Devlet Savaşa Hazırlanıyor

26 Nisan 2014 Cumartesi

Güvenlik güçleri 1 Mayıs Emek Günü’nde Taksim’i zorlayacak kitleleri nasıl engelleyeceklerinin tatbikatını yapıyor. Olası bir “savaşa” hazırlanıyor. Yakın zamanda bu tür “savaşların” onca insanın canına mal olduğu gerçeğinden gerekli dersler çıkartılmamış.
Denilebilir ki: “E, sendikalar da ille de Taksim’e gireceğiz diye ateşe körükle gitmesinler!”
İyi de bu göz göre göre yurttaşların anayasanın 34, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de 13. maddesinin kendilerine tanıdığı haklardan vazgeçmeleri anlamına gelmez mi? Demokratik olduğunu savlayan bir ülkede yurttaşlardan böyle bir feragat beklenebilir mi?

***

Anayasamızın 34. maddesi şöyle diyor: “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.”
Taksim’de 1 Mayıs Emek Günü en son 2012 yılında kutlanmıştır. Bu çok geniş katılımlı görkemli kutlamadan medyanın ağız birliği etmişçesine “şenlik havası” diye söz ettikleri belleklerdedir. 2013 yılındaki kutlamalara Taksim’i yasaklamanın gerekçesi ise alandaki yenileme çalışmalarıydı. Bu yıl ortada, yukarıda belirtilen “sınırlandırmayı” haklı gösterecek bir durum yoktur.

***

Anayasaya aykırı bu yasağın “gizli” gerekçesi ise geçen yılki Gezi olaylarının iktidarın yüreğine saldığı korkudur. İktidar, o olaylardan bu yana Türkiye genelinde muhalif güçlerce düzenlenen her türlü gösteri ve toplantıya kuşkuyla, korkuyla yaklaşmakta, ulusal ve uluslararası yasalarla, sözleşmelerle güvence altına alınmış bu hakkın kullanımını engellemektedir.
Bir siyasal iktidar özellikle parlamento dışı muhalefete bu hakları tanıdığı ölçüde demokratlığını kanıtlar. Anayasa tarafından güvence altına alınmış evrensel temel hak ve özgürlükleri yasaklayarak, kısıtlayarak demokrat olunmaz. Bu tür yasaklayıcı, kısıtlayıcı otoriter rejimlerin demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu rejimlerin taşıyıcısı siyasal iktidarlar katıldıkları seçimlerden istedikleri kadar “zaferle” çıkmış olsunlar, bu onların otoriter/otokratik niteliklerini değiştirmez, onları, insan hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmada haklı çıkarmaz.

***

İktidar girdiği bu hatalı yoldan bir an önce geri dönmelidir. Yeni gerginliklerin, çatışmaların, dökülecek olası kanların bu ülkede kimseye sağlayacağı bir yarar yoktur.
1 Mayıs bir emek şenliğidir. Bu şenliğin kim tarafından olursa olsun üzerine leke düşürülmemelidir.  


Yazarın Son Yazıları

Veda 28 Eylül 2018
Ağlamak 4 Temmuz 2018
Mutlu sona doğru 22 Haziran 2018
Yorgunluk 20 Haziran 2018
Dertleşme 13 Haziran 2018
Baskın 20 Nisan 2018
İzmir bir başka… 18 Nisan 2018
SAPTAMALAR 2 6 Nisan 2018
Saptamalar 4 Nisan 2018