Atatürk ve Soykırım

14 Kasım 2011 Pazartesi
\n\n\n

CHPde kimse yokmuş gibi, Tunceliden seçtirdiler CHPli olmayan Hüseyin Aygünü. O da gitti, 10 Kasımda cemaatçilerin Zaman gazetesine konuştu.

\n

Söylediklerini özetleyelim:

\n

Dersim isyanı diye bir şey gerçekte yokmuş. Sonradan icat edilmiş. Ordu harekât yapınca insanlar kendini korumak için silahlanmış. 1937-1938’de jenosite (soykırım) varan bir operasyonla Dersim meselesi tarihe havale edilmiş. Atatürk, Dersimde yapılan katliamdan haberdarmış...

\n

Hüseyin Aygünün dediklerinden şu anlam çıkıyor:

\n

Atatürk emir verdi, durup dururken ordu Tunceliye harekât yaptı, insanlar öldürüldü.

\n

Sonuç: Atatürk, soykırım düzenleyen cani bir diktatördü.

\n

Bu mu yani?

\n

CHPnin ve de Hüseyin Aygünün Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, bu sonuca katılıyor ve katlanıyor musunuz?

\n

Öğrenmek hakkımızdır.

\n

\n\n\n

Ballı İşler

\n\n\n

Başımızdakiler ellerini ovuştura ovuştura ballı kaymaklı bir yeni işe giriştiler: Sağlığı kararname ile dönüştürme.

\n

Sağlığı artık kurumlar yönetecek. Kurum deyip geçmeyin, hepsi birer şirket gibi yönetilecek. Balı da kaymağı da orada olacak.

\n

İşin kaymağını kimin yiyeceğini soracak olursanız: Hiç kuşkusuz AKP yiyecek...

\n

Nedenine gelince:

\n

Son çıkardıkları kanun hükmünde kararname ile birinci basamak sağlık hizmetleri için Türkiye Halk Sağlığı Kurumu kuruluyor. Bu kuruma, 105 bin 511 yeni kadro ayrılıyor.

\n

İlaçlar, tıbbi ürünler ve araçlarla ilgili düzenleme yapmakla görevli, özel bütçeli ama kamu tüzel kişiliğini haiz Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu kuruluyor. Bu kuruma 872 adet kadro ayrılıyor.

\n

İkinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini vermek üzere hastanelerin işletilmesi, faaliyetlerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve denetlenmesi için Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu kuruluyor. Bu kurum için de 330 bin 70 kadro ayrılıyor. Ayrıca bu kuruma bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarının işletilmesi Kamu Hastaneleri Birliklerine bırakılıyor. Böylece 100 yeni birlik kuruluyor. Bu amaçla Kamu Hastaneleri Birlikleri için 100 genel sekreter, 500 hastane yöneticisi, 850 başhekim olmak üzere toplam 10 bin 300 adet kadro ayrılıyor. Kararnameye göre, profesör ya da doçent olan birlik genel sekreterlerine 15 bin 468 lira sözleşme ücreti ödenebilecek!

\n

Dahası, bu birliklerin kurulmasına ilişkin onayın alındığı tarihte ilgili birlik kapsamındaki tüm sağlık kurumlarında bulunan baştabip, baştabip yardımcısı, hastane müdürü, hastane müdür yardımcısı ve başhemşire, klinik şefi ve klinik şef yardımcılarının görevleri sona erecek!

\n

Bu demektir ki; bundan böyle yalnızca parayla oynayacak olan sağlık kuruluşları tümüyle bademciklerin eline geçecek...

\n

Hastalar mı? Onlar, artık yağlı müşteri.

\n\n\n

İhtiyaç Molası

\n\n\n

Gazeteci ağabeylerimizden Attila Aşut, Trabzon yazılarını topladığıGünlerin Kıyısındanadlı kitabında bir ihtiyaç molası anısını aktarmış:

\n

Ankaradan Trabzona giderken, şoförümüz akşamüstü, Vakfıkebir yakınlarında bir yerde namaz molasıverdi. O bunu ihtiyaç molasıdiye duyurdu ama otobüsü park ettiği yer, sahil yolundaki bir caminin önüydü. Kendisi de biraz sonra çeşmede abdestini alıp camiye girdi. Üstüne üstlük, namaz sonrası, çarşıdaki kasaptan haftalık et gereksinimini karşılamayı da unutmadı! Bu yüzden Trabzona girişimiz yaklaşık bir saat gecikti.

\n

Aşutun anısı yaklaşık 10 yıllık. Bugünkü ihtiyaç molalarını da siz düşünün artık...

\n\n\n

Deprem

\n\n\n

Vanda yıkılan vur-kaç, paragöz, lümpen piyasacılıktır.

\n

Yıkıntılar arasında kurtarılmaya çalışılan da sosyal devlet!

\n\n\n

KOORDİNASYON EKSİKLİĞİ

\n\n\n

12 Eylül darbesi sonrası, yazı- işlerine, gazete temsilcilerine telefonlar gelirdi; Şu haberdeki şu sözcüğü niye kullandın? Şu başlık iyi olmamış. Bir daha böyle başlıklar kullanmayıngibisinden.

\n

Duyduk ki, o günlere geri dönmüşüz. Başbakanlıkta, Dışişleri Bakanlığında özel müşavirler varmış. Haberleri izliyor; gazetelerin, televizyonların yöneticilerini arıyorlarmış,Şu haberi beğenmedik, şöyle yazsan daha iyi. Sayın Bakan, bilmem ne sözünden rahatsız olmuşdiye.

\n

Bu iş böyle ayrı ayrı olmaz. Maazallah; depremden sonra olduğu gibikoordinasyon eksikliğiyaşanır sonra. Yapılacak iş; tüm bu müşavirleri, yeni kurulacak özerk yapılı Başbakanlık Yüksek Sansür Kurulu biriminde toplamaktır. Böylece hem cemaatçilere yeni iş kapısı açılır hem de sansür ve yasaklama tek elden yürütülür.

\n\n\n

Ahlat Kitap Bekliyor

\n\n\n

İleti, Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Başkanı İlhami Nalbantoğlundan geliyor:

\n

Bitlis Eren Üniversitesi bünyesinde Ahlat Kültür Merkezi için 5 bin adet kitap gönderdik. Ancak kütüphane için ayrılan mekân o kadar büyük ki beş bin kitap yok gibi. Bu nedenle takviye gerekiyor.

\n

Vakfın iletişim bilgileri: Sakarya Cad. 17/62 Yenişehir-Ankara. Tel: 0312 467 07 19, e-posta: [email protected]

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fısıltı Çalıştayı! 18 Eylül 2021
Efsuncular... 4 Eylül 2021