Pulun Simgeledikleri

13 Mart 2021 Cumartesi

Irak’ın kuzeyindeki ABD mandası, pul çıkarmış, Papa’nın fotoğrafının altına Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarını koymuş. Feodal beyliğe dayanan ABD mandasını Kars’a, Sivas’a kadar uzatmışlar.

Pul üzerinden anlatılmak istenen tasarım özetle şudur:

“Emperyalistler yüzyıl önce kabul ettirmeye çalıştığı, Anadolu halkının Kuvayi Milliyecilerin önderliğinde yırtıp attığı Sevr’i hortlatmakta kararlıdır.

Sömürgen Hıristiyan dünyası, bölgede kurulmak istenen manda yönetimlerinin ve onların ırkçı, işbirlikçi lejyoner (paralı asker) örgütlerinin yanındadır.

Papa’nın gölgesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin toprakları üzerine düşmektedir. Lozan geri de kalmıştır, er ya da geç bu topraklar, emperyalizmin oyuncak olarak kullandığı örgütler, yapılanmalar ve politikalarla parçalanacaktır.”

Yurtiçinde, Batı’nın sömürücü güçlerinin aleti olmuş, manda olmaya boyun eğmiş feodal artıkları bu denli yüreklendiren iki siyasal hareket, kurtuluş ve kuruluş sürecinden bu yana Türkiye Cumhuriyeti’ni kemirmeyi kendine görev saymıştır: Bölücülük ve gericilik.

Özellikle 12 Eylül’den bu yana yükselişe geçen bu iki karşıdevrimci unsur, kimi zaman birbirini desteklese, kimi zaman birbiriyle ters düşse de “laik, demokratik, bütüncül ulus devletin yıkılması” noktasında buluşurlar. 

Bugün, Lozan’ı tartışmaya açan, ulus yerine ümmetçiliği savunan AKP iktidardadır.

AKP ile geçmişte “çözüm süreci” denen şey üzerinden pazarlık yürütmüş hareketin siyasal temsilcisi HDP de Papa’nın sömürgeci güçler adına gölgesinin Türkiye Cumhuriyeti topraklarının üzerine düşürülmesini “simgesel” görmekte, “spekülasyon” diye tanımlamaktadır. 

Yüz binlerce Iraklının kanı pahasına ABD’nin Irak’ın kuzeyinde manda (petrol bekçisi) kurabilmesinin üstünü kazırsanız, altından AKP ve HDP’nin temsil ettiği ortaçağ artığı (etnikçi-ümmetçi)  işbirlikçi çizgiler çıkar.

Bakmayın siz kavga ettiklerine. AKP ile HDP, varmak istedikleri son aşamada birliği her zaman sağlarlar.


ORTADAN KALKAN SORUN

Siyasal dinciye laiklik ilkesinin rozetini takan siyaset anlayışına bakarsanız, artık Türkiye’de “türban sorunu” kalmadı...

Nasıl kalmadığını geçen hafta İzmir’de öğretmenlere açılan bir soruşturma nedeniyle öğreniyoruz.

Soruşturma, sınıfa bir kız çocuğunun türban ile girmesine izin verilmediği için açılmış.

Türban takan kız çocuğu, 4. sınıf öğrencisi. Yani, 9 ya da 10 yaşında!

Siyasal dinciyle kol kola girenlerin sayesinde türban 7’den 70’e sorun olmaktan çıkmıştır...


DİKENLİ İNSAN PLANI

Adalet reformu masalının ardından, insan hakları eylem planı ninnisini dinledik.

Saray’daki AKP’li, ninniyi mırıldanırken dedi ki:

“Her gördüğümüz çiçeğe su vermeyeceğiz. Dikene su vermek zulüm anlamına gelebiliyor.”

Demek ki yine ayrımcılık yapacak: Çiçekli insan, dikenli insan.

Ninninin bir yönü daha var: Türkiye’nin taraf olmadığı uluslararası sözleşmelerin ve ek protokollerin imza ve onay sürecini gözden geçireceklermiş... 

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, AİHM kararlarını uygulamayanlara, İstanbul Sözleşmesi’nin iptali için kampanya başlatanlara sordu:

“İmzaladığımız Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni, BM Evrensel İnsan Hakları Sözleşmesi’ni uyguladık da şimdi bundan sonra uygulayacağımız başka sözleşmeler mi ortaya çıkaracağız?”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları