Enver Aysever

Hangi Diyanet, hangi laiklik?

30 Nisan 2020 Perşembe

Diyanet, “Diyanet İşleri Başkanlığı Cumhuriyet kurumudur” savıyla, çok zamandır muhalefetin de savunduğu bir yapı olarak yaşamımızı işgal etmekte. Sanki Cumhuriyetin tüm kurumları ayaktaymış gibi davranıp Diyanet’e sahip çıkmaya devam etmek saflıktır. Diyanet, başlangıçta gerici tarikat, cemaat yapılarına karşı “laik” devlet prensibinin oluşması, korunması için kuruldu, doğru. Ancak çok zaman önce bu işlevini yitirdi. Artık devrim karşıtı hareketlerin güçlü, örgütlü kurumudur. Bu haliyle anayasaya aykırıdır, sürekli insan hakkı ihlali yapmaktadır.

***

İlkin şunu söyleyelim: Her siyasal iktidar “din kurumunu” kullanmak ister. Din adamları ile siyasetçiler arasında tatlı sert ilişki vardır. Din kurumu gücü yettiğince iktidardan pay almak ister. İktidarlar “Tanrı”nın eleştiriden muaf gücünü din adamları kanalıyla devşirmek ister. Teolojik tartışma yapacak değilim; ancak “İslamda ruhban sınıfı yoktur” söyleminin iyi niyetli bile olsa, gerçeği yansıtmadığının altını çizmeliyiz. Hem Diyanet İşleri görevlileri hem de liberaller tarafından “sivil toplum örgütü” diye yutturulmaya çalışılan tarikatlar, cemaatler din adına konuşmakta, karar almaktadır. Basbayağı İslam seçkinleri denecek, iktidardan pay alan bir zümre vardır.

***

AKP siyasal İslamcı parti olarak elbette Diyanet gibi kurumu kullanmaktadır. Özellikle Erbaş dönemiyle birlikte bu tutum iyice açığa çıkmış görünüyor. Erbaş, fetvalarıyla topluma biçim veriyor. Erdoğan gibi güçlü figürün rızası ve yetkilendirmesi olmasa bunu yapabilir mi? Nitekim “Diyanet’e karşı olmak, devlete karşı olmaktır” dendi sonunda. Yani? Toplumsal yaşama yön verme yetkisi artık “Diyanet” eliyle belirlenmektedir. Bu masum dini çaba değildir.

***

Türkiye hâlâ anayasa düzeyinde kalsa da “laik” bir ülkedir. Hiçbir din adamı kimin nasıl düşüneceğine, davranacağına karar verme yetkisine sahip değildir. Suçtur bu. Fiili olarak laiklik ortadan kalktıysa da bu yönde mücadele verilmek zorundadır. Kaldı ki Türkiye, hâlâ uluslararası anlaşmalarla bağlıdır, temel hak ve özgürlükler kâğıt üzerinde de olsa teminat altındadır. Eğer bundan vazgeçildiyse söylenmelidir. Laiklik mücadelesi ilkeseldir. Hatta en önemli muhalefet söylemi bu olmalıdır.

***

Diyanet bugüne dek pek çok tartışmalı açıklama yaptı. Kadın erkek eşitliğine karşı söylemleri sıkça dile geldi. En son cinsel yönelim tartışması açtı. Oysa ülkemizde anayasa karşısında her yurttaş eşittir. Gel gelelim Diyanet, devletin resmi tezini savunduğu için, iktidar desteğiyle tutumunu sürdürmektedir. Devlet: Türk, erkek, Sünni olarak tarif edilmiştir. Bunun dışında kalan her kişi, grup azınlık muamelesi görmektedir. Yani ancak “hoşgörü” çerçevesinde yaşam hakkına sahiptir. Başka türlü söylersek yaşamalarına izin verilen, yani katlanılan kimselerdir. Elbette adı konulmuş, yazılı bir resmiyet değildir bu; fiili durumdur ve hazindir.

***

Öteden beri AKP’ye onun diliyle itiraz etmenin, muhalefet yapmanın büyük yanılgı olduğunun altını çizdim. Bu yöntem, yani konuları dini tezlerle, bu eksende tartışmak, her koşulda siyasal İslamın elini güçlendirir. Karşıtını bile kendi kavramlarıyla tartıştıran siyasal iktidar, amaçladığı düzeni kurmuştur. “Laiklik” bir kez kaybedildi mi, yerine konması imkânsızdır. “Diyanet İşleri Başkanlığı kapanırsa tarikatlar, cemaatler hortlar, halk cahil dinbazların eline düşer” tezi çökmüştür. Zaten devlet tarikat, siyaset, ticaret tezgâhı içinde çürümüş durumdadır. Dev bütçesi, kadro sayısı, olağanüstü yetkileriyle Diyanet, siyaseti belirleyici konumdadır.

***

Şunu unutmamak gerekir: FETÖ egemenliği sürerken devlette, sırf 23 Nisan’ın gölgelenmesi için “Kutlu Doğum Haftası” diye bir şey icat edilmişti. Bu örnek kutsallar üzerinden toplumun kolayca nasıl biçim alabileceğini gösterir. Şimdi nerede o hafta? Eğer bu haftayı kaldıran CHP olsaydı kıyamet kopmaz mıydı? Laiklik ilkesinden şaşmamak gerekir. Dışına çıktığınız her an siyasal İslamı güçlendirirsiniz.

***

Yarın 1 Mayıs: Dili, dini, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun tüm işçilere kutlu olsun!


Yazarın Son Yazıları

Ya o polis sen isen? 1 Haziran 2020
Esas mesele! 28 Mayıs 2020
Yeni normal! 18 Mayıs 2020
Covid ne zaman bitecek? 13 Nisan 2020