Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

12.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Önce bu kavramın Özgür Özel tarafından dile getirilmesinin nedenini ve ülkemizdeki siyasal gündem açısından anlamını anımsayalım:

1) 2008 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” kararıyla mahkûm edilmiş ve cezalandırılmış olan İktidar, Parlamenter Demokratik Rejim’i, “Şahsım Devleti” niteliğindeki otoriter bir “Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi”ne çevirdi ve gittikçe, totaliterliğe doğru evrilmeye başladı.

2) Sadece, DEM Parti’yi değil, Ana Muhalefet Partisi CHP’yi de baskı altına aldı; bu partilerin mensuplarının bir bölümünü ve CB Adayı olan liderlerini hapse attı.

3) “Terörsüz Türkiye”, “Barış” ve “Demokrasi” sloganları ile başarısızlıklarından dolayı biten siyasal ömrünü uzatmak için yeni bir anayasa yapımını hedefleyen bir “Açılım” sürecini uygulamaya koydu.

4) Bütün bu yaptıklarına rağmen, siyasal ömrünü uzatmak amacıyla yeni bir anayasa için, baskı yaptığı Ana Muhalefet Partisi CHP’den ve sürekli suçladığı ve cezalandırdığı DEM Parti’den “Süreç” desteği istiyor.

5) Bu “Sürecin” uygulayıcısı ve sözcüsü olan ABD’nin Suriye Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Thomas J. Barrack Jr. “Sürecin”, “Türkiye Cumhuriyeti”nin “Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” yapısına aykırı hedefleri olduğunu ilan etti.

(Bakınız medya haber kaynakları, Kalkandelen, Güller ve Umar’ın köşeleri ve “Olayların Ardındaki Gerçek” yazıları.)

İŞTE STOCKHOLM SENDROMU’NUN GÜNCEL SİYASAL ANLAMI:

Demokrasiyi tahrip eden ve muhalefet partilerini yok etmeye yönelik olan koşullar altında...

Üstelik baskılar ve hapis uygulamaları artarak devam ederken...

DEM Parti ve CHP başta olmak kaydıyla, varlığını Demokratik Rejime borçlu olan herhangi bir siyasal partinin...

Totaliterliğe doğru evrilen bir İktidarın, bitmiş olan siyasal ömrünü uzatacak bu girişime destek vermesi...

Kendisini yok edecek bir oluşuma katılması, “intihar etmesi” anlamına gelmektedir.

***

Şok Doktrini ve Stockholm Sendrom’u birlikte, İktidarın “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” olan “Cumhuriyet Rejimi”ni çökertme “Sürecini” açıklıyor:

1) Anayasa, Hukuk ve Demokrasi rafa kalktı:

a) Yargı bağımsızlığı yok edildi.

b) AYM kararlarına uyulmuyor.

c) Laiklik ilkesi uygulanmıyor.

d) Politikacılar TBMM’de görevleri gereği ettikleri yeminlere uymuyorlar.

e) TBMM işlevsiz bırakıldı.

2) Halkın yargıya yani devlete güveni kalmadı:

Çünkü masumiyet karinesinin reddi, tutuklu yargılamaların ceza olarak kullanılması, “gizli tanıklık kurumu”nun istismarı, haksızlık, hukuksuzluk ve yolsuzluk iddiaları, yargıç ve savcı atamaları yoluyla kararlara müdahale olayları, özellikle de “cezasızlık sendromu”, halkın yargıya güvenini yok etti.

3) Ekonomi ve maliye iflas etti: Kaynaklar bitti, Enflasyon arttı. Vergiler arttı. Ücretler ve gelirler düştü. Halk geçim sıkıntısına mahkûm edildi.

Bu üç olay ve olgu bir arada, vatandaşların devletten beklediklerini, dolayısıyla, hukuku, ahlakı, adaleti, güvenliği, eğitimi, sağlığı, sosyal güvenliği, günlük yaşam gereklerinin yerine getirilme olanaklarını ve gelecek umutlarını yok etti.

***

Sonuç olarak mevcut devlet yapısı çökertildi ama yeni bir devlet yapısı da kurulamadı.

Yani Stockholm Sendromu ve Şok Doktrini yoluyla, bireysel ve toplumsal kimliğin, kişiliğin çökertilmesi gerçekleştirilmiş görünüyor ama yeni bir umut, yeni bir yapı, yeni bir kimlik aşılanamadı.

