Vatandaşlık güncellemesi...

18 Temmuz 2016 Pazartesi

“Vatandaşlık güncellemesi” dedik, güncelleme moda.
Suriyeli mültecilere vatandaşlık verilmesi niyeti ortaya atılınca bu “vatandaşlık” konusunu düşünmek zorunlu oldu.
Vatandaşlık, aynı tarihi, aynı coğrafyayı paylaşan, geçmiş gelenekleri, gelecek umutları birlikte yaşayan insanların ait olduğu bir ortak değer.
Suriyeli, bir Arap ülkesinde yaşamış, her şeyi ile oraya ait bir insan. Din ortaklığı olsa da vatandaşlık değerine çok uzak.
Öncelikle dil. Bir ülkenin “yaşayan dili” o ülke vatandaşlığının toplumsal mührü. Bu dil, Türkiye’de Türkçedir.
Nasıl bir Almanın dili Almanca, Fransızın dili Fransızca, İtalyanın dili İtalyanca, İngilizin, Amerikalının dili İngilizce ise, bizim vatandaşlık dilimiz Türkçedir.
Şimdi, “Yaşayan- kullanılan dilimiz olan Türkçeyi” unutturmaya çalışıp yerine “Osmanlıca” diye bir uydurmayı koyma çabası “siyasal düncelleme” çabasına bir örnektir. Evet, güncelleme değil, düncelleme. İktidarın “restorasyon” diye gevelediği bu.
Suriye mültecilerine vatandaşlık verilince “Arapça” yeniden dolaşıma sokulacak. “Kuran dili” diye öncelenen Arapça övgüsü, yeniden Araplar için kullanılan “kavm-i necip” kavramını da diriltir mi belli değil.
Oy verecekler diye vatandaş yapılmak istenen Suriye mültecilerine “TOKİ’den ev” de vaat edilince, yerli vatandaşların aklına “acaba Suriye uyruğuna geçip kendi ülkemize mülteci mi olsak” diye bir fikir gelmiş olmalı.
Öyle ya, iş hazır, ev avanta, sağlık bedava, okul sınavsız, gel keyfim gel.
Hadi bakalım, ikide bir “millet karar versin” deyip duruyorsunuz, bu işi de referanduma götürsenize. Orada sessizlik.
Böylece “vatandaşlık” artık yeniden tanımlanmalı.
Zamanı geldi de geçiyor.

***

Vatandaşın bir kısmı,
“Yalandaş” oldu. Bunlar, yalanlara ortak olanlardır ki, hiçbir gerçek onları ilgilendirmez. Efendileri hangi yalanı söylerse ona inanmaya hazırlar.
“Satandaş” olan bölüm, namı üstünde her şeyi satıp savmayı üstlenmiş.
Devletin varlıklarını özele satmak.
Deniz gören tepeleri Arap şeyhlerine satmak.
Anadolu ovalarını İsraillilere satmak.
Güney kıyılarını İngilizlere, Almanlara satmak.
Ülkenin geleceğini çokuluslu şirketlere satmak.
Bu “satandaş”ların bitmek bilmez gayretleri.

***

“Yıkandaş”lar var.
Bunlar da Cumhuriyeti yıkmaya yeminli.
Cumhuriyet döneminde ne yapılmışsa kötülemeye kararlı.
Cumhuriyet kahramanlarına saldırı. Yalanlar. Uydurmalar. İftiralar. Bile bile. Ağzı köpürerek.
Yıkandaş bu.

***

“Yatandaşlar” var. Olup bitenle ilgilenmeyen.
Alışverişine bakan. TV’de dizi izleyen. Çoluk çocuk, eş dost muhabbetine dalmış “yatandaşlar.”
Epey çoktur sayıları.
“Aman bıktım bunlardan” diyenler. “Hep aynı terane” diye dudak bükenler. “Siyasetten anlamam” diye sızlananlar. Her şeyden yakınıp her şeyi başkasından bekleyenler.
“Yatandaşlar”, elbette yukardakilere yol açanlardır.
Biz mi?
Biz bu güncellemede,
“Vatansever- Yurtsever” tanımlarının sahibiyiz.
Ortak değerimiz de,
Aydınlanmanın evrensel değerleridir:
Bağımsızlık - laiklik - uygarlık.
Atatürk Cumhuriyeti’nin değerlerinin sahibi olmak.
Gelecek, her zaman onu hak edenlerin olacaktır.  


Yazarın Son Yazıları

İllüzyon... 19 Ekim 2020
Atatürk fenomeni... 21 Eylül 2020
30 Ağustos’u kutlamak... 31 Ağustos 2020
Müjde!... 24 Ağustos 2020
Lider-başkan -yönetici... 17 Ağustos 2020
Uğur Celasun’u yazmak... 3 Ağustos 2020