Elçin Poyrazlar

Siyaset üstü tecavüz

15 Aralık 2022 Perşembe

Bu ülkenin aile bakanı tarikat yapılanması içinde 6 yaşından bu yana bir kız çocuğunun istismara uğramasını ‘siyaset üstü’ bir mesele olarak niteledi.

Bu bakanın bağlı olduğu siyasi odağın değerlerine göre 20 yıldır üstü kapatılan, cezasız kalan bu suç, siyasetin konusu olmamalı.

Vakıf yurtlarında istismar edilen onlarca çocuk için ‘bir kereden bir şey olmaz’ diyebilen, maden kazalarında yaşamlarını kaybedenleri ‘kader planıyla’ geçiştiren, sistematik kadın cinayetlerini ‘aile’ yapısına hapsetmeye çalışanların siyaset anlayışı nedir peki?

İnşaat ve rant mı?

Bu halkın hizmetlisi olduklarını unutarak makamlarından diskur çekenlere siyasetin ne olduğunu bir kez daha en baştan anlatmak gerekiyor. 

Doğduğun ailenin imkansızlıkları ya da imtiyazlarıdır siyaset. 

Sınıflar arası uçurum, fırsat eşitsizliği, gözünü açtığın çevre, ülke ve coğrafyadır siyaset. 

İlkokulda sınıf arkadaşının yoksul olduğu için okuldan koparılıp kuaförde manikürcü olarak çalıştırılmasıdır. 

Babasının inançları nedeniyle reşit olmadan zorla evlendirilmesidir. 

Eğitimine devam edebilen şanslı kesimdeyse sınavlarda hile yapan kişilerin onun önüne geçmesidir. 

Öğrenciyken yurtlarda kalamamasıdır, bunu protesto ederse gösterilerde polisten dayak yemesidir. 

Hayata atılıp işe girdiğinde üç kuruş için patron tarafından ezilmesi, ne kadar yetenekli olursa olsun torpillilerin önünü hep tıkamasıdır. 

Dili, kökeni, ırkı, dinsizliği, mezhebi nedeniyle çoğunluktan ayrı tutulmasıdır. 

Kiminle seviştiği, hangi cinsiyeti seçtiği, cinsel tercihlerinden ötürü ya da evliliğe karşı olmasının getirdiği muazzam yükü taşımak zorunda olmasıdır. 

Saçı, bedeni, görünüşü, giyimi, dekoltesinde bile özgür bırakılmamasıdır. 

Çocuk doğurup doğurmama tercihinin telkin ve baskıyla elinden alınmasıdır. 

Evde kimin temizlik yaptığı, kimin çocuğa, yaşlıya baktığıdır siyaset.  

Kadın olmanın ne olduğunu hep erkeklerin anlatmasıdır. 

Ailede, mahallede, sokakta, okulda, işte baskı, gözetim, taciz ve istismarla yaşamak zorunda kalmasıdır. 

Eğer hayatının iplerini eline almaya kalkarsa tüm sistemin, hukukun ve siyasetin ona karşı şahlanmasıdır. 

Fikirlerini ifade etmemesi, pek gezmemesi, evde saklanması, kıyıda kalması, ‘makul’ kadın vatandaş olması beklentisini sürekli yaşamasıdır. 

Yapısal şiddetin mağduru haline geldiğinde haklarını almak için harekete geçerse toplumun mevcut inançları ve adetlerine uygun davranması tehdididir. 

Siyaset kişisel olandır. 

Siyaset bireyi ve halkı doğrudan ilgilendiren her şeydir. 

İlk nefesi aldığımız andan son nefesimize kadar tüm hayatımızı etkiler. 

Ufacık bir çocuğun 20 yıl boyunca cinsel, fiziksel ve ruhsal işkenceye maruz kalması siyasetin başat konusudur. 

Siyaset bunun için vardır. 

Yeni kuşakların, kadınların, dezavantajlı grupların, tüm vatandaşların refahı, özgürlüğü, güvenliği ve faydalı düzen hedefi için. 

Şimdi elinizdeki o kof bahaneleri usulca yere bırakın ve efendiniz olan halkı dinleyin.

Çünkü gerçek siyaset halkın ta kendisidir.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları