Ceren Kumbasar

Sosyologlar işbaşında

03 Nisan 2016 Pazar

Bu hafta, son zamanlarda alışageldiğimiz üzere adliye odaklı tatsız bir haftaydı. Sizlere bu haftaki projeleri hazırlarken bir mail aldım. Mail Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Tuna Kuyucu’dan geliyordu. İstanbul’da 2005’ten beri uygulanmakta lan büyük çaplı kentsel dönüşüm projlerinin başarısız olmalarının sosyal, kurumsal ve hukuki nedenlerini araştırdığını ve bu konuyla ilgili görüşmek istediğini belirtti. Yıllardır kentsel dönüşüm projelerinin şehir bölge plancıları kadar sosyologların, tarihçilerin ve sivil toplum örgütlerinin işi olduğunu yazan biri olarak bir sosyologdan mail almak gerçekten şaşırtıcı oldu. Üstelik bu sosyologun uzmanlaştığı konu kentsel dönüşümdü.

Tuna Kuyucu şimdiye kadar birçok araştırma raporuna, akademik çalışmaya imza atmış bir akademisyen. Şimdiki çalışmasında da, bu hafta size tanıtacağım iki proje dahil toplam dört projeye odaklanarak, bence çok değerli bir araştırma raporu hazırlamaya çalışıyor. Rapor, dikkate değer bulunup sadece akademik bir çalışma olarak kalsa da kentsel dönüşüm projeleri için ilaç niteliğinde.

Kendisiyle görüşmemiz sıraasında öğrendim ki Tuna Kuyucu, aynı zamanda “imzacı” akademisyenlerden biri. Şimdiye kadar o kadar değerli çalışmaların altında imzası var ki, keşke bu çalışmaların altındaki imzası dikkate alınsaydı da, böyle bir sektör bunca yıl bunca büyük problemleri yaşayıp bu kadar zaman ve para kaybetmeseydi.

Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz sohbetin bir özetini sizlerle de paylaşmak isterim ki, kentlerin dönüşümünde hepimizin bir parça katkısı olabilsin.

Gelişmekte olan ülkelerin en büyük sıkıntılarından biri kentsel dönüşüm. Türkiye’de de son yıllarda gündemden düşmeyen kentsel dönüşüm konusu ne yazık ki hâlâ kanayan bir yara. Kentsel dönüşüm konusunun bu kadar uzun zamandır konuşulmasının, çoğu projenin sürekli ertelenmesinin, konunun tarafı olan kimsenin çözümlerden ve çözüm yollarından memnun olmamasının en temel sebebi günlük/dönemlik kararlarla şehirlerin kaderinin belirleniyor olması.

Neden olmuyor?

1. Parsel bazında verilen dönüşüm kararları büyük ölçekte işler olmuyor. Sadece bir bina için veya ada bazında verilen dönüşüm kararları, uzun vadeli ihtiyaçları da kısa vadeli fırsatları da içeremiyor ve en önemlisi o şehrin geleceğinin kurgusuna hizmet etmiyor. (Türkiye’de hangi şehrin gelecek kurgusu var diye sorsanız size cevap veremem)

2. Kentsel dönüşüm sürecinin çok yanlış yürütülmesinin çok basit ve temel bir sebebi var; sosyologların, tarihçilerin, sivil toplum örgütlerinin bu projelerin tarafı olmaması, oldurulmaması. Şükür ki artık sadece mimarlar değil şehir bölge plancıları da işin içinde.

3. Ranta engel olunamaması, bu sürecin ve sürecin sonundaki projelerin kalitesini değiştiren hatta engelleyen en büyük etken. Kentsel dönüşüm konusunun kararnamelerle bile sürekli değiştirilmesinin en temel sebebi rant elde edecek tarafların veya bu tarafların paylarının değişmesi.

Ranttan bahsedince sadece akla kamu kurum ve kuruluşları gelmesin. Bireysel olarak da rant beklentisiyle dönüşümü engelleyen çok büyük bir kitle var. Fikirtepe’de de Bağdat caddesinde de süreçlerin uzamasının en temel sebebi bu. Sadece sahibi olduğu evin yenilenmesiyle yetinmek istemeyen zihniyetler, önce ihtiyaç belirliyorlar sonra evlerinin ederini. Değerle eder arasındaki fark bir türlü anlaşılamamış durumda.


Yazarın Son Yazıları

Ihlamur’a dokunma 3 Temmuz 2016
Demokratik şehircilik 25 Haziran 2016
Mayısta 1058 yeni firma 18 Haziran 2016
Uygulamacı Oscarları 12 Haziran 2016
Yeşile terk edin 5 Haziran 2016
Gezi’yi anlamak 29 Mayıs 2016
Gezi’yi anlamak 29 Mayıs 2016
Ne felsefe var ne mimari 15 Mayıs 2016
Anneler 8 Mayıs 2016
Sektör emekçileri 1 Mayıs 2016
İtirafa övgü 10 Nisan 2016