Tuhaf bir memleket olduk!..

28 Eylül 2020 Pazartesi

Evet, tuhaf bir memleket olduk.

Hani bilenler için “Aziz Nesin’lik” demek gerekiyor.

Şaka gibi, mizah gibi, acıklı durumlar gibi.

Ağlanacak halimize gülüyormuşuz gibi.

İki elimizi yana açıp bakıyormuşuz gibi.

Tuhaf bir memleket olduk.

Niye mi?

***

Tuhaf işlerden birisini Devlet Bahçeli gerçekleştirdi.

Devlet Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi’nin genel başkanı.

Ağırbaşlı, vakur duruşlu, beğenirsiniz beğenmezsiniz, aklına geleni mi!, işine geleni mi! söyleyen birisidir..

Ama son günlerde beklenmedik bir çıkış yaptı.

Türk Tabipleri Birliği’nin kapatılmasını istedi.

Yöneticilerinin de kovuşturulmasını buyurdu.

Buyurdu” demem, iktidarın ortağı olduğu için önem taşıyan konumu nedeniyle.

İyi de ne yapmış bu Birlik?

Türk Tabipleri Birliği, Covid-19 salgını nedeniyle açıklanan sağlık rakamlarının eksik ve yanlış olduğunu söylemiş, halkın doğruları bilmesi gerektiğini açıklamış.

Devlet Bahçeli elbette Türk Tabipleri Birliği’nin Bilim Kurulu’na alınmadığını bilir ya da bilmesi gerekir.

Neden bu kurula alınmadığını da bilir ya da bilmesi gerekir.

İktidarın ortağı olarak da bu duruma kızabilir.

Ama siz iktidara destek olacaksınız diye hekimlerin örgütünü kapatmak, yöneticilerini suçlamak neyin nesi?

Siz, Devlet Bahçeli ki yıllar öncesinde şimdi ortağı olduğunuz AKP için, onun Başkanı R.T. Erdoğan için ne suçlamalarla saldırdınız, ne hesap sormalar antları verdiniz, değil mi?

Sonra da onları unuttunuz ya da öyle göründünüz de onların ortağı oldunuz.

Size de tuhaf gelmiyor mu bütün bunlar?

***

Bir tuhaf iş de, Süleyman Soylu’nun işi.

Süleyman Soylu, İçişleri Bakanı ve ülkenin dirlik düzeninden sorumlu görevde.

Anayasa Mahkemesi Başkanı ile son günlerin ilgi çekici polemiğine girişti.

Konu, vatandaşların yürüyüş yapma özgürlüğünün kısıtlanması ile ilgili.

Anayasa Mahkemesi, kendisine yapılan başvuru nedeniyle, “vatandaşların yürüyüş yapma haklarının kısıtlanamayacağına karar vermiş”.

İçişleri Bakanı Soylu da Anayasa Mahkemesi Başkanı’na pek de devlet adamı tarzına yakışmayan bir ifade ile;

Bisiklete binsin de görevine gitsin bakalım. Ben giderim de o gidebilir mi?” diye çıkışmış.

Anayasa Mahkemesi Başkanı da bisiklete binip gitmiş.

Tuhaf değil mi bütün bu işler?

İçişleri Bakanlığı gibi bütün ülkenin dirlik düzenliğinden sorumlu bir bakanın Anayasa Mahkemesi Başkanı’na böyle çıkışması, bulunduğu makama, taşıdığı sorumluluğa uygun mu?

Anayasa Mahkemesi Başkanı da keşke buna yanıt verip de bisiklete binmeseydi?

Tuhaf işler dediğim bunlar.

Şimdi İçişleri Bakanı olan Süleyman Soylu da daha önceleri başka bir partinin başkanı iken AKP’ye karşı, onun başkanı olan R.T. Erdoğan’a karşı çok sert eleştiriler yapan kişi değil miydi?

Haydi diyelim ki bütün bunları Süleyman Soylu unuttu da şimdi bu kabinede görev aldı.

Recep Tayyip Erdoğan bunları unuttu mu?

Devlet Bahçeli’nin sözlerini unuttu mu?

Hayır, asla unutmadı, unutmaz da.

Ama onları hem işine gelen yerlerde tutar, yararlanır hem de kendisine olan bağlılıklarını her olayda yeniden teste tabi tutar.

Onlar da geçmişteki günahlarını affettirmek için olanca güçleriyle hizmet yarışına girerler.

Bilinen gerçek şudur ki: bir gruba sonradan girenler, grup normlarına sadakat için eskilerden çok daha fazla gayret göstermek zorundadırlar.

Şimdi bize tuhaf gelen olayların aslı faslı da budur.

***

Bir tuhaflık da Metin Feyzioğlu’nun durumu değil mi?

Türkiye Barolar Başkanı sıfatıyla o ünlü adli yıl açılışında yaptığı uzun konuşmanın Başbakan R.T. Erdoğan tarafından protesto edilerek salonu, terk edilişini anımsarsınız.

O şiddetli iktidar muhalifi Metin Feyzioğlu’na ne olduysa oldu, “Erdoğan hayranları”na katılıverdi.

Cumhurbaşkanı konuşurken ellerini patlatırcasına alkışlamalar, hayran hayran bakışlar.

Barolar yasası çıkarken oynadığı ikircikli roller.

Tuhaf ki ne tuhaf, tuhaftan da öte.

Memleket tuhaf desem içim razı olmuyor.

İnsanlarımız tuhaf desem olmayanlara bakıp duralıyorum.

Belki de bende bir tuhaflık vardır.

Bu olanbitenler tuhaf değilse tuhaflık bende olmalı.

Öyle mi, değil mi?

Artık bilemiyorum...


Yazarın Son Yazıları

İllüzyon... 19 Ekim 2020
Atatürk fenomeni... 21 Eylül 2020
30 Ağustos’u kutlamak... 31 Ağustos 2020
Müjde!... 24 Ağustos 2020
Lider-başkan -yönetici... 17 Ağustos 2020
Uğur Celasun’u yazmak... 3 Ağustos 2020