Bomba

28 Ocak 2012 Cumartesi
\n\n\n

Gazeteci arkadaşlarımız Nuri Kayış ile Serhat Hürkan, Sansürsüz Sansür Tarihini yazdılar. Kitapta, kimilerinin yüceltip nereye koyacaklarını bilemedikleri 2. Abdülhamit dönemi de var. İşte Abdülhamitinyasaklı kelimelerden bazıları:

\n

Grev, ihtilal, sosyalizm, hürriyet, vatan, millet, cumhuriyet, adalet, zulüm ve bomba.

\n

Geçenlerde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cumhuriyeti ziyarete gelmişti. Kurduğu bir cümlenin içinde bombasözcüğü geçti.Aman efendim diye uyardık, Bomba demeyin lütfen. Ne olur, ne olmaz, iddianameye filan gireriz sonra.

\n

Bülent Arınç da bize hak verdi, önündeki masanın üzerinde duranları göstererek Bomba demeyelim. Çiçek diyelim, kek diyelim, kurabiye diyelimdedi.

\n

Bilesiniz: Çiçek, kek ve kurabiye serbesttir.

\n\n\n

Yasaklı tez

\n\n\n

Fransız senatosunun verdiği karar ile Uğur Mumcunun anılışı hemen hemen aynı günlere denk geldi.

\n

Uğur Mumcunun bir tezi vardı: Emperyalist Batı, Kıbrıs Barış Harekâtından hemen sonra Türkiyeyi bölgede kıstırabilmek için Ermeni terör örgütü ASALAyı devreye sokmuştu. Birçok vatandaşımızın ve diplomatımızın ölümünden sorumlu olan ASALA örgütü güçten düşünce, bu kez aynı tezgâh PKK üzerinden yürütülmeye başlamıştı.

\n

Şimdi bu tezi de ağzımıza alamayacak mıyız?

\n

Orly Havalimanı saldırısını anımsatamayacak mıyız örneğin? Fransanın en büyük havalimanlarından biri olan Orlyde 15 Temmuz 1983te ASALA militanlarının patlattığı bomba sonrası 2’si Türk, 4ü Fransız, 1i Amerikalı, 1’i de İsveçli olmak üzere 8 kişinin öldüğünü, 28i Türk, 55 kişinin de yaralandığını kuşaktan kuşağa aktaramayacak mıyız?

\n

Az bekleyin, Türkiye dışında ve hatta içinde Türk demenin bile yasadışı sayılacağı günleri de göreceğiz...

\n\n\n

Tüzük taslağı

\n\n\n

CHP Genel Merkezi, tüzük değişikliği taslağını eleştirilmesi için örgütlere gönderdi.

\n

Taslağın en çok eleştirilen yanlarından biri, Genel başkan, genel başkan yardımcılarından en fazla üçünü, parti meclisi üyesi olmayan partililer arasından belirleme yetkisine sahiptir. Bu durumda, görevlendirilenlerin isimleri\t \tparti meclisinin bilgisine sunulurhükmü olmuş.

\n

Bu maddenin demokratik olmadığı bir yana, Siyasi Partiler YasasınınMerkez karar ve yönetim organlarının üyeleri büyük kongrece seçilirifadesine yer veren 16. maddesine aykırı olduğunu söyleyenler partide çoğunlukta.

\n

İşin ilginç tarafı, Siyasi Partiler Yasasına açıkça aykırı olan bu değişikliği önerenin hukukçu olması...

\n\n\n

BOL KEPÇE SATIŞ

\n\n\n

CHP milletvekili Ali İhsan Köktürk, bir hesaplama yapmış:

\n

1923 yılından 2002 yılına kadar yabancılara toplam toprak satışı 11 milyon metrekare iken, sadece 2011 yılında gerçekleşen yabancıya toprak satışı 18 milyon 402 bin 131 metrekaredir. Baktığımızda, 2002-2011 yılları arasında yabancı gerçek kişiye 75 milyon 893 bin 700 metrekare, yabancı tüzelkişiye 30 milyon 447 bin 810 metrekare, yabancı ortaklı ve yabancı sermayeli şirketlere 30 milyon 186 bin 277 metrekare, yani toplam 2002-2012 yılları arasında yabancılara satılan toplam toprak miktarı 136 milyon 527 bin 787 metrekaredir. Dolayısıyla 80 yılda satılan toprak parçasının neredeyse iki katı 2011 yılında, 12 katı AKP iktidarı döneminde gerçekleşmiştir.

\n

Köktürk, AKPnin yabancılara bol kepçeden toprak satışı yapmayı öngören Tapu Yasasındaki değişikliği için diyor ki:

\n

Toprak konusu sadece bir mülkiyet sorunu değildir. Toprak, ülke egemenliğinin ve bağımsızlığının vazgeçilmez asli unsurudur. Bu nedenle kısa erimli ticari çıkarlaruğruna ülke egemenliğinin ve bağımsızlığının asli unsuru olan ülke topraklarının makul ölçüleri aşan ölçüsüz satışı ve yabancılaştırılması kabul edilemez.

\n

Daha önce de bağırıp çağırmıştık. Ne oldu?

\n

AKP bildiğini yaptı...

\n\n\n

Arzu

\n\n\n

Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğun tutuklanması üzerine Recep Tayyip Erdoğanın, 2 yıl birlikte mesai arkadaşlığıyaptıklarını belirterek Tutuklama yoluyla değil de tutuksuz yargılama yolu, bizim her zamanki arzumuzdurdemesi dikkatlerden kaçmamıştı.

\n

Ankarada üst düzeyden bir yorum duyduk:

\n

Başbakan’ın, İlker Başbuğun tutuklanmasına hiç sıcak bakmadığı, ancak cemaatin çok bastırdığı ve ağırlık kazandığı biliniyor...

\n\n\n

TUTUKSUZ TUTUKLU

\n\n\n

Avukat Ayşegül Şahin, gazeteci Hikmet Çiçekin tutuklandığı suçtan yargılanmadığını, yargılandığı maddelerden de hakkında tutuklama kararı bulunmadığını savunuyor:

\n

Hikmet Çiçek için suçluluk hakkında kuvvetli belirtiden söz etmek mümkün değildir. Zira, hakkında iddianamedeki sevk maddesinden verilmiş bir tutuklama kararı yoktur. Keza risk koşulundan da söz edilemez. İşlendiği iddia edilmeyen ve yargılamaya konu edilmeyen suçlardan dolayı kaçmayı, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadı veya bunlar gibi risk içeren faktörlerin varlığından da söz edilemez. Fiilen zor kullanılmakta ve müvekkil özgürlüğünden mahrum edilmektedir.

\n

Bu arada hatırlatmak gerek: Hikmet Çiçekin tutukluluğu 4. yılına girmek üzere.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020