19 Mayıs 2016: Anayasasız yargı hiçtir!

19 Mayıs 2016 Perşembe

Türkiye artık “vasıfsız ortalamaların” değil, “niteliksiz cahillerin” yönettiği bir ülke haline geldi!
Çünkü “Birleşik kaplar” örneğinde olduğu gibi, en niteliksiz kesim olan politika, bütün öteki alanları da kendisiyle aynı seviyeye indirdi.
Otoriter/Totaliter baskı yönetimlerinin kaçınılmaz sonucu, böyle bir seviyesizlik oluyor!

***

Kabalık, cehalet ve niteliksizlik (vasıfsızlık), siyasetin bütün toplumsal yaşamı denetim altına almasıyla, her yere sızdı!
Önce bürokrasi, sonra yargı, nihayet eğitim ve medya...
Bürokrasi zaten malum, anlatmaya gerek yok.
Kalitesiz eğitim ve eğitim skandalları artık olağanlaştı.
Medya, genel olarak iktidarın seviyesiz bir borazanı haline geldi, artık inanılırlığını tamamiyle yitirdi.
Yargı ise kamuoyundaki bütün güvenilirliğini kaybetti ve adalet mekanizmasının prestiji yerlerde sürünen oranlara düştü.

***

Elbette Adalet Mekanizması’ndaki yozlaşma, haktan ve evrensel hukuktan sapma olarak ortaya çıkıyor:
Sadece, bugünlerde ikincisi yaşanan, “Silivri trajedileri”nden, hapse atılan yargıçlardan, yurtdışına kaçan savcılardan söz etmiyorum...
Son MHP kurultayı konusunda çıkan mahkemeler arası kargaşadan, iktidarın yargı yoluyla siyaseti düzenleme (dizayn etme) çabalarından, eski Özel Yetkili Mahkemeler yerine kurulan Sulh Ceza Hâkimlikleri’nden, Cumhurbaşkanı’nın yargı ve mahkeme tanımaz beyanlarından bahsediyorum.
Bunlar herkesin gözü önünde cereyan ediyor ve adalete zaten sarsılmış olan güveni yerle bir ediyor!

***

Demokrasi, Hukuk Devleti bağlamında, temel hak ve özgürlüklere dayalı bir Anayasa ile hayata geçirilir..
Türkiye’deki AYM, uluslararası anlaşmalar gereğince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarını da dikkate alarak evrensel bir Demokrasi ve Hukuk Devleti anlayışı içinde iktidarı denetler.
Onun dışındaki bütün mahkemeler, Yargıtay, Danıştay, HSYK gibi üst mahkemeler ve adalet kuruluşları, ancak Hukuk Devleti ve Anayasa çerçevesinde, temel insan hak ve özgürlüklerine dayalı Demokratik rejim korunduğu zaman bir anlam ifade ederler...
Yoksa, bütün bu kuruluş ve mahkemeler, iktidarın keyfi yasaları ve emirleri çerçevesinde karar veren birer tiyatro dekoru olmaktan öte bir anlam taşıyamazlar.
Demokrasiyi ve Hukuk Devleti’ni reddeden yargı örnekleri ve bu örneklerin yol açtığı trajediler, insanlık tarihinde, henüz belleklerdeki tazeliğini koruyan birer kara leke olarak durmaktadır!

***

Bu yazıyı, Can Dündar, Erdem Gül davasını gören Ağır Ceza Mahkemesi’nin karar gerekçesindeki Anayasa Mahkemesi eleştirileri üzerine yazdım:
Hukuk Devleti, Demokrasi, Temel İnsan Hak ve Özgürlükleri bağlamında karar veren bir Anayasa Mahkemesi ve Anayasa denetimi olmazsa, hiçbir Ağır Ceza Mahkemesi kararının hükmü kalmaz!

***

İstiklal Savaşı ile, sadece bağımsızlığın değil çağdaş bir devletin de temelleri atıldı:
İyi ki Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktı


Yazarın Son Yazıları