Gülengül Altınsay

Demokrasi Diye Bir Şey

23 Nisan 2015 Perşembe

Fenerbahçe-Bursaspor maçının ardından hakem kararları hâlâ konuşuluyor. Kimse “Demek ki hakem formsuzmuş baskı altında da kalınca bir takım hatalar yapmış” filan demiyor. İşin altında başka başka şeyler arıyor.
Çünkü yıllardır yaşanan adaletsizlikler futbolseverlerin sisteme olan güvenini tamamen bitirmiş.
Hatta top artık yuvarlak bile değil onlar için.
Futbolun düştüğü bu çukurdan, bu güvensiz ortamdan ancak futbolu yönetenlerin demokratik ve şeffaf olmalarıyla kurtulabiliriz. Federasyon da kulüp yönetimleri de yaptıkları her şeyin hesabını verebilmeli. Böylece hem herkes işlerin nasıl yürüdüğü görür hem de hesabı verilemeyecek şeyler engellenir. Ve tabii etrafa yayılan çirkin dedikodular da.

Unutmamak lazım
Fenerbahçe kafilesine yapılan saldırı işin hangi noktalara geldiğini anlamak için de geçiştirilmesi mümkün olmayan bir olaydı. Ardından Fenerbahçe yönetiminin aldığı, “Maçlara çıkmayacağız” kararı bir milat olabilirdi. Sonra ne değiştiyse maçlara çıkmaya başladılar. Oysaki Fenerbahçe gibi futbolumuzun lokomotiflerinden birinin göstereceği doğru tavır birçok şeyin değişmesine yol açabilirdi.
Yine her şey bıraktığımız yerden devam ediyor. Başka bir vahim olay patlayana ve bu olay kuru sıkı demeçlerle küllendirilene kadar.
Galatasaray’da da yine seçim sürecine girilince seçim öncesi başkan adayları konuşmaya başladı ve biz de kapalı kapılar ardında gelişen olaylara, hesabı verilmemiş işlere biraz da olsa vâkıf olabildik. Meğer yönetim hataları ve hesapsız harcamalar Galatasaray’ı da borç batağına sürüklemiş. Örneğin Adnan Polat ekranlara “Kulüpte duayen geçinen ve başkanları, seçim sonuçlarını belirleyen şahıs eseriyle övünebilir” diyebiliyor.
Suçlu mu? Tabii bir önceki yönetimler hep… Ama kimse somut ad ve olay gösterip bir girişimde bulunmuyor.

Her şey loca değil
Beşiktaş’ta borçlar öylesine yükseldi ve gelecekteki gelirler öylesine kullanıldı ki borç yükünden kurtulma olasılığı ömür boyu kalmadı artık. Hatırlıyorum da 2010 Genel Kurul öncesinde iyi yönetilirse Beşiktaş’ın gelirleri tüm borçları ödeyebilecek durumdaydı. Yani son beş yılda yapılan borçlanma artık işi çözümsüz noktasına getirmiş.
Ama stat yapılırsa her şey düzelecekmiş gibi bir hava yaratılıyor. En basit toplama çıkarma bile yapmadan. Sanki loca satışları iyi giderse borçlar da kapanacak. Bu arada bir yılda tamamlanması gereken stat ikinci sezonun sonunda hâlâ yarım. Loca satışlarına o kadar kafa takılmış durumda ki taraftarın sosyal yapısı da hiçe sayılıyor. Benden söylemesi; taraftarın kimyası bozulursa sonra değil loca hiç bir şey işe yaramaz.

Sorumsuzluğun bedeli
En son yaşanan haciz olayına gelince: Anlaşılan ardı ardına gelen yönetimlerin ihmali sonunda borç yaklaşık üç kat artarak Beşiktaş’ın karşısına çıkmış. Öylesine büyük yönetim ihmali var ki Beşiktaş bir kuruşluk yarar görmediği bir anlaşmadan milyonlarca dolarlık zararla çıkmış. Çünkü nasıl olsa kulüp yönetimleri yaptıklarından sorumlu değiller. Sorumsuzlukların bedelini her zaman kulüp ödemeye mecbur.
Buna rağmen Başkan Orman, bırakın hesap sormayı, sorumluların adını anmaya bile cesaret edemiyor.  


Yazarın Son Yazıları

Futbol hırsızları 26 Kasım 2020
İki farklı Beşiktaş 22 Kasım 2020
Sol bek çok 12 Kasım 2020
Hüsran 7 Kasım 2020
Koptuk düşüyoruz 30 Ekim 2020
Luce laneti mi? 23 Ekim 2020
Bir tek Rıdvan 5 Ekim 2020
Van der Sar ne bilir? 24 Eylül 2020
Puan futbolu 17 Eylül 2020
Kolay başlangıç 14 Eylül 2020
Messi de gelse 11 Eylül 2020
Bile bile Paok 4 Eylül 2020
‘Paradan kıymetli’ 23 Ağustos 2020