CHP direnmelidir

29 Mayıs 2016 Pazar

Türkiye yeniden bir rejim sınavında: 
1946’dan bu yana, büyük bedeller ödeyerek yaşatmaya çalıştığımız demokratik rejim sürecek mi?
Yoksa sona mı erecek?

***

Bu sorunun yanıtı, sadece iktidar tarafından verilemez: 
Çünkü demokrasi sadece iktidarların var olduğu bir rejim değildir.
İster bir azınlık yönetimi, ister bir koalisyon, ister çoğunluğa dayalı, hatta isterse seçmenin yüzde 90’ını temsil eden bir yönetim olsun, hiçbir iktidar, ülkedeki farklı siyasal oluşum, grup ve özellikle de partilerin onayını almadan, demokratik rejimi TEK BAŞINA rafa kaldıramaz!

***

Kendinde, demokratik rejimi rafa kaldırma gücünü vehmeden iktidarlar olabilir...
Böyle iktidarlar, demokratik rejimi yok etme çabasına da girişebilir...
Hatta böyle iktidarlar bir süre için, başarıya ulaşmış da görünebilir...
Ama o zaman o rejime demokrasi değil, diktatörlük denir... 
Ve daha önemlisi, böyle bir rejim mutlaka ama mutlaka kısa bir sürede yıkılmaya mahkûm olur. 

***

Türkiye’de demokratik rejimin yozlaştırılması yavaş yavaş, eski tabirle, tedricen gerçekleştirilmiştir: 
Başlangıç, eşzamanlı olarak:
1) Medyaya el konması ve...
2) Silivri davaları yoluyla, yargının yozlaştırılıp bütün toplumun yüreğine bir korku salınması (korku imparatorluğu inşası) süreciyle yaşanmıştır.
Devam, yine eşzamanlı olarak:
1) Terör ve basın yasalarındaki değişiklikler ve...
2) Herkesin her an her yerde izlendiği, dinlendiği, kayda alındığı bir sistemin kurulmasıyla sürdürülmüştür. 
İlk büyük darbe, cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçilme kararı ile uygulanmıştır. 
İkinci büyük darbe, 2010 referandumu ile, yargının siyasal iktidarın emrine verilmesiyle gerçekleştirilmiştir. 
Üçüncü büyük darbe, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimine, zamanın başbakanının görevinden istifa etmeden katılmasıyla ve seçildikten sonra da iktidar partisinin yönetimine müdahalesiyle vurulmuştur.
Dördüncü büyük darbe, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Cumhurbaşkanı’nın propaganda yapmasıyla ortaya çıkmıştır.
Beşinci büyük darbe, 7 Haziran seçimleri sonrasında yaşanan hükümet kurma ve seçimin tekrarlanması sürecinde yaşanmıştır.
Altıncı büyük darbe, 1 Kasım seçimleri öncesinde terörün ve baskının bir siyasal araç olarak kullanılması biçiminde ortaya çıkmıştır.
Yedinci büyük darbe, Davutoğlu’nun görevden alınmasıyla yapılmıştır.
Sekizinci büyük darbe, milletvekilleri dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla yaşanmıştır.

***

CHP, bütün bu süreç sırasında, ya yeterince enerjik bir direniş gösterememiş, ya da daha kötüsü, sessiz kalarak rejimin savunulmasında üzerine düşen görevi yerine getirememiştir. 
Çok geç olmadan toparlanmadığı ve demokratik rejimi korumak için enerjik bir direniş sergilemediği takdirde, tarih önünde o da sorumlu olacaktır!  


Yazarın Son Yazıları