Bitirmeyi bilmemek!..

18 Ekim 2021 Pazartesi

“Bitirmeyi bilmek” üstünde az durulan bir sanattır.

Bir ilişkiyi bitirmek, bir işi sonlandırmak, bir yazıyı, bir konuşmayı “tadında bırakmak” sanıldığından daha büyük bir ustalık ister.

“Bitirmeyi bilmemek”, sonuçta çatışmaya varacak bir soruna yol açar.

Partili Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, bitirmeyi bilmiyor.

Bitirmeyi bilmediği gibi nerede durması gerektiğini de doğru ölçemiyor.

En sıcak örnek “doların yükselişidir”.

Faiz düşürme inadı, Merkez Bankası yönetimine açık müdahale “bir doları 10 TL” yörüngesine soktu.

Kanal İstanbul, “inadına” başka bir örnektir. 

“Çatlasanız da patlasanız da yapacağız” sözleri kime karşı söylenmiştir?

Muhalefete yönelik “Ülkeyi yönetmeye talip olmaktan vazgeçmeleri kendileri için iyi olur” sözleri, iktidarı bir “ganimet” saymak değil midir?

Suriye macerası “Osmanlı’nın mirası” hayalini sınırların dışında gerçekleştirme hırsı değil midir?

Saplantılı inadı “güçlü irade” sanma anlayışı iktidarı saran çevrenin “nimetleri bırakmama” hırsıyla buluşuyor.

Sonuç: “bitirmeyi bilmemektir”.

TÜRK GİBİ BAŞLA AMMA...

Türk gibi başla, Alman gibi devam et, İngiliz gibi bitir.

Türkler bir işe coşkuyla başlar, davullu zurnalı, balonlu açılışlar yapar ama işin devamında gevşeklik, umursamazlık başlar, iş kalitesini kaybeder, sessiz sedasız kapanır.

Almanlar, bir işe disiplinle başlar, disiplinle sürdürür, mükemmel olmasını istedikleri için de bitirmede başarısız olurlar.

İki dünya savaşını başlatıp sonunda yenilgiye uğramak Almanların turnusol kâğıdıdır.

İngilizler, bitirmeyi bildikleri için Hindistan’dan çıkmış, adalarında başarılarını sürdürmüşlerdir.

Mustafa Kemal Atatürk, bitirmeyi bilen eşsiz deha, kendisine “Selanik avcumuzun içinde, alalım” diyen yardımcılarına “Hayır, sınırlarımız çizilmiştir” diyen büyük strateji ustasıdır.

BİTİRMEYİ BİLMEK ERDEMDİR...

Yürümeyen bir evliliği uygarca bitirmek bir erdemdir.

Birbirini suçlamadan, birlikte geçirilmiş zamana saygı duyarak, çocukları birbirine karşı kullanmadan ayrılmayı bilen çift, büyük bir işi başarmış sayılmalıdır.

Yanlış yaptığını kabul eden kişi, hem kendisine duyduğu saygıyı sürdürür hem de yanlışı yinelemediği için kendisine yarar sağlamış olur.

Bir yazıyı bitirmesini bilen yazar, okurunu bıktırmamayı başarır.

Bir konuşmayı doğru yerde bitiren konuşmacı, dinleyicilerine istediği mesajları iletir.

Bitirmeyi bilen “devlet adamı”, ülkesinin kendisinden sonrasını da düşünen başarılı bir yöneticidir.

Angela Merkel, bu konunun en yakın örneği.

Bitirmeyi bilmek, çekilmeyi bilmek, çağdaş demokrasilerin en güçlü yanı.

Bunu bilmeyen, bunu yapmayan, bütün başarısızlıklara karşın koltuğa yapışan bir otokrat, bir despot ise artık yasaları bile tanımaktan vazgeçecektir.

Bundan sonrası bütün devlet normlarını bir yana iten zorbalık olacaktır.

Böyle bir durumun çözümü toplumun sağduyusudur.

TOPLUMSAL SAĞDUYU...

Yönetimde zorbalık, toplumda iki sonuca ulaşır: Ya koşulsuz teslimiyet ya da karşı çıkarak çatışma.

Bunların ikisi de herkes için zararlı sonuçlar verir.

Bundan kurtulmanın yolu: Toplumsal sağduyudur.

Toplumsal sağduyu: Gerilimi azaltarak, konuşarak, anlatarak, yararlı işler yaparak, toplumla kaynaşarak sorunları çözme yolunda yürümektir. 

Millet İttifakı, CHP ile, İYİ Parti ile bu yolda yürüyerek “toplumsal sağduyu”yu temsil etme seçiminde görünüyor.

Bu yol, çatışma ile değil, yanlışı doğru ile kuşatma yoludur.

Olumlu sonuç verdiği de anketlerden anlaşılıyor.

YA İKTİDAR ÇATIŞIRSA?..

İktidar çatışmayı seçecek gibi bir duruş içinde.

İşte “toplumsal sağduyu” burada devreye girecektir.

İktidarın “çatışma çağrısı” karşılıksız bırakılacaktır.

Çatışmaya girilmeyecektir.

Tersine, iktidara da “çatışmasız görev devrine yönelik seçim” çağrısı yapılmalıdır ki bu yapılmaktadır.

“Toplumsal sağduyu” kendi barışçı yolunda yürüyecektir.

Gerilimi azaltma, toplumla buluşarak diyalog kurma, sorunları anlayarak, anlatarak sorunların çözüleceğini açıklama, “toplumsal sağduyu” yoludur.

Siyasal iktidarın toplumu kutuplaştırma, gerilimi artırma, çatışma ortamı yaratma çabaları kendi gücünün erimesine yol açmaktadır.

Bitirmesini bilmeyen iktidar bu yöntemde şiddeti artırarak hem ülkeye hem de kendisine zarar vermektedir.

Bitirmesini bilmeyenin kendisi biter.

Bu kötü gidişi bitirecek olan da “toplumsal sağduyudur”.

Atatürk, bütün devrimlerini bu halkın sağduyusu ile yapmıştır.

Bu sağduyu kazanacaktır.

Hepimiz göreceğiz...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Askıda anayasa... 29 Kasım 2021
Çatışma ve uzlaşma... 22 Kasım 2021
Zulmün Tarihi... 15 Kasım 2021
Atatürk fenomeni... 1 Kasım 2021