Hikmet Altınkaynak

Dünya Şiir Günü’nde bir şairin sonsuzluğa yolculuğu

26 Mart 2020 Perşembe

Cengiz Bektaş’ı, 21 Mart Dünya Şiir Günü’nde üzüntüyle sonsuzluğa uğurladık. Şükran Soner’in betimlemesiyle “sınır tanımayan insan sevgisi”yle dinlenmeksiniz çalışıyordu. Yorgun kalbine yenik düştü.

0, 86 yıl mavi yolculuk yaptı. Sabahattin Eyuboğlu, Bedri Rahmi Eyuboğlu, Yaşar Kemal, Azra Erhat, Halikarnas Balıkçısı, Melih Cevdet Anday, Oktay Akbal, Mina Urgan, Vedat Günyol, Mehmet Başaran… yol arkadaşlarıydı. Amacı, çabası Türkiye’nin aydınlanmasıydı.

Bir şairin Dünya Şiir Günü’nde yaşamla ilgili şiirlerini okuması beklenirken sonsuzluğa yolculuğu insanı çok üzüyor ama daha da unutulmaz yapıyor. Ailesine, sevenlerine, okurlarına sabırlar diliyorum. Herkes onun sürekli çalışma içinde olduğunu, yorulmak bilmediğini anlatıyor. Ben de öyle düşünüyorum.

Bu durumu zaten pazar günkü gazetemizin bu sayfalarında yer alan Yazgülü Aldoğan’ın, Zeynep Oral’ın, Egemen Berköz’ün yazıları, Serfiraz Ergun’un onunla yaptığı son söyleşisi, Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün’ün değerlendirmesi de ortaya koyuyordu.

Oysa yalnızca bunlar da değildi Cengiz Bektaş’ın çalışmaları. Örneğin yeni sonuçlanan 4. Vedat Günyol Deneme Ödülü seçici kurul üyesiydi. Bu nedenle son altı ayda üç toplantıda seçici kurul üyeleri olarak beraberdik. İlki ödül yönetimiyle seçici kurul üyelerinin tanışmaları için. İkincisi Vedat Günyol ve Deneme Üstüne sempozyumda konuşmacı olduğumuz için. Üçüncüsü de ödül verilecek yazarları belirlemek için.

Bunlar dışında da Cengiz Bektaş, üniversitelerin mimarlık fakültelerinden aldığı konferans çağrılarını, okullardan gelen imza günü- söyleşi isteklerini yerine getirmek için çırpınıyordu sanki.

‘Şiir ve Şehir’ paneli

Cengiz Bektaş’la geçmişte katıldığım bir Dünya Şiir Günü etkinliğini anımsıyorum. Bu günü, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde “Şiir ve Şehir” temalı panelle kutlamıştık. Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Deniz Erinsel Önder’le düzenlemiştik. Yönetimini üstlendiğim panelde Cengiz Bektaş’ın yanı sıra, Aydın Boysan ve Doğan Hasol mimarları, Egemen Berköz, Enver Ercan, Güven Turan ve Gonca Özmen de şairleri temsil ediyordu. Doğallıkla Cengiz Bektaş hem mimar, hem şairdi.

İlk sözü ona vermiştim. Şiirle şehir arasındaki uyumu çok güzel özetlemiş, Aydın Boysan deneyim ve esprilerle, Doğan Hasol veriler, tezlerle anlatmıştı. Sonuçta en güzel şehir, en güzel düşleri kuran şairlerin anlattığı şehir gibi bir sonuç da tartışılmıştı, aklımda kaldığına göre. Egemen Berköz, Enver Ercan, Güven Turan ve Gonca Özmen de kendi şiirlerinden “şehir” şiirleri okumuşlardı.

Şairliği, mimarlığı

Cengiz Bektaş, çok yönlü kimliği için 15 yaşında şiir yazarak yola çıktı. Bu yıllarda oynadığı oyunlar içinde suyoluna yaptığı köprüler, bentler, adalar onu mimarlığa taşıdı. Yerel, ulusal gazete ve dergilerde yazarlık yaptı. TGC onursal üyesi oldu. Mimar olarak başta Ankara’da TDK binası olmak üzere, 101 mimari yapıya imza attı. TYS, PEN, TMMO yöneticilerindendi. Yurtiçi, yurtdışı birçok üniversitede öğretim görevlisi olarak ders verdi. Ülkemiz sorunlarının çözümüne, demokrasi savaşımına katkıda bulundu. 106 yapıtından 22’si şiir, 6’sı çocuk, diğerleri mimarlık üstüne kitaplardan oluşuyor. Son kitaplarından biri olan Usta ile Çırak’ta (Sıfırdan Yayınları, 2016) çocuklara yalın bir dille Mimar Sinan’ı anlattı. Her kitabında sevgiyi eksik etmedi. Şükran Soner’in dediği gibi, sevgide sınır tanımadı.

“Mimar Günlüğü” şiiriyle de şöyle seslendi:

Bugün ayın üçü

Çiziyorum kekik otlarına evlerimi

Odalar diziliyorlar

Sevgiyle dostlukla el ele


Yazarın Son Yazıları

Korona sözlüğü 28 Mayıs 2020
Korona yalnızlığı! 14 Mayıs 2020
Yarın 17 Nisan... 16 Nisan 2020
Evde tek başına! 2 Nisan 2020
Korona öyküleri… 19 Mart 2020
İmza günü şenliği 27 Şubat 2020