Bu nedenle de “Süreç” bugüne kadar başarılı olamadı; müzakereler ve temaslar uzatılıp duruyor!

“Cumhuriyet Rejimi” ile “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” fiilen çökertilmiş görünseler de milletten aldıkları güçle direnecekleri için, bunları yok etmeye yönelik olan “Sürecin” başarılı olması “son tahlilde de” pek olası görünmüyor!

Yazarın Son Yazıları

İç cepheyi güçlendiren destan

İran’a da sıçrayan sıcak savaş, Türkiye’nin “Ortadoğu Bataklığı”na girmesinin ne denli sakıncalı olduğunu, İktidara bir kez daha anımsatmış görünüyor.

Devamını Oku
13.03.2026
Üçüncü darbe: 12 Mart

Bugün, ülkemizi bu karanlık döneme taşıyan “12 Mart 1971 Darbesi”nin 55. yıldönümü.

Devamını Oku
12.03.2026
Dava: İktidarın iletişim felaketi

Bir halk, bir iktidardan ne bekler?

Devamını Oku
10.03.2026
En korkunç yalan ve yalancı

Sizce en korkunç yalan hangisidir?

Devamını Oku
08.03.2026
Savaşa çare: 4 ülkede seçim!

Ortadoğu’daki savaşa ve bu savaşın ülkemize bulaşma olasılığına karşı tek çare, ABD, İsrail, İran ve Türkiye’deki seçimlerdir!

Devamını Oku
06.03.2026
Türkiye’ye füze düşerken, emperyalizmle savaş?

Bir İran füzesinin Türkiye’ye düştüğü sırada bir okurum soruyor: “ABD, İran’daki ‘Molla Diktatörlüğüne’ saldırdı.

Devamını Oku
05.03.2026
Savaşın tetikçisi ve asıl amacı

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı, “Büyük Ortadoğu Savaşı”nın günümüzdeki son aşamasıdır.

Devamını Oku
03.03.2026
Emperyalizm, Lumumba, Musaddık, Allende ve Atatürk

ABD ve İsrail, İran’a saldırıyı başlattı.

Devamını Oku
01.03.2026
Statü: Anzaklılaştırma bakanlığı

Ey Okur Bu yazı, son yıllardaki akıl almaz trajik olayların yaktığı beynimin ürettiği bir İRONİ yazısıdır.

Devamını Oku
27.02.2026
Laiklik sadece devletin değil toplumsal barışın da temelidir

“Siyaset” ya da “Politika”; biri Osmanlıcadan biri Batı dillerinden gelen aynı anlama sahip iki sözcüktür.

Devamını Oku
26.02.2026
En korkunç darbe yargı eliyle laikliğe karşı darbedir!

Çağdaş Demokratik Devlet, kültürel, mukaddes ırk ve inanç kimlikleri ne olursa olsun, bütün vatandaşlarına eşit muamele eden devlettir.

Devamını Oku
24.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da ‘vicdan’ları vardır (3)

Bu üç yazılık diziyi, Sosyal Psikolojik temellere dayanarak “Grup Baskısı” kavramı ve kimi zaman onunla çatışan “Bireysel Vicdan” hakkındaki bilgilere dayanarak yazdığımı açıklamalıyım...

Devamını Oku
22.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır! (2)

“Komisyon”un raporuna ilişkin “Vicdani” soruları da Pazar gününe bırakarak...

Devamını Oku
20.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır (1)

ÖNCE VİCDAN KAVRAMINI TANIMLAYALIM...

Devamını Oku
19.02.2026
Faşizmi siyaseten öldüren, onun ‘mutlak egemenliği’dir!

Tarih, Sosyoloji (Toplumbilim) ve Siyasal Bilim bize bütün Faşist Liderlerin ve Faşist Rejimlerin hem insanlık tarihinden hem insanlık değerlerinden, hem de kendi toplumsal ve kişisel gerçekliklerinden de kopmuş olduklarını gösterir.

Devamını Oku
17.02.2026
Adalet, bilim ve özgürlük, yok edilemez ki! (3)

Korku ne?

