Hilmi Türkay

Oğuz Çetin veTorpilliler!

13 Kasım 2011 Pazar
\n\n\n

Maç günü gazetemde beni gören herkes aynı soruyu soruyordu, Maça gidecek misin? Yanıtım hepsine aynıydı:Hayır. Oysa EURO 2008de bu Hırvatistana karşı kazanmıştık. O günün ulusal takımı ile bugünün takımı arasında çok büyük farklılık vardı. Bir kere takımın başındaki hoca bir Türk, Fatih Terimdi. Türkün dilinden Türk anlar. İspanyada, Hırvatistanda, Almanyada olsun takımın başındaki çalıştırıcıların hepsi o ülkenin insanları. Peki bizde durum niye farklı? Bugün bu ulusal takımı emanet edecek yerli bir hoca yok mu? Neden yabancı? Bir yabancı hayranlığı tutturmuşuz yıllardır gidiyor. Ne kadar çok sokağa atacak paramız var. Ulusal takıma altyapıdan oyuncu gelmemesinin en büyük nedenlerinden biri de liglerimizdeki yabancı oyuncuların fazlalığıdır. Hiddink iyi mi, yoksa kötü hoca mı, tartışılır. Ama asıl tartışılması gereken Hiddinkin yardımcısı Oğuz Çetinin iyi bir antrenör olup olmadığıdır. Oğuzun futbolculuğunu çok beğenirdim. Fakat oyunculuk ayrı, hocalık ayrı şeyler. Hollandalı teknik direktörün gelişiyle birlikte Ulusal takım’daki isimlere bakıyorum; şablon neredeyse hiç değişmedi. 75 milyon takımı ezberledi, arada sırada bir iki isim takviye geliyor. Bu isimler de medyada fazla yazıldığı için söz oluyor, hepsi o kadar. Başka isimler yok mu, neden aramıyoruz. Yok olmuyor bunlarla işte. Israr niye, topliller mi yoksa?

\n

Hani iyi hazırlanmıştık, hani 11 Kasım gecesini büyük heyecanla bekliyorduk, hani kazanacaktık, hani Türkiyeyi sokağa dökecektik. Bu futbolla mı olacaktı bütün bunlar? Kim ne yaptı söyleyin bana? Hangisine yakıştı o ay-yıldızlı forma. Ayıp ayıp! Bu forma altında böyle oyun oynanmaz. Ya hakkınızla giyin ya da bırakın. İnsanları üzmeye hiç hakkınız yok. Hepinizin yatı, katı arabası, parası var. Sıradan bir takımı yeniyorsunuz prim bekliyorsunuz. Kazanacağımıza hiç inanmadım, hatta servisteki arkadaşlarıma skor için iki ya da üç farklı kaybederiz diye tahminde bulunmuştum. Bu bir altıncı his, bir ermişlik ya da falcılık değil. En ufak ışığı görmediğiniz bir yerde beklentilerin büyük olması her zaman hüsranla sonlanır. Her şey ortada. Şimdi bakıyorum oyuncuların bazıları köşe bucak kaçmaya başladı. Bu daha büyük ayıp.

\n

Rövanşa gitmemek için bilinçli kart görmek hiç yakışık alır mı? Arda, Emre, Sabri, Hakan Balta gibi... Sözüm ona uyanıklar. Bu uyanıklığın altında tamamen kaçış yatıyor. Avrupalı bunu yapmaz. Çünkü onlar gerçek profesyonel, bizimkiler ise ne yazık ki daha profesyonel olamadı. Takımınızın kaptanı sahanın kenarına gelip tribünlere önce susun diye bağırıp sonra da küfür ediyor. TV başındaki milyonlar dudak okumayla buna tanıklık etti. Bir kaptan, bir lider, böyle yaparsa diğerleri ne yapmazlar ki? Kaleci Volkana ayıp ediyorlar, Türk Telekom Arenada çok küfür yiyor.

\n

Bir ara oyunu bıraktı seyirci ile karşılıklı atışmaya başladı. Olmaz, bunlar da yakışık almaz. Volkan için Bunu hep yapıyor diyenleriniz olabilir. Tamam, katılıyorum ama onu bazılarından ayırmamız gerekiyor. Ne kadar hatalı goller yese de... Salı gecesi rövanş maçı bizim için turistlik gezi olacak. Gol yemeden üç tane atmamız mucizenin mucizesi olur. Dört atarız diyenleri duyuyorum, hem de yemeden! Hah... Hah... Hem de ne yaptığını bilmeyen bu takımla... Hiç vakit kaybetmeden karar zamanı. Federasyon acilen bu işi çözsün. Hiddinkle, Oğuz Çetinle artık olmaz. Bir kan değişimi şart. Benim adayım Abdullah Avcıdır. Ne derseniz, yakışmaz mı Ulusal Takıma? Mustafa Denizliye de Hayır demem. Hocam zaten biraz fazla dinlendi. Televizyonda kendisini çok formda görüyorum.

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fatura ağır 20 Eylül 2021
İki farklı F.Bahçe 17 Eylül 2021
Kolay tur 27 Ağustos 2021