Hikmet Altınkaynak

Beş yıl geçti...

27 Ağustos 2020 Perşembe

Oktay Akbal çağının tanığı bir yazardı. Her şeyden önce Cumhuriyet edebiyatını kuran, yaratan edebiyatçılar arasındaydı. Edebiyata şiirle başladı, şiir gibi öyküler, denemeler, romanlar yazdı, çeviriler yaptı. Yapıtlarıyla, düşünceleriyle iz bıraktı. Yazdıklarının tümü kaynağını, gücünü Cumhuriyet felsefesinden, yaşamdan alan yapıtlardı. Türkiye Yazarlar Sendikası’nın Yaşar Kemal, Aziz Nesin’den sonra üçüncü genel başkanlığını yaptı.

Aramızdan beş yıl önce, 28 Ağustos 2015’te ayrıldı. Ama adı hiç unutulmadı. Şimdi Oktay Akbal Edebiyat Ödülü ile de adı hep anılacak.

Çünkü 16 öykü, 5 toplu basım (öykü), 5 roman, 5 anı, 7 günce, 26 deneme, 1 gezi, 2 çocuk öyküsü, 1 mektup, 16 çeviri olmak üzere, 84 basılı kitabıyla binlerce köşe yazısıyla, milyonlarca okurla buluştu, buluşuyor. Özellikle Cumhuriyet’te yayımlanan 40 yılı bulan köşe yazılarına bugün de Cumhuriyet Arşiv’den ulaşılabiliyor. Oktay Akbal yazısı okuma tadı yine alınabiliyor.

Yaşadıklarını, düşlerini yazdı

Çağının tanığı olan Oktay Akbal, kendine ve topluma yabancılaşmadan yazılarında, yapıtlarında kendini, düşlerini, toplumu, dünyayı anlattı. Kendini toplum içinde bir birey olarak gördüğü için yazdı. Bireyci ve egoist bir bakış değildi. Savunduğu devrimci bir yaşamdı. Toplumu çağdaşlaşmaya ulaştıracak olan Atatürkçülük’tü. O da “devrimci bir eylemin adı”ydı. Atatürkçülük Savaşı (Telgrafhane Yayınları, 2017) adlı kitabında bunu şöyle açıkladı: “Cumhuriyetle birlikte doğan yetişen kuşakların amacı birer Atatürk olmaktı. Atatürk’e yaklaşmaktı. Atatürk’ün gösterdiği amaca ulaşmaktı. Ama olmadı, olamadı. Bunun, özümsenmesini geleceğin tarihçileri yapacak. Ama bu yolda çaba harcayan, didinen, savaşım verenler vardı. Bugün de var... Kendimi o savaşçılardan biri -zaman zaman yorgun, bezgin, ama her zaman yeni bir güçle, bir umutla yeniden savaşıma atılan bir savaşçı- sayarım.”(s.13,14)

Arkadaş canlısıydı

Aramızdan ayrılmadan bir yıl önce bana emanet ettiği, yayımladığım Oktay Akbal’a Mektuplar (İş Kültür Yayınları, 2014) adlı kitabındaki 138 mektup, arkadaşlarına verdiği önemin, yaşama, edebiyata bakışının belgeleridir. Bu mektuplara yansıyan Oktay Akbal gerçeğinin küçük bir kesitiydi. Onlarda kendi ve arkadaşlarının öğrencilikten başlayarak aşklarına, iş arayışlarına, dostluklarına, kavgalarına, yol arkadaşlığından yapıt yazma ve yayımlama dünyasının koşullarına, günün sosyal, siyasal, kültürel yapısına varıncaya kadar pek çok bilgi yer alıyor. Ortaya çıkan gerçek Oktay Akbal’ın arkadaş canlısı, herkesin sevdiği, güven ve saygı duyduğu tüm arkadaşlarının sorunlarıyla ilgilenen bir yazar olduğudur. Bu nedenle yarım yüzyıllık arkadaşı İlhan Selçuk, kendi ve arkadaşlarının duygusunu bir yazısına başlık yapmıştı: “Biz Oktay Akbal’ı Hep Sevdik”.

Oktay Akbal, savunduğu devrimci yaşamdan hiç ödün vermeden, siyasal iktidarlara, güç odaklarına boyun eğmeden dünyamızı aydınlattı, zulme karşı çıktı, özgürlüğü savundu. Edebiyatı, insanları, yaşamı sevmemize katkıda bulundu. Atatürkçülük savaşını her zaman sürdürdü.

Oktay Akbal Edebiyat Ödülü

Oktay Akbal, son yıllarını sürekli olmak üzere, 40 yıl yaz aylarını Muğla ili Ula ilçesi Akyaka beldesinde geçirdi. Muğla’yı, Muğlalıları çok sevdi, Muğlalı oldu, yaşadığı sokağa adı verildi. Sonsuzluğa yolculuğu için de Muğla’yı seçti, burada toprağa verildi.

Oktay Akbal, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’ün, Muğlalı yazar Prof. Dr. Şadan Gökovalı’nın, Akyakalı dostu, turizmci Hamdi Yücel Gürsoy’un deyişiyle “Muğla sevdalısı”ydı.

Şimdi Dr. Osman Gürün, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, her yıl edebiyatçılara Oktay Akbal Edebiyat Ödülü verme kararıyla, Muğla sevdalısı Oktay Akbal’ı selamlıyor, onu hiç unutmadığımızı hepimiz adına duyuruyor. Teşekkürler Sayın Gürün!

Edebiyatımızın büyük ustası ve gazetemizin simgelerinden Sevgili Oktay Ağabey’i sevgi, saygı, özlemle anıyorum!

Unutan unutsun. Biz unutmayalım! Üç gün sonra 30 Ağustos! Büyük Zafer Bayramımız! Coşkuyla kutluyoruz/ kutlamalıyız! Bu zaferi ulusumuza kazandıran başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarının anısı önünde minnetle, saygıyla eğiliyoruz!


Yazarın Son Yazıları

Atatürk dedim önce... 24 Eylül 2020
Ziller çalmasın! 3 Eylül 2020
Beş yıl geçti... 27 Ağustos 2020
Şiirle dünya yolculuğu... 20 Ağustos 2020
Askıda kitap 13 Ağustos 2020
Birinci 100 yazı ve... 6 Ağustos 2020
Yarın 24 Temmuz... 23 Temmuz 2020
Kısa yazmak... 16 Temmuz 2020
Yolculuk deyince... 9 Temmuz 2020
Bugün 2 Temmuz! 2 Temmuz 2020
İlhan Abi’yi okumak... 18 Haziran 2020