Hikmet Altınkaynak

Yarın 17 Nisan...

16 Nisan 2020 Perşembe

Köy Enstitülerinin kuruluşunun yarın 80. yıldönümü. Koronavirüs yüzünden en sessiz geçen 17 Nisan olacak! Gazetelerde, sosyal medyada hüzünlü anışlar, mesajlar yayımlanacak, o kadar. Oysa Enstitüler, ortaöğretimin çok önemli kurumlarıydı. Her yıl artan bir özlemle de gündem yaratıyorlardı.

Acı bir gerçektir ki, Demokrat Parti’nin (DP) siyasal şantajıyla, ağaların ağır baskısıyla kapatıldılar. Çünkü ağalar, köylünün bilgilenmesine, bilinçlenmesine, kendi haklarını korumasına karşıydılar. Onları sömürmeyi sürdürmek istiyorlardı.

Geçen hafta bugün Cumhuriyet’te yeniden yayınına başlanan Yaşar Kemal’in 58 yıl önce 1962’de yazdığı “Karanlığa Yol Açanlar” yazı dizisini okurken konunun kahramanı, kaymakam Mehmet Can’ı Köy Enstitülü öğretmenlere benzettim, bir an.

Yaşar Kemal yazıyor: Adana’nın Kadirli ilçesi 15 yılda 37 kaymakam değiştirdi. Nedeni kaymakama iş yaptıramayan ağalar, güçlerini kullanıp hemen kaymakamı kötülemeye başlıyorlardı. Buna yasal olmayan işlerini yaptırmaya çalışan halk da katılıyor, kaymakam da hemen sürgün ediliyordu.

İşte Köy Enstitülü özellikle Mahmut Makal, Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Mehmet Başaran, Talip Apaydın, Ali Yüce, Behzat Ay, Ümit Kaftancıoğlu, Hasan Kıyafet, Osman Şahin vb. öğretmen yazarlara da çeşitli suçlar atarak benzerlerini yapmadılar mı? Her birinin yapıtlarında bunlar yansır.

Kaymakam Mehmet Can

Yaşar Kemal’in anlattığı Mehmet Can, 38. kaymakam olarak Kadirli’ye atanıyor. Kadirliyi Güzelleştirme Derneği kuruyor. Kadirli’yi gerçekten sevenlerle, öğretmenlerle, memurlarla, köylülerle, el ele veriyor güzelleştiriyor. “Sen doğru çalış, eğri bulur belasını...” diyor. Kadirli’ye hizmet ediyor. Çamurlu yollarını yaptırıyor. Kapısını halka açıyor, halkı dinliyor, tüm sorunlarını çözüyor.

Beş yıl içinde yapılması planlanan köy okullarının hepsini bir yılda bitiriyor. İki su kanalı açıp kaymakamlığa gelir sağlıyor. Ne kadar dayanabiliyor dersiniz?

Yaşar Kemal’in henüz yazdıklarında olmasa da Mehmet Can, iki yıl sonra sürülüyor, başka ilçelerde ve bakanlıkta çalışıyor. Siyasete atılıyor. Üç dönem Adana Milletvekilliği, 2. Ecevit Hükümeti’nde Adalet Bakanlığı yapıyor.

Öte yandan Kadirli’deki başarısı Erden Kıral’ın yönetiminde Tarık Akan’ın Mehmet Can’ı canlandırdığı Kanal (1978) filmine de konu oluyor.

Parasız yatılı

Kaymakam Mehmet Can’ın başarılı olmasını istemeyen ağalar, benzerini geçmişte 1950’li yıllarda Köy Enstitülerine karşı da yaptılar. Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940’ta Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanı, İsmail Hakkı Tonguç’un İlköğretim Genel Müdürü olduğu dönemde açıldı. İlk başta 14, 1941’de 7 olmak üzere 21 Köy Enstitüsü bölgelere göre dağıldı. Kurucusu ve kuramcısı İsmail Hakkı Tonguç, Tevfik Fikret’in dostu ünlü pedagog Satı Bey’in öğrencisiydi. Eğitimin ve kalkınmanın ilköğretimden başlamasına inanıyordu. Köy Enstitüleri, parasız yatılı, ilköğretmen okullarıydı. Öğrencileri ilkokulu bitiren köy çocuklarıydı, Köy Enstitülerinde eğitilip köyün kalkınması için öğretmen, sağlık memuru, tarım teknisyeni ve köyün önderi olarak yetiştirilip yine kendi köylerine öğretmen olarak gönderiliyor, köyü canlandırıyorlardı.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı

Kısaca Köy Enstitüleriyle köye bir ışık geliyordu. Ne var ki, 1950’de iktidara gelen DP döneminde yine toprak ağalarının baskısıyla, önce Köy Enstitülerinin programı öğretmen okullarının programıyla birleştirildi (1951). Programdaki “” uygulamalı dersler azaltıldı ve 27 Ocak 1954’te 6234 sayılı yasayla Köy Enstitüleri tarihin sayfalarına gömüldü. Enstitülerden geriye ise 1398’i kadın, 15 bin 943’ü erkek olmak üzere 17 bin 342 köy öğretmeni, 8 bin 675 eğitmen, 1248 sağlık memuru kaldı.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, hâlâ kollanan cehalet virüsü yok edilecek, ülkemiz daha aydınlık olacaktı. Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, tarım alanlarımız kim bilir ne kadar verimli kullanılacak, dışarıdan buğday - saman alınmayacaktı. Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, ülkemizin bu zor günlerinde sağlık çalışanlarıyla da ne büyük fedakârlıklar sergilenecekti, kim bilir?

Köy Enstitüleri kapatılsa da, Mehmet Can’lar sürülse de “Karanlığa Yol Açanlar”ın sayıları artacaktır.

Bu görkemli kurumları çok iyi anlatan birkaç kitabı da anımsatmak isterim: İsmail Hakkı Tonguç’un Canlandırılacak Köy, Alev Coşkun’un Hasan Âli Yücel - Aydınlanma Devrimcisi, Pakize Türkoğlu’nun Tonguç ve Enstitüleri, Fakir Baykurt’un Türkiye’de Köy Enstitüleri, Mehmet Başaran’ın Özgürlük Eylemi Köy Enstitüleri, Öner Yağcı’nın Büyük Oğul Efsanesi/Tonguç’un Romanı, İlyas Küçükcan’ın Ülkeye Adanmışlıkta Köy Enstitüleri (2018 Yunus Nadi Sosyal Bilimler Araştırması Ödülü), Mustafa Gazalcı’nın Köy Enstitüleri’nin Meclis Süreci ile bu enstitüleri çocuklara anlatan Ömür Kurt’un Karaca ve Mucizeler Köyü adlı romanı...


Yazarın Son Yazıları

Korona sözlüğü 28 Mayıs 2020
Korona yalnızlığı! 14 Mayıs 2020
Yarın 17 Nisan... 16 Nisan 2020
Evde tek başına! 2 Nisan 2020
Korona öyküleri… 19 Mart 2020