Servet transferi
İrfan Hüseyin Yıldız
Son Köşe Yazıları

Servet transferi

20.08.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Credit Suiss’in geçen hafta açıkladığı küresel servet raporunda Türkiye’de en zengin yüzde 5’lik kesim, toplam servetin yüzde 59.2’sine sahip iken kalan yüzde 95’lik kesimin toplam servetten aldığı payın ise yüzde 40.8 olduğu tespit ediliyor. Nüfusun en yoksul yüzde 30’luk kesiminin toplam servetten aldığı bir pay bulunmuyor aksine bu kesimin yaklaşık 1 milyar dolarlık net borcu bulunuyor. Ayrıca Türkiye’de toplam servette bir kayıp görünüyor. Bunun bir kısmı Türk Lirası’ndaki erimeden kaynaklanıyor, diğer bir ifadeyle Türk varlıkları yabancılar için ucuzluyor. Diğer kısmı ise yurtdışına kaynak transfer eden ekonomik büyüme modelimizden kaynaklanıyor...

Ticaret Bakanlığı’nın temmuz ayı geçici dış ticaret verilerine göre ihracatımızın ithalatımızı karşılama oranı, yüzde 61.9 seviyesine kadar düşmüş durumda. Buna göre, 61.9 birim değer ihraç ederken 100 birim değer ithal ediyoruz. Teknolojisi ve katma değeri yüksek ürünler üretip satamıyoruz. Üretimimiz verimsiz, tarımımız çökmüş. Sürekli borçlanarak, tüketerek ve ithalat yaparak büyüyoruz. Dolayısıyla sürekli yüksek cari açık veriyoruz ve yurtdışı borçlanmalarımızda yüksek CDS primleri (faiz) ödemek zorunda kalıyoruz...

GELİR DAĞILIMINDA ARTAN ADALETSİZLİK

Türkiye kendi içinde sadece servet dağılımında değil, gelir dağılımında da büyük bozulma yaşıyor. Üretmeyen, ranta endeksli ekonomik modelin üstüne, kamu kaynaklarının yağmalanması, itibardan tasarruf edilmemesi, israf, yandaşların zengin edilmesi, yüksek enflasyon yaratılması, türlü servet transferi projelerini de eklediğimizde servet ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleşmesi kaçınılmaz oluyor. DİSK’in Temmuz 2023 dönemi raporuna göre açlık sınırı 11 bin 525 liraya (asgari ücret 11 bin 402 lira), yoksulluk sınırı ise 39 bin 886 liraya yükselmiş bulunuyor. Bugün Türkiye’de halkın büyük bir bölümü bu rakamın altında gelir elde ediyor (4 kişilik aile hesabıyla), diğer bir deyişle yoksulluk ve açlık sınırının altında milyonlar yaşıyor! Bütün tek adamlı otoriter yönetimlerde olduğu gibi, halk önce yardıma muhtaç hale getiriliyor, sonra seçim dönemlerinde ceplerine para konuyor, seçim alındıktan sonra tekrar daha da muhtaç hale getiriliyor... Elbette dogmaların, şükrün, sabrın ve fakirliğin öteki dünyadaki mükâfatlarına ilişkin bolca dini telkinler eşliğinde bu çark dönüyor...

SEÇİMİ ALMANIN BEDELİ

Geçen yıl temmuz ayında uygulamaya koyulan Aile Destek Programı kapsamında şimdiye kadar yaklaşık 3.4 milyon aileye 43.7 milyar lira ödeme yapılmış, ağustos ayı için de 4.3 milyar liralık bir ödeme yapılacakmış. Bunların yanında çocuk desteği, hasta desteği, engelli, malul, dul ve yetim desteği, yaşlı aylığı desteği, bakıma muhtaç olanlara verilen destek, eğitim desteği, ev hanımlarına verilen destek, elektrik desteği, doğalgaz desteği say say bitmiyor... Bu desteklerden yararlananların sayısı 15 milyonu aşıyor. Partizanca şişirilen kamu kadrolarını da (bekçi alımı gibi) bunlara ilave etmek gerekiyor. Çiftçilere, esnafa verilen destekler ve düşük faizle desteklenen işletmeler derken nerdeyse ülkenin yarısı iktidarın eline bakar hale getirilmiş bulunuyor. Bütün bu kesimlerin ortak korkusu “İktidar değişirse bu desteklerimiz kesilir mi?” idi. Muhalefet, her ne kadar “Ben daha fazlasını veririm” dediyse de bütünlüklü ve inandırıcı bir sistem öneremediği için etkili olamadı. “Eldeki bir kuş, daldaki iki kuştan iyidir” yaklaşımı daha makul geldi seçmenlere...

