesyonelleri, sanat severler ve hatta tüm aydınların bu konuda tepki ve imza vermeleri, acil olarak bu kampanyaya katılmaları, olmazsa olmaz bir verimli mecburiyettir. Kampanya metnini müze içeriği ile beraber bir başka yazıda sunacağım. Şimdilik desteklerinizi buraya e-mail olarak atabilirsiniz...

Yazarın Son Yazıları

Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi

Hayatımız içeride de zor dışarıda da...

Devamını Oku
12.03.2026
Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025