Kavala davası uluslararası sorun olurken - 1

24 Ekim 2021 Pazar

Altüst olan dünyada, Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu “Şeytan Üçgenindeki” jeostratejik yerinden dolayı Türkiye’nin önemi hiçbir zaman azalmıyor.

ABD’nin Ortadoğu’ya ve Afganistan’a müdahalesinin sonuçları ve bu arada “sığınmacılar” sorunu ülkemizin bu önemini daha da artırdı.

İktidar, bu durumu elbette kendi lehine kullanmaya çalışıyor ama ülke aynı nedenle uluslararası denetim mekanizmalarının da radarında.

Karapara aklanmasına ve terörün finansmanına karşı kurulmuş olan, Türkiye’nin de katıldığı, Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü FATF, Türkiye’yi “riskli ülkelerin” bulunduğu “Gri Liste”ye aldı.

Elbette, ekonomik, mali, siyasal konular kadar, bütün bunların temelinde yatan “Demokratik Rejim”, “Hukuk Devleti” ve yargı mekanizması da Avrupa Konseyi’nin mahkemesi olan AİHM’nin denetiminde.

Türkiye’de hep var olan ama özellikle 16 Nisan 2017 Halkoylamasıyla kurulan “Şahsım Rejimi” sonunda zirveye ulaşan yargının siyasallaşması sorunu, AİHM’ye daha çok davanın götürülmesine yol açtı.

Öyle anlaşılıyor ki ülkedeki adaletsizlik ve hukuksuzluklar, Anayasaya göre uymak zorunda olduğumuz AİHM kararlarına uyulmamasından dolayı şimdi uluslararası düzeyde de tartışılıyor.

***

Önce AİHM, Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi.

Anayasa gereği Türkiye, AİHM’nin kararlarına uymak zorunda ama bu kararlara uymadı.

Bunun üzerine Mahkeme, Türkiye’yi, yaptırım uygulanması için Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne şikâyet etme sürecini başlattı.

Konsey, AİHM kararlarına uymayan ülkelere, üyelikten çıkarmaya kadar gidebilen bir dizi yaptırım uygulayabiliyor.

Türkiye hakkında henüz bir karar verilmiş değil.

***

Bu sırada Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda’nın Ankara büyükelçileri, ortak bir açıklama yayımlayarak Kavala’nın serbest bırakılmasını istediler:

Osman Kavala’nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti. Davanın, farklı dosyaların birleştirilmesi ve beraat kararından sonra yeni davaların yaratılması yoluyla sürekli geciktirilmesi, Türk yargı sisteminde demokrasiye saygıyı, hukuk devleti ve şeffaflık ilkelerini gölgelemektedir.

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda Büyükelçilikleri olarak Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleriyle ve milli kanunlarıyla uyumlu şekilde, bu davanın adil ve hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiği kanısındayız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu husustaki kararları doğrultusunda Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyoruz.”

***

Bu açıklama üzerine, Dışişleri Bakanlığı büyükelçileri Bakanlığa çağırdı ve sert bir biçimde bu açıklamanın reddedildiğini bildirdi:

Ülkemizde devam eden bir davayla ilgili olarak, diplomatik teamüllere aykırı bir şekilde dün akşam ortak bir açıklama yayımlayan Ankara’daki bir grup Büyükelçi, bu sabah Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştır.

Bu ülkelerin Büyükelçileri/Maslahatgüzarlarına, sosyal medya üzerinden yapılan ve bağımsız yargı tarafından yürütülen hukuki bir süreçle ilgili bu hadsiz açıklamanın kabul edilemez olduğu, hukuki süreçlerin siyasallaştırılmasına ve Türk yargısına baskı yapmaya yeltenen bu açıklamanın reddedildiği, söz konusu açıklamanın Büyükelçilerin savunduğunu iddia ettikleri hukukun üstünlüğü, demokrasi ve yargı bağımsızlığına da aykırı olduğu iletilmiştir.

Adı geçenlere, Anayasamızda da kayıtlı olduğu üzere, Türkiye’nin insan haklarına saygılı, demokratik bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış ve Türk yargısının bu tür sorumsuz açıklamalardan etkilenmeyeceği hatırlatılmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, bazı ülkelere yönelik verdiği ve yıllardır uygulanmayan kararlarını görmezden gelenlerin, sadece Türkiye ile ilgili davalara odaklanmalarının ve özellikle Kavala davasını sürekli ve ısrarla gündemde tutmaya çalışmalarının samimiyetsiz ve çifte standartlı bir yaklaşım olduğuna dikkat çekilmiş, Büyükelçiler/Maslahatgüzarlar Viyana Sözleşmesi kapsamında görevlerinin sorumlulukları içerisinde kalma konusunda uyarılmışlardır.”

***

Olayın devamı ve bazı yorumlar Salı gününe.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları