Şimdi pasif direniş zamanı!

11 Ekim 2020 Pazar

Kimse kendini kandırmasın, özellikle doğuda HDP’nin seçimle işbaşına geldiği belediyelere yapılan kayyım operasyonları ve tutuklamalar, tüm ülkede muhaliflere karşı yürütülen cadı avı, salgın bahane edilerek yasaklanan etkinlikler, sadece bunlar bile tek kişi iktidarının yerini sürekli sağlamlaştığını gösteriyor. Bu durumda seçimle gidecek bir iktidar olduğunu düşünmek sadece bir düş olabilir. Düş görmek yerine, “devrim üç adım ötede” sözlerine umut bağlamak yerine, küçümsenen pasif direniş eylemlerine hız vermek belki de hepimize iyi gelecektir. Bunun örnekleri dünyanın her yerinde hayata geçiriliyor, bizim ülkemizde de. Örneğin Kaz Dağları’nda altın madenciliğine karşı çıkan bir avuç insan, inatla bölgede direniyor. İnat iyidir ve insanlara soru sordurur:

Fatsa’da kitap okuma eylemi.

Yahu bunlar ne diye nöbet tutuyorlar, koskoca altın şirketine karşı kim karşı gelebilir? Devlet arkalarında!” Önce bu sözler duyulur ama usuldan “Bu kişiler de kim? İşlerini güçlerini bırakmışlar, hiçbir çıkarları yok, ağaçları, kuşları, dereleri bekliyorlar. Nedir dertleri” soruları sorulmaya başlar. Ve bir süre sonra o bir avuç insanın geleceği korumaya çalıştığını, kendi çocuklarını korumaya çalıştığını hissederler, kavrarlar. Gün gelir sayıları çoğalır, gün gelir o bir avuç insan, dev iş makinelerini durdurmak için canhıraş bir savaş verdiklerinde en öne onlar geçerler. Belki beklenen devrim olmaz ama direnişin onurunu tadanlar bir daha aynı olamazlar. 

En etkili pasif direniş örneği bugünlerde Ordu’nun Fatsası’nda yaşanıyor. İlçede faaliyette bulunan Altıntepe Altın Madeni İşletmesi kapasite artırmaya karar vermiş. Bölge halkı karşı olmasına rağmen ÇED raporu işletme lehine olumlu gelmiş. Bunun üstüne Fatsalılar da çıplak ayak kitap okuma eylemine başlamışlar. Şimdilerde ilçede tek kişiyle başlayan bu eyleme belli saatlerde gençler, yaşlılar, kısaca Fatsa halkı katılıyor. Diyeceksiniz ki “Kitap okuyorlar da ne oluyor?”, elbette devrim olmuyor ama bu eylem ilçe halkına eski Fatsa günlerini hatırlatıyor. Terzi Fikri’yi anımsatıyor ve yeniden dayanışmanın o muhteşem olumlu etkisi hemen her yerde hissedilmeye başlıyor. Geçmişi anımsamak iyidir, karamsarlığı alıp götürür. 

Pasif direniş eylemlerine Türkiye Komünist Partisi’nin ülkenin çeşitli yerlerinde açtığı semt evlerini de katabiliriz. Mahalleler önemlidir ve buralarda kurulan semt evleri çocuklar için, kadınlar için, gençler için bir eğitim ve yaşam alanına dönüşebilir. Örneğin mahallede temizliğe giden kadınlar, çocuklarını buralara güvenle bırakabilirler. Gençler için bilgisayar, yabancı dil eğitimi kolaylıkla yapılabilir. Gönüllülük esasına göre işleyen semt evleri, emekli olmuş ama kahveye gitmekten başka etkinliği olmayan emekli öğretmenler, sağlıkçılar için yaşama tekrar tutunma alanı yaratabilir.

Yıllar önce o zamanlar belediye başkanı olan Selami Başkan, yardımcısı sevgili arkadaşım İnci Başkan’a tam bir özgürlük tanımıştı ve Kadıköy’ün varoşlarında semt evlerine benzeyen dayanışma evleri açılmıştı. Bu evlerde kadınlarla, çocuklarla olmak ve beraberce yepyeni bilgiler edinmek benim için çok anlamlı geçen bir zaman parçasıydı. Şimdilerde var mı, bilmiyorum. 

Hepimizin gördüğü gibi bu salgın sürüp gidecek. Pek çok firma dijital ortamda iş görmeye başladı. Üniversiteler, özgün eğitim yapan kurumlar uzaktan eğitime geçti. Bu beni kişisel olarak çok endişelendiriyor. Tanıdığım pek çok genç evinde uyanır uyanmaz bilgisayarın başına geçiyor, kahve molası bile vermeden saat yediye, sekize kadar çalışıyor. Hatta gece yarısı bile işe çağrılabiliyorlar. Kendi başına kimsenin kimseyle sohbet ettiği yok. Kimse kimsenin derdinden haberdar değil, iş eğlence olmadan yapıldığında öldürücü bir şeydir. Korkunç bir yalnızlık, en çok gençleri kuşatıyor. Ve kimseler isyan edemiyor. Bu yalnızlaşma yeni kuşaklarda nasıl bir etki yapacak bilmiyoruz ama bu uzaktan iş yapmanın, eğitim görmenin zararları nasıl azaltılabilir? En azından bir kahve molası, bir öğlen yemeği için mola verilmesini isteyebilirler. Geçmişin köleleri bile bu kadar yoğun çalışmıyorlardı. Birileri başlarsa arkası gelir! Dijital kölelere özgürlük!  

Pasif direniş dedim de benzine yapılan yeni zam aklıma geldi. Arkadaş hiç kimse yapmıyorsa siz yapın, ne zaman benzine zam geliyor, bir hafta arabanızı kullanmayın, ölmezsiniz.

Bu arada biz evde interneti olmadığı, daha doğrusu internete ödeyecek paraları olmadığı için komşudan internet hattı çekmeye çalışırken ayağı kayıp düşerek ölen çocukların yaşadığı bir ülkede yaşıyoruz, bunu sık sık anımsamak da pasif direnişe girer. 


Yazarın Son Yazıları

Belleğimdeki deprem 1 Kasım 2020
Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020