ÜLKENİN GELECEĞİ KARARTTIRILMASIN

Elbette bir demokratik, sosyal hukuk devletinde öncelikle eğitim ve sağlık parasız olmalıdır. Toplumun zayıf kesimlerini koruyan sosyal güvenlik yasaları olmalıdır. Devlet, kalkınmacı ve planlı ekonomi politikalarıyla yurttaşları ve işletmeleri güçlendirmeli, üretken hale getirmeli, yatırım ortamını ve katma değeri yüksek üretimi desteklemelidir. Böylece yurttaşlar ve işletmeler kendi ayakları üzerinde durabilir, ülkenin sürdürülebilir ekonomik geleceği olur ama mevcut sadaka dağıtma yaklaşımıyla bu iş olmaz! Aksine ekonomideki tahribat büyütülmüş ve piyasalar çalışamaz hale gelmiş bulunuyor. Yedi ay sonra bir seçim daha geliyor. Seçime kadar sadece algı yönetilmeye çalışılırsa Türkiye’ye yazık olacaktır. Çünkü ertelenemez büyük ekonomik sorunlarımız var: yoksulluk, enflasyon (hayat pahalılığı), bütçe açığı, ödemeler dengesi açığı, artan borç yükü, tasarruf açığı, depremin getirdiği yükler, KKM yükü, basılan paralar havada uçuşuyor ve değer kaybeden Türk Lirası... Bu açıklarımızı derinleştiren yine ertelenemez olan eğitim ve bilim açığımız, hukuk ve demokrasi açığımız, acımasız bir sömürü düzeni, ahlak ve liyakat açığımız var...

Yazarın Son Yazıları

Kalkınma ve akademik meslekler

Birinci sanayi devriminin belirleyici teknolojisi; makineler, buhar gücü ve fabrika sisteminin oluşmasıydı (1760-1840).

Devamını Oku
17.08.2025
Ekonomik belirsizlikler

Ülke olarak neden sürekli makroekonomik belirsizlikler ve dengesizliklerle uğraşıyoruz?

Devamını Oku
03.08.2025
Bıçak kemiğe dayandı

İktidarın iki yıldır yürüttüğü enflasyonla mücadele programında yolun sonuna gelindi diyebiliriz.

Devamını Oku
20.07.2025
İçimiz yanıyor!

Her yaz meydana gelen orman yangınları, yaşadığımız bir trajediye dönüştü...

Devamını Oku
06.07.2025
Ekonomi politik girdap

Trump’ın, gümrük tarifelerinde ve uluslararası ticarette yarattığı belirsizliklere, 13 Haziran’da İsrail’in, İran’a saldırmasıyla artan jeopolitik riskler de eklenince...

Devamını Oku
22.06.2025
Bayramlaşamıyoruz bile!

Düşünce üreten, yazan ve çizen insanların erdemi, elbette yaşadığı dönemin sorunlarını dile getirmekten geçiyor.

Devamını Oku
08.06.2025
İstikrarsızlığın maliyeti büyüyor

Geçtiğimiz cuma günü, 19 Mart’ta başlayan İBB operasyonlarının dördüncüsü yapıldı. Merkez Bankası da perşembe günü, 19 Mart’tan sonra ilk enflasyon raporu sunumunu gerçekleştirdi.

