Biri niye hepimizin babası olmak ister?
Enver Aysever
Son Köşe Yazıları

Biri niye hepimizin babası olmak ister?

27.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Bizde devlet hep “baba”dır. Erkek egemen dilin göstergesidir bu. Aynı zamanda halkın itirazını engelleyen bir tariftir de: babaya karşı gelinmez! Oysa babanın şefkatli, haklı, adil olduğuna dair elimizde hiçbir veri yoktur. Hatta tersine pek çok örnek bulunur. Maalesef devlet hep kutsaldır. Bu yüzden de devletle yurttaş arasındaki ilişkide hep devlet haklı sayılır. Oysa devlet dediğimiz bir organizasyondur. Eğer sağlıklı işlese herkesin uyumlu, huzurlu yaşamasını sağlayacak bir mekanizmadır.

Bizde mafya liderlerine de baba denir. Onlara da yaptıkları tüm pis işler göz ardı edilerek bu sıfat verilir. Hiçbir gerçeği olmayan efsaneler uydurulur. “Kötülerden, zenginden alır, fakire verir” türü söylencelerdir bunlar. Orada da baba kutsaldır. Kabaca “hem döver hem söver”. Sorgulanmaz. Doğruyu bilir. Gereğinde şiddet uygular, bu da meşru sayılır.

Cumhuriyetin Çoban Sülü’sü!

Süleyman Demirelbaba” idi! Bir tür kurtarıcı olarak konmuştu toplumun önüne. Devletin şefkatini(!) simgeliyordu. Yurttaş yoktu aslında orta yerde, bildiğimiz kullardan oluşan kalabalığın babasıydı o. Diğer sıfatı “Çoban Sülü” idi. Tam da bize uygun tariftir bu. Koyunlardan oluşan kalabalığı güdüyordu. Güruh güdülmekten hoşlandığını kaç seçim gösterdi. Elinde fötr şapka, kendince hitabıyla, o yarattığı “baba” imajı uzun yıllar iş gördü. Darbelerle devrildi, düştü kalktı, yine de geldi. Nedense bu demokrasi başarısı sayıldı. Oysa her darbenin oluşumunda Demirel siyasetinin payı vardı.

Demirel son döneminde günah çıkardı. Cumhurbaşkanlığı döneminde Cumhuriyete, laikliğe sahip çıktı. Bu tutumundan dolayı eski muhalifleri bile alkışlar oldu onu. Oysa düzenin mimarı o idi. Bana sorarsanız Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının katilidir. Asla hayırla anmam. Yalnız şunu söylemeliyim, Demirel, kör topal işleyen demokrasi içinde yaratılan bir “baba” idi. Tarikatların, cemaatlerin önünü açtı, her tür popülizmi yaptı, tiksindirici Amerikancıydı. Hepsi doğru. Yalnız Cumhuriyet içinden bir figürdü. Elbet buna da şükür diyecek halimiz yok.

Ve Baş Yüce!

RTE geçen günlerde babalığını ilan etti. Herhalde geri kalmış toplumlarda görülen “kurtarıcı, kahraman” arama hastalığını iyi biliyor ki, buraya soyunmayı uygun gördü. Yıkılan Cumhuriyetin yerine tek adam düzenini kurdu. Artık ondan habersiz kuş uçması bile mümkün değil memleketimizde. O halde neden “baba” olduğunu ilan etmesin ki? Yalnız sorun şu ki, RTE “milletim” dediği kesimin babası oluveriyor da, bir türlü kalanları ıslah etmek mümkün görünmüyor. En az yüzde elli böyle bir babadan ya hoşnut değil ya da kabul etmiyor. Ayrıca ben ve benim gibi pek çok kimse, birinin bu “baba” olma arzusunu anlamış da değiliz.

RTE’nin babalığı Çoban Sülü’den farklı. Biri Cumhuriyetin içinden konuşuyordu. Kavramları berbattı ama Cumhuriyetle bugünkü anlamda çatışmıyordu. Oysa RTE kendini “Baş Yüce” olarak görüyor. Bir tür Tanrısal işaretle o noktada olduğunu düşünüyor. Ortadoğu’ya özgü tek adam düzenlerindeki hâkimiyeti, gücü istiyor. Bunu tam anlamıyla, mutlak başarması mümkün olmadığı için de şiddete başvuruyor. “Yargıya talimat verdik gereğini yapacaklar”, “Din bize değil biz ona uyacağız” türü söylemler hep bunun göstergesi. Yani takındığı her tutum kafasındaki siyasal İslam anlayışının uzantısı! İdeolojik! Bu babayı iyi tanıyın.

Göçük altında kalan ülke

Elazığ depreminden sonra “devlet baba”nın halini gördük. Biçare halde. Küçücük şehirde bile çözüm üretemez halde. Sala vermek, ceset torbası dağıtmak dışında hiçbir becerisi olmayan bir babanın elindeyiz. Yarın olacak İstanbul depreminde belki yüz binler ölecek, şehir yerle bir olacak! Böyle bir depremin ardından hiçbir şey yapılamaz. İktisadi olarak çöker ülke. Egemenliğini de kaybeder. İşgal edilir. Gerçek bu. O vakit “Baş Yüce” ne işe yarar göreceğiz? Eğer hayatta kalırsak...

Bu ülke acımasız bir baba elinde! Asla duymak istemediklerini dile getirenlere tahammülü olmayan bir baba bu! Çok öfkeli. Aslında çaresiz. Görüyor ki bu büyük bir felaketin eşiğinde ve çözümsüz. Bir yandan rant üretmek zorunda iktidarını sürdürmek için, öte yandan çevresi sarılmış halde. Hırsını da çocuklarından(!) alıyor. Çünkü gücü onlara yetiyor. Hakikat şu: Koca ülke cehaletin yarattığı göçük altında kaldık. Sahi sesimizi duyan var mı? 

