Faili Meçhul Değildir!

21 Nisan 2014 Pazartesi

Yargıtay; Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı öldürümlerini gerçekleştiren sanıklar hakkında verilen cezaları geçen günlerde onadı. Buna karşın, kimileri hâlâ bu cinayetlerin “faili meçhul” olduğunu ileri sürüyor. 
Davayı yakından ve titizlikle izleyen Mumcu ailesinin avukatı Halil Sevinç’e, kalın bir dosya olan Umut davasındaki olayların “faili meçhul” olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini sorduk. İşte yanıtı: 
“Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu’nun katledilmesinin üzerinden yirmi yılı aşkın süre geçti. Bu konuda birçok yazı yazıldı. Söz söylendi. En önemlisi cinayeti işlediği iddia edilenler hakkında davalar açıldı. 
Açılan ilk davanın sanığı Abdullah Argun Çetin’di. Ancak bu davanın neden açıldığını Mumcu ailesinin avukatları olarak biz anlayamadık. Duruşmada; ‘Amerikalılarla çalışmaktayım. Amerikan istihbarat teşkilatının bana vermiş olduğu doneleri ezberleyerek Uğur Mumcu Meclis Araştırma Komisyonu’na anlattım’ dedi. Ancak mahkemece bu söylemin doğru olup olmadığı araştırma gereği duyulmadı. 
Daha sonra Umut Operasyonu olarak bilinen yakalamalar sonucu Uğur’u katlettiği iddia edilen kişiler ve bu kişilerin bağlı olduğu örgüt hakkında dava açıldı. İlk dava dosyası da bu dosya ile birleştirildi. Dosyada Abdullah Argun Çetin dışında Tevhit-Selam ve Kudüs Ordusu adlı gizli örgütün üyesi olan sanıklar iki grup olarak değerlendirildi. Birinci grup, örgüt yönetiminde bizzat yer alanlar, ikinci grup ise askeri kanat olarak adlandırılan ve cinayetleri işleyenler. 
Mahkûm olan sanıklardan bir kişi hariç, pasaport bilgileriyle her iki grupta yer alanların defalarca İran’a gidip geldikleri kanıtlandı. Kendi anlatımları ile İran’da kimlerle görüştüklerini, nerelerde ne tür eğitim aldıklarını açıkladılar. 
Yapılan yargılamada sanıklar; Aksoy, Üçok, Mumcu ve Kışlalı’nın öldürülmesi olayının faili olarak cezalandırıldı. Sanıkların cezaları Yargıtay tarafından onandı. Bu ara onama sonucunda Yargıtay’ın davaya katılma durumunu hatalı değerlendirmesi nedeniyle ailenin avukatları olarak davayı dışarıdan izledik. Çünkü Yargıtay, sadece cinayetler yönünden müdahil olabileceğimizi, örgüt yöneticilerinin yargılanmasına müdahil olamayacağımıza karar verdi. Cinayeti işleyenlerin aynı örgüt mensupları olduğu itirazımız da dinlenmedi. 
Örgüt yönetici ve üyeleri yönünden bozulan yerel mahkeme kararı üzerine devam eden yargılama sonucu verilen karar da Yargıtay’ca onandı. Böylece Tevhit-Selam ve Kudüs Ordusu adlı örgütün varlığı, İran ile ilişkisi mahkeme kararı ile belgelenmiş oldu. 
Bombayı araca yerleştirdiği iddia edilen Oğuz Demir’in firari olduğu için dosyası ayrıldı. Bu sanık ve bir kısım kişilerin halen aranmasına devam ediliyor. Oğuz Demir dışında haklarında dava açılıp ve halen aranan Türk asıllı kişilerin ikamet adreslerinin iddianamede Tahran/İran olarak gösterilmesi de ayrı bir konu.” 
Uğur Mumcu’nun dediği gibi, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak gerekiyor: 
Aksoy, Üçok, Mumcu ve Kışlalı öldürümleri “faili meçhul” değildir. Faillerin bir kısmı ömür boyu, bir kısmı da ağır hapis cezalarına çarptırılmıştır. 
Meçhul olan; öldürümleri gerçekleştirenler ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşırken Türk istihbaratı ile Emniyet güçlerince neden izlenmedikleridir. Meçhul olan; hükümlüleri bu öldürümleri gerçekleştirmeye azmettiren elverişli ortamın neden ve nasıl yaratıldığıdır. 
Meçhul olan; cinayetleri çözmeye söz vermiş olan dönemin başbakanı Süleyman Demirel ile başbakan yardımcısı Erdal İnönü’nün verdikleri sözü neden yerine getirmemiş olmalarıdır. Çünkü daha sonra iktidara gelen Başbakan Bülent Ecevit ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, öldürümlerin çözümü için gerekli iradeyi göstermişlerdir.

Üç Silahşorlar 
Gelişmeler, Türkiye’yi ağustos ayından sonra şu üçlünün yöneteceğini gösteriyor: 
Köşk’te Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık’ta Numan Kurtulmuş ve MİT Müsteşarlığı’nda Hakan Fidan
Bunlara, Dartanyan örneği, bir dördüncü eklenebilir: 
İmralı’dan Sayın Abdullah Bey... 
Kısacası, hepsi birisi, birisi hepsi için...

Adaylara Gel 
Olası cumhurbaşkanı adaylarımız: Biri İBDA-C’ci Mirzabeyoğlu’nun omzu başında, diğeri Talibancı Hikmetyar’ın dizi dibinde! Seçilirlerse; devletin başı olacaklar, ulusun birliğini temsil edecekler...

Köşk Adayı 
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, her ortamda Cumhurbaşkanlığı için bir kadın aday düşündüğünü dile getiriyor. Kılıçdaroğlu’nun kafasında kim var bilinmiyor, ama sıralanan adayların isimleri parti içinde dile getirilmeye başlandı bile. Bunlardan bir tanesi de Şafak Pavey. Kılıçdaroğlu, AKP’li türbanlı milletvekillerinin Meclis’e girmesi karşısında CHP’nin tavırsız tavrını belirtmek üzere TBMM kürsüsüne onu çıkarmıştı. Köşk’e de çıkmasına olanak tanıyabilir.  


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020