Devamını Oku
25.05.2025
Ekonomi sert daralıyor

Ekonomi sert daralıyor

Devamını Oku
11.05.2025
Depremi beklerken

Depremi beklerken

Devamını Oku
27.04.2025
Dünya’da Trump belirsizliği

Dünya’da Trump belirsizliği

Devamını Oku
13.04.2025
Ekonomide büyük tahribat

Ekonomide büyük tahribat

Devamını Oku
30.03.2025
Milli gelir büyümesi ve kalkınma

Milli gelir büyümesi ve kalkınma

Devamını Oku
16.03.2025
Ekonomide güven sorunu

Ekonomide güven sorunu

Devamını Oku
02.03.2025
TÜSİAD’ın enflasyon eleştirisi

TÜSİAD’ın enflasyon eleştirisi

Devamını Oku
16.02.2025
Sosyal adaletin küresel krizi

Sosyal adaletin küresel krizi

Devamını Oku
02.02.2025
Bütçede adaletsizlik ve keyfilik

Bütçede adaletsizlik ve keyfilik

Devamını Oku
19.01.2025
Ekonomide öngörüler

Ekonomide öngörüler

Devamını Oku
05.01.2025
Dağılımda adaletsizlik büyüyor

Dağılımda adaletsizlik büyüyor

Devamını Oku
22.12.2024
Emekli maaşı ve asgari ücret sancısı

Emekli maaşı ve asgari ücret sancısı

Devamını Oku
08.12.2024
Aralıkta faiz indirimi sinyali

Aralıkta faiz indirimi sinyali

Devamını Oku
24.11.2024
Vergide adalet kalmadı

Vergide adalet kalmadı

Devamını Oku
10.11.2024
Kurumlar güvenilirliklerini kaybediyor

Kurumlar güvenilirliklerini kaybediyor

Devamını Oku
13.10.2024
Faiz sarmalına girdik

Faiz sarmalına girdik

Devamını Oku
29.09.2024
Bu ‘OVP’ de piyasalara güven vermedi

Bu ‘OVP’ de piyasalara güven vermedi

Devamını Oku
15.09.2024
Tarımını kaybeden ülke

Tarımını kaybeden ülke

Devamını Oku
01.09.2024
Ekonomide belirsizlikler devam ediyor

Ekonomide belirsizlikler devam ediyor

Devamını Oku
18.08.2024
Servet transferi ve iktidar

Servet transferi ve iktidar

Devamını Oku
04.08.2024
Vergide sistemsizlik ve adaletsizlik

Vergide sistemsizlik ve adaletsizlik

Devamını Oku
21.07.2024
Krizin bedelini emekçiler ödüyor

Krizin bedelini emekçiler ödüyor

Devamını Oku
07.07.2024
Faşist ideolojiler geri mi geliyor?

Faşist ideolojiler geri mi geliyor?

Devamını Oku
23.06.2024
Enflasyon zirve yaptı

Enflasyon zirve yaptı

Devamını Oku
09.06.2024
Ahbap çavuş kapitalizmi

Ahbap çavuş kapitalizmi

Devamını Oku
26.05.2024
Enflasyonla mücadele programı başarılı mı?

Enflasyonla mücadele programı başarılı mı?

Devamını Oku
12.05.2024
Mali müşavirler ayakta

Mali müşavirler ayakta

Devamını Oku
28.04.2024
Kötü yönetilmeye kırmızı kart

Kötü yönetilmeye kırmızı kart

Devamını Oku
14.04.2024
Enflasyon en büyük endişe kaynağı

Enflasyon en büyük endişe kaynağı

Devamını Oku
31.03.2024
Ekonomimiz uyuşturucu bağımlısı

Ekonomimiz uyuşturucu bağımlısı

Devamını Oku
17.03.2024
İrfan Hüseyin Yıldız yazdı...

Hayat pahalılığı kimleri eziyor?

Devamını Oku
03.03.2024
Kapsayıcı kurumlarımızı kaybediyoruz

Kapsayıcı kurumlarımızı kaybediyoruz

Devamını Oku
18.02.2024
Kapitalizm krizleri üretiyor

Kapitalizm krizleri üretiyor

Devamını Oku
04.02.2024