Adalet devrimi yapan Türkiye’nin dünya ikinciliği ve Kılıçdaroğlu’nun ziyareti

05 Mart 2021 Cuma

Hukukçu olduğu belirtilen bir zat, iktidarın açıkladığı “İnsan Hakları Eylem Planı”nın “Reform değil, devrim” olduğunu söylemiş.

Sanıyorum Türkiye’nin son on yılda gösterdiği büyük başarının (!) sonuçlarına işaret etmek için bu ifadeyi kullanmış.

Freedom House’un 2020 Raporu, iktidarın İnsan Hakları Eylem Planı ile aynı zamanda yayımlandı.

Raporda Türkiye’nin Dünya İkincisi olduğu belirtiliyordu:

Bu rapora göre Türkiye son 10 yıl içinde özgürlükler ve demokrasi açısından en büyük gerilemenin görüldüğü ülkeler arasında Mali’den sonra “Dünya İkincisi” olmuş.

***

Türkiye genel sıralamada da 180 ülke arasında 154. olmuş.

Bir fikir vermesi açısından bazı ülkelerin yerlerini aşağıda belirttim:

7        Kosta Rika

20      Surinam

23      Namibya

27      Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti

31      Güney Afrika

38      Burkina Faso

39      Botswana

46      Papua Yeni Gine

47      Senegal

50      Tonga

54      Madagaskar

56      Mauritius

57      Nijer  

60      Gürcistan

61      Ermenistan

68      Fildişi Sahili

71      Togo

77      Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

85      Sierra Leone

87      Gambia

103    Kenya

110    Gine

120    Zambia

124    Tanzanya

125    Uganda

126    Zimbabwe

132    Orta Afrika Cumhuriyeti

150    Kongo

151    Bangladeş

154    Türkiye

164    Libya 

170    Suudi Arabistan

173    Iran

174    Suriye

180    Kuzey Kore

KILIÇDAROĞLU’NUN ZİYARETİ

Dün, Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet gazetesine bir nezaket ziyareti yaptı.

Yanında Canan Kaftancıoğlu, Tuncay Özkan, Ahmet Akın, Aykut Erdoğdu, Muammer Keskin vardı.

Türkiye’deki siyasal durum ve sorunlar açısından pek çok konu ele alındı.

Kendisine özellikle 'Demokratik Rejim’e ilişkin sorular, fezlekeler ve partiler içindeki son ayrışmalar, kopuşlar ve yeni parti oluşumları soruldu.

Her bir soruyu ve yanıtı özetlemeye yerim yetmeyeceği için edindiğim bir genel izlenimi belirtmekle yetineceğim:

Kılıçdaroğlu her soruya verdiği yanıtta, bu iktidarın ne yaparsa yapsın gideceğine olan kanısını belirtti.

Bu kanısının altında hem Millet İttifakı’na olan güveni hem de gayri resmi Demokrasi Cephesi’nin son tahlilde rejime sahip çıkacağına olan inancı yatıyordu.

Fezlekeler konusunda ortaya çıkacak olan farklı tutum ve davranışların da muhalif partiler içinde oynanan oyunların ve yaratılan fırtınaların da dar bölge sistemi dahil, seçim sistemi ile oynamaların da “Demokratik Rejim”in korunması konusundaki geniş ittifakı bozamayacağı kanısındaydı. 

Dilerim yanılmıyordur!

(Not: Bu arada karşılıklı şakalaşmalar bağlamında Canan Kaftancıoğlu’nun kahveyi sade içtiğini ve Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ın bütün çabalarına karşın, Anayasa ve Sözde Adalet Reformu tuzaklarına düşmeyeceğini de öğrendik.)


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları