Şu mayıs ayında...

04 Mayıs 2020 Pazartesi

Bahçede ağaçlar yeşil yapraklarını güneşe seriyor.

Doğa şaşmaz bir düzenle takvimini sürdürüyor.

Küçük erik ağacında erikler büyümeye başladı.

Biz evdeyiz. Sokağa çıkma yasağını uyguluyoruz.

Korona. Epidemi. Sosyal mesafe. İzolasyon. Yeni sözlüğümüz.

1 Mayıs’ı evlerimizde, gönüllerimizde kutladık.

1 Mayıs. İşçinin, emekçinin bayramı.

Orhan Taylan’ın muhteşem afişi, Timur Selçuk’un haykıran marşı ile Taksim törenlerini bir kez daha yaşadık.

Dünya daha iyi bir dünya olacak mı?

Daha adaletli, daha üretici, daha paylaşımcı, daha eşitlikçi bir dünya olacak mı?

İnsan gerçekten daha insan olacak mı?

Yoksa bu yağma düzeni, “altta kalanın canı çıksın düzeni”, bu yalan-talan düzeni, bu rezil düzen böyle sürüp gidecek mi?

Bu sorunun net bir yanıtı yok, göreceğiz.

Her şey, insan bilincinin dürtülerini yönetebilmesine bağlı.

Göreceğiz.

Kapitalizm, dürtülerin güdümündeki sistem. Hepsi benim olsun sistemi. Ben en üstün olayım sistemi. Dürtüsel.

Sosyalizm, insan bilincinin sistemi. Birlikte üretelim, birlikte paylaşalım, adaletle yaşayalım sistemi.

İnsan neye layık olduğuna karar verecek.

İnsanlık bu mücadeleyi sürdürecek. Bileceğimiz bu.

Milli Mücadelemiz başlarken...

Bu ay içinde bizim 19 Mayıs 1919’umuz var.

Büyük liderimiz Atatürkümüzün Samsun’a çıktığı tarih.

Milli Mücadele’nin başladığı tarih.

O “düvel-i muazzama”ya (en büyük devletlere) kafa tutma kararımızın başlangıcı.

İngiltere, Fransa başta olarak İtalya gibi devletlerle savaşı düşünmek, başlatmak, sürdürmek ve kazanmak gibi bir mucizenin başlangıcı.

Sonra Asya’daki, Afrika’daki sömürgeler bu Kurtuluş Savaşı’nı örnek alarak başkaldıracaklardır.

Yenilmez sanılanın yenildiğini görmüşlerdir.

Olmaz sanılanın olduğunu yaşamışlardır.

Norveç’te “Atatürk gibi düşünmek” sözü, hiç olamaz görünen durumların irade şifresi olmuştur.

Atatürk, bizim irade parolamızdır.

Ama olmaz ki. Elimizde ne güç var?

Biz tek başımıza ne yapabiliriz. Onlar çok güçlü.

Gitmezler, bırakmazlar, bak görürsün.

Her şeyi yapar onlar. Hiç çekinmezler.

Bizim gibi değiller. Biz yapamıyoruz.

Bütün bu teslimiyetçi ifadelerin panzehiri, Atatürk’tür.

Milli Mücadele’ye girişirken;

Paramız yok” demişlerdir. “Buluruz” demiştir.

Ordumuz yok” demişlerdir. “Kurarız” demiştir.

Silahımız yok” demişlerdir. “Yaparız” demiştir.

Geldikleri gibi giderler” demiştir.

Size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” demiştir.

Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz” demiştir.

Söylediği her şeyi yapmıştır.

Dünyanın önünde eğildiği “Tek Lider” olarak tarihe geçmiştir.

Ulusuyla bütünleşen lider” olarak tarihe geçmiştir.

Atatürk, bizim irade parolamızdır.

19 Mayıs 1919, bizim kutsal günümüzdür.

23 Nisan 1920 gibi.

30 Ağustos Zafer Bayramı gibi.

29 Ekim 1923 gibi.

Kurtuluşumuzun, kuruluşumuzun kutsal günleri.

Atatürk, bizim irade rehberimizdir

27 Mayıs 1960 devrimi...

27 Mayıs 1960, tarihimizin çok önemli bir dönemeci.

Demokrat Parti’nin Celal Bayar-Adnan Menderes yönetiminde ülkeyi giderek karanlık bir geleceğe sürüklediği günler.

14 Mayıs 1950 tarihinde kazandığı seçimle tek parti iktidarı olarak ülkeyi on yıl yöneten bir siyasetin iflası, siyasal tarihin en önemli olayıdır.

Artık Yeter” afişiyle CHP’nin tek parti yönetimine karşı çıkan Demokrat Parti, başlangıçtaki özgürlükçü tutumunu en kısa sürede din odaklı ödünlerle gölgeledi.

Atatürk’ün başbakanlığını yapan Celal Bayar, iktidarı ellerinde tutabilmek için laikliğin tahrip edilmesine göz yumdu.

Özgürlük çizgisinden adım adım diktaya kayan Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960 tarihinde “genç subaylar” hareketi ile sonlanmış oldu.

İlk askeri darbe olan 27 Mayıs hareketi, Kurucu Meclis ile, 1960 Anayasası ile özgürlükçü bir ortam yarattı. Sonraki çalkantılar, 14’ler olayı, üniversiteye müdahaleler, toplumun özgür iradesine dayanmayan hareketlerin sapmalarıdır.

Bu dönemin değerlendirmesini de sosyal tarih yapacaktır.

***

Ama şu mayıs ayları.

Doğa kendi takvimini şaşmaz bir düzenle yürütüyor.

Biz evdeyiz. Geçmişe ve geleceğe bakıyoruz.

Göreceğiz...


Yazarın Son Yazıları

Atatürk fenomeni... 21 Eylül 2020
30 Ağustos’u kutlamak... 31 Ağustos 2020
Müjde!... 24 Ağustos 2020
Lider-başkan -yönetici... 17 Ağustos 2020
Uğur Celasun’u yazmak... 3 Ağustos 2020
İşkence... 29 Haziran 2020
Bana düşman lazım... 15 Haziran 2020