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet okuruna veda

Ustam Feridun Benden aradı “Altmış yıldır Cumhuriyet okuruyum, gazetenin sahibi sayılırım.

Devamını Oku
05.04.2021
İflas

İflas

Devamını Oku
25.03.2021
İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır!

İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır!

Devamını Oku
22.03.2021
Vicdan terazisine güvenmek

Ahmet Oktay gazeteciliği bırakıp zamanının tamamını edebiyata vermişti; söyleşirken “Günlük meseleler hep yazmaktan çaldı” dedi.

Devamını Oku
18.03.2021
12 Mart’ı doğru okumak

12 Mart’ı doğru okumak

Devamını Oku
15.03.2021
Yeni Türkiye’de makbul vatandaş kimdir?

Yeni Türkiye’de makbul vatandaş kimdir?

Devamını Oku
08.03.2021
‘Ne yapmalı’ sorusuna yanıt!

‘Ne yapmalı’ sorusuna yanıt!

Devamını Oku
04.03.2021
Grev

Grev

Devamını Oku
01.03.2021
İçindeki faşisti sustur!

İçindeki faşisti sustur!

Devamını Oku
18.02.2021
Sürü gururuna kapılmak!

Sürü gururuna kapılmak!

Devamını Oku
15.02.2021
Uzaya gitmek mi zor, anayasa yapmak mı?

Uzaya gitmek mi zor, anayasa yapmak mı?

Devamını Oku
11.02.2021
İstifa istemek demokratik haktır!

12 Eylül faşizminin güler yüzlü kahramanı Özal, ülkenin okuryazarlarını içeri tıkan darbenin ardından meydanı boş bulmuştu.

Devamını Oku
08.02.2021
İnsan olan boyun eğer mi?

İnsan olan boyun eğer mi?

Devamını Oku
04.02.2021
Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Devamını Oku
01.02.2021
Yeni Türkiye’nin elçisi!

Yeni Türkiye’nin elçisi!

Devamını Oku
28.01.2021
Hayat damarları kesilmiş ülke

Hayat damarları kesilmiş ülke

Devamını Oku
25.01.2021
Tek kale demokrasi oyunu

Tek kale demokrasi oyunu

Devamını Oku
21.01.2021
Kar, pisliğin üstünü örter mi?

Kar, pisliğin üstünü örter mi?

Devamını Oku
18.01.2021
Her yönüyle düşkünler toplumu!

Her yönüyle düşkünler toplumu!

Devamını Oku
14.01.2021
Kurtarıcılardan kurtulmak lazım!

Kurtarıcılardan kurtulmak lazım!

Devamını Oku
11.01.2021
Boğaziçi rektörsüz de olur!

Boğaziçi rektörsüz de olur!

Devamını Oku
07.01.2021
Neye şaşırdınız ki?

Neye şaşırdınız ki?

Devamını Oku
04.01.2021
Tuz koktuktan sonra!

Tuz koktuktan sonra!

Devamını Oku
31.12.2020
Yobazın duası kabul olur mu?

Yobazın duası kabul olur mu?

Devamını Oku
28.12.2020
Değişim hamaseti!

Değişim hamaseti!

Devamını Oku
24.12.2020
Kullar ve yurttaşlar!

Kullar ve yurttaşlar!

Devamını Oku
21.12.2020
Sınıf bilinci yoksa kuru ekmek bile yok!

Sınıf bilinci yoksa kuru ekmek bile yok!

Devamını Oku
17.12.2020
Modern gericilik!

Modern gericilik!

Devamını Oku
14.12.2020
Paranın dini imanı

Paranın dini imanı

Devamını Oku
03.12.2020
Katar’a devredilen ülke!

Katar’a devredilen ülke!

Devamını Oku
30.11.2020
Cin, cemaat, cehalet!

Cin, cemaat, cehalet!

Devamını Oku
26.11.2020
Ve Arınç yeniden sahnede!

Ve Arınç yeniden sahnede!

Devamını Oku
23.11.2020
Ağzının tadı ne zaman kaçacak kardeşim?

Ağzının tadı ne zaman kaçacak kardeşim?

Devamını Oku
19.11.2020
Saray dalkavuksuz, entrikasız olur mu?

Saray dalkavuksuz, entrikasız olur mu?

Devamını Oku
16.11.2020
Bir kira, bir yuva

Bir kira, bir yuva

Devamını Oku
12.11.2020
Bir ‘ABD’ Doları kaç ‘Türk’ Lirası!

Bir ‘ABD’ Doları kaç ‘Türk’ Lirası!

Devamını Oku
09.11.2020
Kapitalizmin tanrısı!

Kapitalizmin tanrısı!

Devamını Oku
05.11.2020
Enkaz!

İzmir deprem haberi önüme düşünce, pek çok kişi gibi hemen kendi deneyimlerimi anımsadım. İstanbul’da iki kez sallanmıştık, günlerce parkta yatıp, dehşet içinde haberleri gözlemiştik; ilk saatlerin ne denli zor olduğu gün gibi aklımda hâlâ!

Devamını Oku
02.11.2020
Devrimci Cumhuriyet için!

Devrimci Cumhuriyet için!

Devamını Oku
29.10.2020
Popstar dinciler ve Cumhuriyet

Popstar dinciler ve Cumhuriyet

Devamını Oku
26.10.2020