Derviş Bildirgesi

25 Nisan 2015 Cumartesi

CHP’nin seçim bildirgesini “sosyal” bulanlar çoğunlukta. Bizim anladığımız “sosyal devlet” ilkesi, emeği, ezileni, yoksulu korur, kollar.
CHP’nin seçim bildirgesi ise “sosyal piyasa” üzerinden yürüyor. Piyasayı kollamaya öncelik tanıyor. “Piyasayı kollar, düzenlersek, işgücü piyasasını da desteklemiş oluruz” mantığı egemen bildirgeye.
CHP’nin bildirgedeki “kalkınma” anlayışı, yüksek katma değerli, yeniliğe dayalı “rekabetçi” üretimi hedefliyor. Yani piyasa mekanizması başat yine. Ama bildirgede, bu anlayışın “neoliberalizm”den farklı olduğu ileri sürüldükten sonra, o fark yine “piyasa” ile ilişkilendiriliyor:
“... piyasanın iyi ve adil bir biçimde düzenlendiği ve kamunun güçlü bir destekleyici role sahip olduğu bir yaklaşımın ürünüdür.”
Neoliberal yaklaşımda işte buna “sosyal piyasa” deniyor oysa... Piyasa nasıl ve ne için iyi ve adil biçimde düzenlenecek? Bildirge ona, piyasacı bir yaklaşımla yanıt veriyor:
“Etkili bir teşvik ve destek programı ile özel sektöre dinamizm kazandırılacaktır. Devlet şeffaflaşacak, kamunun denetleme ve düzenleme faaliyetleri siyasi etkiden arındırılarak iş yapma ortamının güvenilirliği sağlanacaktır. Adil düzenlemeler sayesinde piyasa mekanizması daha verimli ve dengeli bir işleyişe kavuşacaktır.”
Böylece “kamunun” kim için “güçlü bir destekleyici role sahip olacağı”nı anlamış oluyoruz.
İşin “sosyal” kısmına gelince:
“Yoksulluğa, işsizliğe, kayıt dışılığa, işgücünün niteliğine ve ücretlerin düşüklüğüne dair sorunların çözümünü sadece piyasaya bırakmayacağız. Bu sorunların çözümünde devlete düşen sorumlulukların yerine getirilmesini sağlayacağız.”
O sorunların çözümü yine piyasada... Çünkü CHP, emeğe ilişkin sorunların çözümünü sadece piyasaya bırakmamak için piyasayı kamu gücüyle desteklerken emeği, yoksulu da desteklemiş olacak.
Kemal Derviş gölgesinin düştüğü çok belli olan bildirge böyle olmak zorunda. Yoksa yeni dünya düzeninin belirlediği kurala uyulmamış olacak ki, bu da büyük sisteme karşı olmak, dolayısıyla oyun dışı kalmak demek.

Atatürk’ün Adını Silmek
Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, ildeki Mareşal Mustafa Kemal Ortaokulu’nu Hamidiye İmam Hatip Ortaokulu’na, Mustafa Necati Ortaokulu’nu Cemil Meriç Ortaokulu’na, 23 Nisan Egemenlik Ortaokulu’nu Karatay Belediyesi İmam Hatip Ortaokulu’na çevirdi.
Konuyu gündeme getiren Eğitim-İş Sendikası yöneticileri, geçen hafta içinde Konya Valisi ile görüştüler. Vali, bu işin sorumlusu olan Konya İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy’a durumun gözden geçirilmesi talimatını verdi. Talimatın, iş işten geçtikten sonra bir anlamı yok hiç kuşkusuz...
Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün adını okullardan silen, Cumhuriyetçi eğitimin temelini atan Mustafa Necati’yi yok sayan, ulusal meclisin açılışından rahatsızlık duyan bir müdüre bu vefasızlığı yapma cesareti verilmesidir asıl anlamlı olan.

Cumhuriyetçi Aday
Gazeteci arkadaşımız, Cumhuriyet gazetesinin Ankara Temsilciliğini ve Genel Yayın Müdürlüğü’nü gazetemizin kuruluş ilkeleri çerçevesinde hakkıyla ve başarıyla yapmış olan Utku Çakırözer, 7 Haziran seçimlerine memleketi olan Eskişehir’den CHP adayı olarak giriyor.
Utku Çakırözer, gazetecilikten siyasete geçmesinin farklı bir işlevi olmadığı kanısında. Her ikisinin de halkın yararına çalışmak amacı güttüğünü düşünüyor:
“Dördüncü kuvvet basının temel görevi, merkezi ya da yerel yönetimlerin iç ve dış politikada, ekonomide, kültür ve sanatta, sosyal politikalarda ellerindeki gücü, yetkiyi nasıl kullandıklarını çok yakından takip etmektir. Bu gücün, yetkinin ‘kamu yararı’ doğrultusunda, şeffaf ve dürüst biçimde, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini genişleten bir bakışla kullanılmasında gazetecilerin rolü çok büyüktür.
Siyasetin temel amacı da budur: İktidar iseniz elinizdeki gücü ülkenizin, yurttaşlarınızın huzuru, refahı ve yaşam kalitesinin artırılması doğrultusunda kullanabilmek. Muhalefette iseniz de, iktidarın icraatlarını bir gazeteci titizliğinde takip ederek onları doğru ve halkın yararına politikalara yöneltecek önerilerle ortaya çıkabilmek.
İşte bu ortak payda nedeniyledir ki, mesleğe stajyer bir muhabir olarak adım attığım Türk basınının gururu gazetemiz Cumhuriyet’te, onur duyarak çalıştığım son beş yılın ardından siyasete geçmekte tereddüt etmedim. Siyasete girişteki temel amacım ülkemizi Atatürk’ün gösterdiği ileri medeniyet hedefine ulaştıracak, yurttaşlarımızın huzurunu, refahını geliştirecek politikalara mütevazı bir katkı sunmaktan ibarettir.”
Utku Çakırözer’e, Cumhuriyet’i bir Cumhuriyetçi olarak temsil etme arzusu ile çalıştığı seçim kampanyasında başarılar diliyoruz.  


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020