Erdal Sağlam

Enflasyon dahil veriler kötü ama faiz düşüşüne devam

05 Mayıs 2020 Salı

Dün açıklanmaya başlayan nisan ayı ekonomik verileri, ekonomide kötüleşmeyi somut olarak göstermeye başladı. Enflasyon, dış ticaret ve üretime ilişkin öncü veriler nisan ayının kayıp bir ay olduğunu gösteriyor. Ancak buna rağmen Merkez Bankası’nın faiz indirimine devam etmesi de bekleniyor.

Dün açıklanan nisan ayı enflasyon rakamı, talepteki keskin daralmaya ve petrol fiyatlarındaki ciddi düşüşe rağmen, beklentilerin üzerinde geldi. Nisanda yüzde 0.85 artan tüketici fiyatlarının yıllık artışı yüzde 10.94 oldu. Anketlere göre aylık artış yüzde 0.6 bekleniyordu. Yurtiçi üretici fiyat endeksindeki artış ise nisanda aylık yüzde 1.28, yıllık yüzde 6.71 olarak gerçekleşti.

Hızla daralan talebe rağmen nisanda tüketici fiyat endeksindeki toplam 418 maddeden 270’inin ortalama fiyatlarında artış gerçekleşmesi dikkat çekiciydi. Buna karşılık 87 maddenin ortalama fiyatı düştü, 61’inin fiyatı aynı kaldı.

Gıda fiyatlarında düşen talebe rağmen fiyatların bir ay önceye kıyasla yüzde 1.95’ten yüzde 2.53’e çıkması da dikkat çekti. Sağlık açısından yararlı olduğu söylenen meyve-sebzelerdeki artan talebin, tüketici fiyatlarında beklenenin üzerinde meydana gelen artışta etkili olduğu görülüyor.

Bu arada nisanda kapalı olan eğlence yerleri, berberler, lokanta gibi işletmelerde sağlıklı alınamayan fiyatlar için, imputasyon yöntemiyle, daha önceki eğilimlere göre tahmini fiyat saptandığı belirtiliyor. Dolayısıyla haziranda bu işletmelerin faaliyetlerine başlamasıyla alınacak fiyatlar sonucu asıl tablo ortaya çıkacak, gerekli düzeltmeler de otomatik olarak yapılacak. Şahsen; bu aşamada talebi azalsa bile fiyat artışları görülebileceğini, yani haziran ayıyla birlikte bu nedenle artı bir etki gelebileceğini tahmin ediyorum.

Dün açıklanan resmi olmayan dış ticaret verilerine göre ise nisan ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 41.38 oranında azalarak 8 milyar 993 milyon dolar oldu. Buna karşılık aynı ayda ithalat yüzde 28.31 azaldı, 12 milyar 957 milyon dolar oldu. Bu rakamlarla birlikte nisanda dış ticaret açığı yüzde 45.11 artışla 3 milyar 965 milyon dolara yükseldi.

Büyüme tablosu 

Yine dün açıklanan, ekonomik büyümenin öncü göstergesi olarak imalat sanayii performansında referans kabul edilen, İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) nisan ayında 33.4’e gerileyerek imalat sektöründe belirgin bir yavaşlama yaşandığını açıkça gösterdi. Veriler salgının imalat sektörünün tamamını güçlü şekilde etkilediğini gösterdi. Sektörlerin tamamında faaliyet koşulları Haziran 2019’dan bu yana ilk kez yavaşladı, tüm sektörlerdeki yavaşlama, sektörel PMI serisinin başladığı Ocak 2016’dan beri en yüksek oranlarda gerçekleşti.

Üretim ve yeni siparişlerde anketin başladığı 2005 Haziranı’ndan bu yana en belirgin düşüş saptanırken, firmaların hem toplam hem ihracat siparişlerinde sert düşüşler olduğu, siparişlerdeki yetersizliğin son 11 yılın en sert istihdam azalmasına yol açtığı, satın alma faaliyetleri azalırken bunun girdi stoklarındaki düşüşün hızlanmasına yol açması gibi, ciddi sonuçlar yaşandığı görüldü.

İlk veriler Türkiye ekonomisinin nisan ayında nasıl sert bir darbe aldığının kanıtı. Mayısta da benzer bir tablo beklenirken haziranla birlikte başlaması beklenen normalleşmenin seyri yıllık performansı belirleyecek. Martta salgına rağmen “Bu yıl yüzde 5 büyürüz” demeye devam eden hükümet yetkilileri, artık “Bu yılı artıda kapatırız” demeye başladılar. Ancak genel olarak beklenti bu yıl ekonominin küçüleceği yolunda, küçülme rakamı için ise çeşitli tahminler var.

Bu veriler bir türlü bulunamayan yüklü dış kaynak ihtiyacı, artması kaçınılmaz mali bozulmayla birlikte düşünüldüğünde karamsar bir tabloyu ortaya koyuyor. Bu koşullara rağmen hükümetin faizleri düşürmekte ısrar edip aynı zamanda kurlardaki artışa düşük rezervi eritme pahasına müdahaleye devam etmesi ise karamsarlığı artırıyor.

Piyasa uzmanları Merkez Bankası’nın yılsonu için enflasyon beklentisini yüzde 7.4’e indirmesi ve gelecek enflasyona göre hesap yapılmasını istemesini, bu ay da faiz indireceğinin işareti olarak görüyorlar. Hükümetin geçen aya göre 1 puan azalan yıllık enflasyonu ve ekonomideki daralmayı, faiz düşüşüne gerekçe olarak göstermesi bekleniyor.

Buna karşılık aynı uzmanlar yatırımcı güveninin hızla azaldığına dikkat çekip faiz indirildiği zaman TL’deki değer kaybının, yani kurlardaki artışın kaçınılmaz olacağının altını çiziyorlar. Özetle, göre göre duvara doğru gidiyor gibiyiz.


Yazarın Son Yazıları