Erinç Yeldan

AB İçin Alternatif Ekonomik Program

16 Kasım 2011 Çarşamba
\n

\n

Artık Yunanistan ve İtalyada yeni birer başbakan var: Yunanistanda Lucas Papademus, Yunanistanın AB üyeliğini bizzat yöneten ekonomist olarak tanınıyor. Basından aldığımız haberlere göre Sayın Papademus Fransa ve Almanya tarafından şimdiden uyarılmış durumda: Teknokrat Lucas Papademusun öncülüğündeki hükümet, tasarruf tedbirlerinden taviz vermemeli...

\n

İtalyada ise başka bir teknokrat lider Mario Monti görev almış durumda. ABnin çeşitli düşünce kuruluşlarında görev almış olan Monti, aynı zamanda Goldman Sachs ve Coca-Cola şirketlerinin de danışmanıydı.

\n

Avrupada giderek demokratik katılımın değil, teknokratların egemenliği hüküm sürüyor

\n

***

\n

Teknokrat Avrupaya karşı emeğin Avrupasının iktisadi bileşenleri neler olmalıdır? Bu konuda elimizde Michael Roberts(*) ve Özlem Onaran(**) imzalı iki güncel çalışma var. Bu haftaki yazımızda kısaca bu iki çalışmanın ana hatlarını sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Öncelikle bir konuyu açıklıkla vurgulamakta yarar var. Yunanistanda (ve İtalyada) mali krizin ana nedeni, popüler muhafazakâr medyada sıkça öne sürüldüğü üzere Yunan halkının tembelliğiya da Yunan emekçilerinin çalışmadan para kazanma alışkanlıklarıgibi uydurma gerekçeler değil, doğrudan doğruya Yunanistan vergi sisteminin sermaye gelirlerini kayıran çarpıklığının bir sonucudur.

\n

Michael Robertsin bize ilettiği mali tahminlere göre, Yunanistanda 150 bin Avroyu aşan vergi borcu bulunan 6 bine yakın şirket olduğu görülüyor. Bunların toplam vergi borcu 30.9 milyar Avroya ulaşmış durumda. Söz konusu 6 bin şirketin en borçlu 212sinin borç tutarı toplamın yarısına denk. Bu borçların sadece yüzde 40ının tahsil edilmesi durumunda bile Yunanistanın 2011deki bütçe açığının (17 milyar Avro) tamamının kapatılabileceği öngörülmekte.

\n

Dolayısıyla, Yunanistanın mali iflasının ana nedeninin aslında uzun senelerdir biriktirilen mali afların, vergi istisnalarının ve sermaye gelirlerinden vergi almamayı öngören arz yönlü (neoliberal) iktisat politikalarının doğrudan bir yansıması olduğu görülüyor.

\n

***

\n

Bu ortamda, Yunanistanın (ve belki ardından İtalya, İspanya, Portekiz ve İrlandanın) AB birlikteliğini terk etmesi değil; bilakis birlik içerisinde kalıp emeğin çıkarlarını gözeten bir alternatif iktisadi programın yürütücüsü olması daha doğru bir yaklaşım olarak gözüküyor. Bu amaçla,

\n

Yunan hükümeti borç yükünü acilen düşürecek bir yeniden yapılandırmayı ve gereğinde borçların ertelenmesi ve hatta reddedilmesini de içerecek bir programı uygulamaya koymalıdır. Bu süreçte bilançoları olumsuz etkilenen banka ve şirketler kamu kaynaklarıyla desteklenerek kamulaştırılmalı; ve yeni istihdam ve kamu hizmeti üretecek şirketler olarak yeniden yapılandırılmalıdır.

\n

Yunanistan maliye politikası, Avrupa İstikrar ve Büyüme Anlaşması diye anılan Maastricht kriterlerinin rastgele seçilmiş iktisadi hedeflerini terk etmeli; yerine özellikle finansal sermaye gelirlerini vergilendirmeye yönelik, (Robin Hood vergisi diye de anılan) eşitlikçi bir vergi sistemini uygulamaya koymalıdır. Bu sistemde sadece gelirler değil, servet üzerine de vergilendirme yapılmalı, büyük sermayenin vergi katkısı arttırılmalıdır.

\n

Bu süreçte Avrupa Merkez Bankası, üye ülkelerin istihdam, büyüme ve yatırım gereksinimlerini karşılayacak ve nihai borçlanma birimi işlevini yerine getirecek biçimde gerçek bir merkez bankasıhüviyetine kavuşturulmalıdır.

\n

Avrupa genelinde istihdamı ve emeğin asgari gelir düzeyini koruyacak bir asgari ücret sistemi geliştirilmeli; bölgeler arası eşitsizlikler aktif bir kamu yatırım ve teşvik sistemi ile azaltılmalıdır. Öncelikler emek yoğun yeni sektörlere (yeşil teknolojiler; ileri tarım; yenilenebilir enerji üretimi gibi) verilmeli, piyasanın kısa dönemli kâr-zarar hesapları yerini nesiller arası sosyal yükümlülükleri de içerecek sosyal fayda - sosyal maliyet düşüngüsüne terk etmelidir.

\n

Finans sektörü, piyasaların kısa dönemci ve miyopik spekülatif çıkar hesaplarına terk edilmeyecek kadar önemli bir sektördür. Bu sektörün öncelikle kamusal denetimi sıkılaştırılmalı ve birinci önceliğinin üretken yatırımların ve istihdamın finanse edilmesi olmalıdır. Bu amaçla sermaye hareketlerinin kontrol altına alınması; ve bankalarla diğer finansal yatırım şirketlerinin kamunun doğrudan demokratik denetimi altına alındığı, gerçek anlamda şeffaf bir yapıya kavuşturulması sağlanmalıdır.

\n

Son olarak, AB bölgesinden ayrılarak kendi para birimleri altında istikrar, her ne pahasına istikrarcenderesine kapılmış ve neoliberal kapitalizmin hâkim olduğu Yunanistanın (ya da İtalya, İspanya veya Portekizin...) daha mutlu, daha özgür ve daha demokratik olamayacağının bilinmesi gerekmektedir.

\n

Burada özetlenen ana unsurların birçok kesimce yadırgayıcı ve eskimişdüşünceler olarak algılanacağının farkındayız. Ancak, her alternatif iktisat politikasının sınıfsal nitelikte olduğu ve politika tercihlerinin maliyetlerinin kimlerce karşılanacağı açıkça dile getirilmelidir. Buradan hareketle, Emeğin Avrupasını kurgularken esas olanın sermaye çevrelerinin değil, emeğin çıkarlarının gözetilmesi olduğu da unutulmamalıdır. Aykırı düşünebilmeliyiz, cesaretle ve inatla...

\n

\n

(*) Michael Roberts, Italy and Greece: Rule By the Bankers Bullet, 13 Kasım 2011.

\n

(**) Özlem Onaran, Fiscal crisis in Europe or a crisis of distribution?Political Economy Research Institute, University of Massachusetts Amherst.

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları