Hikmet Altınkaynak

‘Ferhat’ın Yeni Acıları’

21 Mayıs 2020 Perşembe

Geçen hafta “Korona Yalnızlığı”nda Ferhat ile Şirin’den de söz edince değerli dostum, şair, çevirmen, çağdaş Türk edebiyatını yarım yüzyıl Almanya’da temsil eden Yüksel Pazarkaya’nın sahne yapıtı Ferhat’ın Yeni Acıları’nı anmamak olmaz.

Ferhat’ın Yeni Acıları, 1992/93 sezonunda Devlet Tiyatroları İstanbul Sahnesi’nde oynandı, Ankara’ya turne yaptı, yılın en iyi oyunu seçildi, İsmet Küntay Ödülü aldı. Kitabı da 1993’te Kültür Bakanlığı’nca 10 bin adet basıldı. 2016’da da Trabzon Sanat Tiyatrosu’nda bir kez daha sahnelendi.

Dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlar, kitaba yazdığı önsözde bugün de gündemde olan “kitap” ve “okumak” kavramlarının önemini anlatıyor, dileğini de “KİTAP ALIN... AYDINLANIN...” biçiminde sloganlaştırıyordu.

1990’lı yıllarda bakanlık bir tiyatro yapıtını 10 bin adet basabiliyordu! Günümüzde ise aynı bakanlık, örgüt yapısına turizmi de kattı, ama benzer bir kitabı bin - 2 bin dolayında basıyor (mu?).

Türk edebiyatında Ferhat ile Şirin

Bir halk hikâyesinden bir aşk masalına dönüşen Ferhat ile Şirin, 10. yüzyıldan önce Arap ve İran edebiyatından Türk edebiyatına geçti, birçok yazar, yapıtı yeniden yazıp çeşitlendirerek zenginleştirdi. Baleden sinema filmine, çizgi filmden dizi filme, oyundan senfonik piyese kadar birçok dalda yapıtlar ortaya kondu.

Edebiyatımızda yeniden yazanlardan biri Nâzım Hikmet oldu. Onun Ferhad ile Şirin’i diğer yapıtlarıyla birlikte 1965’te yayımlandı. Kitap olarak okundu, İstanbul Şehir ve Devlet Tiyatroları’nda, üniversite ve özel tiyatrolarda sahnelendi ve son olarak 1 Eylül 2018’de, Dünya Barış Günü’nde Bilkent Üniversitesi Bilkent Senfoni Orkestrası’nca Arif Melikov’un bale müzikleriyle tasarlandı, iki anlatıcı ve orkestra için senfonik piyes olarak oynandı. Sanatçı Mert Fırat ile Aslı Tandoğan öyküyü anlattılar.

Yeniden yazan yazarlarımız arasında Yüksel Pazarkaya’nın yanı sıra, Talip Apaydın (1965) ve Ferit Öngören de (2003) bulunuyor.

Ferhat’ın görevi

Yüksel Pazarkaya’nın Ferhat’ın Yeni Acıları’nda geleneksel hikâyede olduğu gibi, aşk üçgeninde Şirin’in ablası Mehmene Banu’nun yerine annesi Mehlika, nakkaş Ferhat konumunda ise ressam Volkart yer alır. Mehlika, İstanbul’da Akademi son sınıftayken Şirin’e hamiledir, okulu bırakır. Eşinden ayrılır. Almanya’ya gelir. Şirin’i yanına alır, onu büyütür. Yirmi yıl konfeksiyon atölyesinde çalışır. Akademiyi bırakmanın acısını hem kızını sanat tarihine yönlendirerek hem de Galeri Sevgi adıyla bir sanat galerisi açarak dindirmek ister. Bir kültür köprüsü, bir sevgi köprüsü olsun ister. Galerinin boya işlerini Alman genç Volkart yapar. Açılış öncesi Mehlika Volkart’la tanışır, ondan etkilenir, yemeğe davet eder. Yemek onları biraz daha yakınlaştırır. Ancak ertesi gün açılışta Şirin’le Volkart, birbirlerini görür görmez âşık olunca Mehlika’ya çekilmek düşer. Ama Şirin’le Volkart’ın görüşmesini de yasaklar. Ayrıca Volkart’ın galeriye gelmemesini ister.

Mehlika ile kızı Şirin, galerinin açılış gününde dazlakların saldırısına uğrarlar. Volkart, Şirin’e kavuşmak için annesine yalvarır; “Onu kendi yaşamımla korurum... Ölünceye kadar...” dese de Mehlika’nın bir koşulu vardır: “Bu ülkede yabancı düşmanlığını, insan düşmanlığını ortadan kaldıracaksın. Yabancı düşmanlığını bu ülkeden söküp atacaksın... Kökünü kazıyacaksın... O zaman Şirin’i alabilirsin” der.

Yüksel Pazarkaya sevgiyi bayrak eden bu hikâyenin çeşitlemesini, Almanya’daki yabancı düşmanlığını, ırkçılığı protesto için yazmış. Şirin’e âşık olan Volkart, önce Ferhat adını alır, ırkçılığa karşı savaşır, bu arada dazlakların saldırısına uğrar, trenden atılır. Dazlaklarla savaşan grupları destekler, televizyonların tartışma programlarına katılır, anayasaya ırkçılığın suç olduğunun konulmasını ister. Şirin’ine kavuşur mu dersiniz!

Kitabı okurken Türkiye’de iktidardaki partilerin kendi gibi düşünmeyen kişilere, inançlara, gruplara, partilere, gazetecilere, yazarlara, öğrencilere reva gördükleri bir anlamda ırkçılığı/ayrımcılığı düşündüm, üzüldüm. Belki de bu nedenle olacak - SODEV’in araştırma sonuçlarına göre- her 100 gençten 62.5’i olanak olsa yurtdışında öğrenimi ve yaşamayı amaçlıyor…

Ferhat’ın Yeni Acıları’nı sahnelemenin, Ferhat ile Şirin’i yeni çeşitlemelerle yeniden yazmanın tam zamanı değil mi?


Yazarın Son Yazıları

Korona sözlüğü 28 Mayıs 2020
Korona yalnızlığı! 14 Mayıs 2020
Yarın 17 Nisan... 16 Nisan 2020
Evde tek başına! 2 Nisan 2020
Korona öyküleri… 19 Mart 2020
İmza günü şenliği 27 Şubat 2020