İlk Kez Şaşırdım Ve Korktum!

15 Haziran 2013 Cumartesi

“İnsana ilişkin hiçbir şey beni şaşırtmaz” derim hep!

\n

Bu sözü, gözler yaşartacak iyilikler veya tüyler ürperten canavarlıklar karşısında da tekrarlarım…
Bu davranışlar beni sevindirir ya da üzer, ama şaşırtmaz!
Taksim Gezi Parkı Direnişi’nde de öyle oldu:
Çevreci gençlerin davranışı, iktidarın orantısız güç kullanışı ve buna karşı büyüyen tepkiler de beni şaşırtmadı…
Dünyayı ve Türkiye’yi doğru verilerle gözlemlerseniz, nelerin olup biteceğini biraz tahmin edebiliyorsunuz zaten!

\n

***

\n

Ama geçen gün “Annelerin eylemi” beni hem şaşırttı hem de korkuttu:
Bir anne için evladının can güvenliğinden daha mukaddes bir şey yoktur!”
Vali
Hüseyin Avni Mutlu, eylemleri bitirmek için, ailelere “Can güvenliği yoktur, çocuklarınızı Gezi Parkı’ndan alın” dedi.
O gençlerin, ailelerinin sözünü dinleyecek kadar küçük ya da bağımlı olduklarını sanmak hatası da dahil, zaten kullanılmakta olan
“mahalle baskısının” yanına bir de “aile baskısını” koymak, bu iktidarın monist biat kültürü açısından beklenen bir davranıştı.
Anneler ise çocuklarını Gezi Parkı’ndan çekmek yerine (belki de çekemedikleri, çekemeyecekleri için) o parka kendileri geldiler ve onları korumak için el ele tutuşarak bir güvenlik çemberi oluşturdular!
Bu beni bir toplumbilimci ve de bir baba ve dede olarak hem şaşırttı hem de korkuttu; demek ki halkın bir kesiminde gerçekten “Bıçak kemiğe dayanmış”…
Dilerim hiçbir güvenlik görevlisi, evladını korumak için canını dişine takmış bir anne ile muhatap olmaz!

\n

***

\n

Bu olayı üç beş ağacın kesimi ya da bir kışlanın yapımı sorunu gibi görmek…
Sorunu, yine bir çoğunluk baskısını ortaya koyacak halkoylaması ile çözmeye çalışmak…
Aymazlıkların en büyüğüdür:
Bu bir birikimdir; tepeden bakan, yaşam biçimine müdahale eden, toplumsal mühendisliğine soyunan, ceberrut bir iktidara karşı bir birikim…
Hani “Kediyi köşeye sıkıştırırsan tırmalar” derler ya…
İşte o hesap,
bir desperado davranışı!
Anneler, çocuklarıyla birlikte, kendi canlarını da tehlikeye atarak bir eyleme katılıyorlarsa, şöyle bir durup düşünmek gerekir:
Hiçbir iktidar böyle bir canhıraş eylemi görmezden gelemez…
Oy potansiyeli yüzde kaç olursa olsun, seçmenin bir kesiminde böyle bir
umutsuzluk (desperado) psikolojisi yaratılmışsa, orada demokrasi işlemiyor demektir…
Böyle bir ortamda halkoylaması, sadece bir baskı, bir diktatörlük gösterisi olur…
Zaten dün de belirttim: Parkların ancak yapılması referanduma konu olur, yok edilmesi değil!

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020