Devamını Oku
15.02.2026
Bilim karşıtlığı-2: Rasathane, güvercin ve katledilenler

Unutmayalım: Türkiye bugünlere cinayetlerle ve darbelerle getirildi ve YÖK de bir askeri darbe kurumudur!

Devamını Oku
13.02.2026
Üniversite çökertilirse gelecek kalmaz!

Son kabine değişikliği, seçimlere giderken ortamın daha gerileceğinin işareti olarak görülüyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Sami Selçuk: ‘Kaba güç ölümcüldür!’ (8)

Cumhurbaşkanı, Türkiye genelinde toplam 25 bin 449 hâkim ve Cumhuriyet savcısının görev yaptığını belirtmiş.

Devamını Oku
10.02.2026
Sami Selçuk: Değiştirilen yargıçlar ve uzayan davalar (7)

Herhalde İktidar sayesinde (!) olağanlaşmış olan “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizlikler”, hukuk, yargı ve akademi çevrelerinde bütünüyle kanıksanmış olmalı ki, “Hukuksuzluk Olgusu” üzerine yazdığım yazılar, iki üç kişi hariç, bu çevrelerde, insanları utandıran bir sessizlikle karşılandı.

Devamını Oku
08.02.2026
Laik hukuk yoksa ne ‘süreç’ olur, ne ‘açılım’ ne de ‘barış’! (6)

DÜN 5 ŞUBAT LAİKLİK GÜNÜYDÜ!

Devamını Oku
06.02.2026
Hukuksuzluk en çok iktidara ve topluma zarar verir (5)

Hukuksuzluk, yani kuralsızlık ve keyfilik, en çok onu yapan iktidarlara ve onların yönettikleri toplumlara zarar verir; çünkü istikrarı bozar!

Devamını Oku
05.02.2026
Hukuksuzluk yapanlar hapisteyken... (4)

HUKUKSUZLUK, sadece devletin değil, toplumun da altını oyuyor: Adalet, güvenlik, ekonomi, iş hayatı, aile, günlük yaşam, ahlak, nezaket, terbiye, geleceğe umut, bütün değerler, kurallar, güvenceler yerle bir oluyor...

Devamını Oku
03.02.2026
Yemin, ahlak, hukuk, namus ve şeref (3)

Bugünkü makalem, bu konuda art arda yazdığım üçüncü yazı.

Devamını Oku
01.02.2026
Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olamaz!

Yine dünkü Cumhuriyet...

Devamını Oku
30.01.2026
Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Dünkü Cumhuriyet’in manşeti “‘Çete Lideri’ne VIP ayrıcalığı” biçimindeydi...

Devamını Oku
29.01.2026
Engellenen on parmak mucizesi

Kitaplarımı önce el yazımla yazmaya başlardım.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu’yu bir devrimci olarak anmak

Dün, Uğur Mumcu’nun 1993 yılında dinci/ faşistler tarafından haince katledilişinin 33. yıldönümüydü.

Devamını Oku
25.01.2026
Emperyalizmin bilinci ahlakı ve vicdanı

ABD, Suriye’yi teslim ettiği HTŞ (Ahmed eş Şara) ile IŞİD’le mücadele ve İsrail’le ittifak konularında anlaşıp artık SDG’ye ihtiyaçlarının kalmadığını ilan edince Kürtler şaşkınlık içinde, “ABD bize ihanet etti, ABD bizi sattı” kıvamındaki sözlerle yakınmaya başladılar.

Devamını Oku
23.01.2026
Yerli ve milli klavye mucizesini kim katletti?

29 Nisan 2025 günü elektronik postama bir mektup geldi...

Devamını Oku
22.01.2026
Sol tartışır sağ malı götürür (6)

Suriye’deki son gelişmeler, Emperyalizm ile radikal siyasal İslamın bütünüyle anlaştığını gösterdi.

Devamını Oku
20.01.2026
Kuramsal tartışmalar ve ittifak arayışları (5)

Gerek Kemalizm ve Atatürkçülük üzerine, gerekse Marksizm ve Sosyalizm üzerine yapılan kuramsal ve kavramsal tartışmaların sonu yoktur.

Devamını Oku
18.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 4

Türkiye şu anda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti” modelinden kaynaklanan bir “Rejim Bunalımı” ile karşı karşıya.

Devamını Oku
16.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026