İktidar medyasına güvensizliğimin kökenleri

04 Eylül 2016 Pazar

Pazar günleri siyasal anılarımı yazmaya başlayalı, Türkiye yarım yüzyıldır, sanki Demokrasi yolunda hiç ilerlememiş gibi gelmeye başladı!

***

Önce, Mülkiye tarihinden bir kara mizah:
“1960’ın başında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, Demokrasi konusunu, sadece kuramsal açıdan okumakla kalmadık, üzerimize ateş açan asker ve polislerinin kurşunları altında, uygulamalı olarak da öğrendik!”
Evet, daha birinci sınıfta, Prof. Bahri Savcı’dan aldığımız “Anayasa” dersinde, İngiliz demokrasisi ile Kıta Avrupası (Fransız) demokrasisi arasındaki farkları okurken...
Devrimin iki numaralı adamı İsmet İnönü’nün tepeden inme kararı ile dünyaya örnek olacak biçimde ülkenin Çok Partili Düzen’e geçmesi sayesinde iktidara gelen ve Demokrasiyi katleden Demokrat Parti’nin temsil ettiği Türk Demokrasisi’nin...
Kendisini (yani Demokrasiyi) korumak için, “Yaşasın demokrasi”, Menderes istifa” diye bağıran öğrencilerin üzerine asker ve polislerle saldırdığını, yaşayarak öğrendik!

***

29 Nisan sabahı, bahçede toplanmış, asker ve polis baskınından önce, kendi kendimize bağırıp çağırırken, birden, bir hareketlenme oldu...
“CHP milletvekili Ferda Güley geldi” dediler.
Tanımadığım yaşlıca bir adam öğrencilerin yardımıyla bir otomobilin üstüne çıktı ve özet olarak, “Çocuklar sizi anlıyorum, demokrasiye olan inancınızı da takdir ediyorum. Ama lütfen dağılın, size zarar gelmesin. Size söz veriyorum, Meclis’te sizin sözcünüz olacağız, bu görüşlerinizi dile getireceğiz” mealinde bir konuşma yaptı!
Güley’in biz gençleri korumak için yaptığı bu çaba ve söylediği sözler boşa gitti, büyük sınıflar tarafından yuhalanarak otomobilin üzerinden indirildi ve bahçenin dışına çıkarıldı.
Şimdi asıl anlatmak istediğim noktaya geliyorum:
Ertesi günkü iktidar yanlısı gazetelerde, olay tam tersi biçimde yansıtılmış, Ferda Güley’in Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne gittiği ve öğrencileri iktidar aleyhine kışkırttığı yazılmıştı.

***

Elbette iktidar yandaşı medyanın yaptığı en büyük dezenformasyon olayı, en yaygın ve en yoğun biçimde, Birinci Silivri Trajedisi sırasında, Ergenekon, Balyoz, Odatv ve benzeri davalarda yaşanmıştı:
Bence, yüzlerce masum insanın hayatının karartılmasına yol açan bu trajedinin trajik sonuçları, günümüzde hâlâ bütünüyle tam idrak edilmemiş...
Bu nedenle de, adaletteki haksızlık ve hukuksuzlukların ne korkunç sonuçlar doğurduğu konusunda ciddi dersler alınmamıştır.

***

1960’tan beri iktidar borazanlarının yazdıklarına ve söylediklerine kuşku ile yaklaşırım...
O tür yayınlarda her okuduğuma, duyduğuma inanmam...
İktidar eliyle tezgâhlanan toplumsal linçlere de alet olmamaya çalışırım!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Faşizmin formülü 6 Mayıs 2021