Kazananlar... Kaybedenler...
Levent Yücelman
Son Köşe Yazıları

Kazananlar... Kaybedenler...

17.05.2019 23:20
Güncellenme:
Takip Et:
İlk olarak şunu söylemek lazım ki Anadolu Efes sonuna kadar hakederek finale çıktı. Üstelik Final Four'da oynamanın verdiği baskıya rağmen Fenerbahçe'ye karşı ekstra hiç bir şey yapmalarına da gerek kalmadı. Sadece kendi oyunlarını oynadılar. Efes, topu iyi çevirdi, kısaların içeri penetresi ile hem skor aradı hem Fenerbahçe Beko'yu yıprattı hem de kendi standartlarında savunma yaptı. Bu performans Anadolu Efes'e 19 farklı bir galibiyeti getirdi, sezonun en iyi savunma takımına karşı 92 sayı üretmelerini sağladı. 
 
Anadolu Efes coach'u Ergin Ataman için planlarının hatta hayallerinin çok ötesinde aşırı kolay bir maç oldu. Larkin'e de topu teslim ederek "maçı al" dediler. Bireysel performansı ve yeteneği üst düzeyde bir takım olan Anadolu Efes, karşısında takım olma kimliğinden uzak böyle bir Fenerbahçe Beko gördüğüne şaşırmıştır eminiz. Ataman'ın takımı yıllar sonra ilk kez Final-Four oynuyor gibi değil, sanki buraların gediklisi gibi çok rahattı. Daha önce de yazdığımız gibi iyi bir hücum takımı olan bu oyunculara savunma da yaptırabilmek önemli bir iş. Bizce Ergin Ataman'ın bu yıl takıma kattığı en önemli unsur da bu. Yeni kurulan bir takıma bunu aşılamak kolay değil.
 
Efes eski Efes değil!
 
Anadolu Efes şimdi Euroleague'de şampiyonluk kupasına bir adım daha yakın. Bu yıl CSKA ve Real Madrid ile oynadığı 4 maçı da kaybeden Anadolu Efes bu kez finalde çok daha şanslı diyebiliriz. Öncelikle Fenerbahçe Beko serisinden yıpranmadan, yara almadan ve de büyük bir moral motivasyon avantajı ile çıktılar. İkincisi ise Anadolu Efes, rakiplerine kaybettiği günlere göre çok daha oturmuş, her oyuncunun rollerini kabullenip benimsediği, daha formda bir takım görüntüsünde. Dolayısıyla normal sezondaki maçlar final için ölçü olmayacaktır.
 
Buraya kadar Anadolu Efes'in yaptıklarından bahsettik ancak bu maçın diğer yönü olan Fenerbahçe Beko'nun yapamadıklarından da sözetmek gerekir. Çünkü iki takım arasında skora yansıyan bu farkın asıl nedeni Fenerbahçe Beko'nun ne fiziksel ne de zihinsel olarak Vitoria'a olmamasıydı. Fenerbahçe kendi standartlarının çok altında oynadı. Ribauntlarda ezildiler, 3 sayılık atışlarda % 28'de kaldılar. Bir anlamda Fenerbahçe'yi Fenerbahçe yapan bütün unsurlardan uzaktılar. 
 
Fenerbahçe standartların altında kaldı
 
Fenerbahçe taraftarları bu sezon bu takımı bu kadar dirençsiz ilk kez görmüşlerdir. Hatta belki de son 5 yılda Fenerbahçe'nin bu kadar kolay teslim olduğu kaç maç sayabiliriz?
 
Daha önceki yazımızda, Fenerbahçe'nin Anadolu Efes kısalarının içeri penetre etme özelliğine çare bulmak zorunda olduğunu aksi takdirde işlerinin kolay olmayacağını yazmıştık. Bu maçta Fenerbahçe kısaları, bireyselliği ön planda olan ve de iyi top çevirerek boşluk bulan Efes kısalarının çembere yönelmesine hiç engel olamadılar. Zorunlu kaldıkları pivotsuz sistemde, Vesely'nin de sakatlığın etkilerinden tam olarak kurtulamamasından dolayı pota altında hiç bir caydırıcılıkları yoktu. 
 
Fenerbahçe hep birlikte biraradayken çözüm üreten, sorunları aşan, rakibin direncini düşüren, hücum gücünü savunma karakterinden alan bir takım kimliğine sahip. Bu işleyen makine düzeninden bir kaç dişli sökülünce, sistem tamamen çözülüyor. Bu maçta da böyle oldu. Maç boyunca hiç savunma yapamadılar. Hiç savunma yapamayınca, bu hücumlarına da yansıdı. Telaşla hücum ettikçe ve savunmada direnç gösteremedikçe bir türlü oyuna da giremediler. Rakiplerini yakalayamadıkça ve de fark açıldıkça konsantrasyonları daha da düştü. Hücumda da panik atışlarla istediklerini alamadılar. 40 dakika boyunca bu kısır döngü ile boğuşup durdular. Obradovic de takımını oyunda tutamadı. 
 
Obradovic'in nedense çok sıcak bakmadığı Sinan Güler, daha fazla süre alıp, Shane Larkin eşleşmesinde daha etkili olabilirdi. En azından Anadolu Efes'in hücumdaki akıcılığını hızını kesebilirdi.İlk çeyrekte etkili olan Erick Green ve Melih Mahmutoğlu, günün "sıcak elli" oyuncuları olarak sonraki bölümlerde daha fazla süre alabilirdi. Ancak anlaşılan Obradovic, sakat olsun olmasın takımı bu seviyelere getiren oyuncularına inandı, güvendi, sonuna kadar o isimlerle gitmek istedi ancak olmadı. Sloukas, aldığı erken 3.faulle hiç oyuna giremedi. Bobby Dixon, Marko Guduric, Nicolo Melli beklenenin uzağında kaldılar. Bütün yıl takımı sırtlayan bu oyunculara da bir şey söylemek haksızlık olur. Çünkü her zaman kendi performanslarının % 150-% 200 fazlasını vermek zorunda olan oyuncuların bir gün kötü oynama lüksleri de var. O da Final-Four'a denk geldi denilebilir. Sakatlıklardan sonra çok fazla antrenman kaçıran Vesely ve Kalinic'in bırakın maçı kazandıracak performans göstermesini sahaya çıkmaları bile büyük bir özveriydi. 
 
Pivot seçimi yine hatalı!
 
Ancak şimdi Fenerbahçe maç kaybedince, eleştirmek için bugünü bekleyip, kaleminin ucunu sivriltenlerden değiliz. Çok zamansız gelen ve de takımı ana omurgasını etkileyen sakatlıklar gerçekten büyük şansızlık. Tamamen sakatlıklardan uzak bir kadro ile burada ortaya koyacakları oyun mutlaka farklı olurdu. Ancak sadece buna sığınıp takım kadro yapılanmasındaki yanlışları da gözardı etmemek lazım. Bizce en önemli hata (Bu yıl defalarca yazılarımızda belirttiğim gibi) aslında pivot seçiminden kaynaklanıyor. Joffrey Lauvergne'nin 4.5 ay süren ve de halen koltuk değnekleri ile yürümesine neden olan ciddi bir sakatlığı varken, Fenerbahçe Beko gibi Euroleague şampiyonluğu hedefleyen bir takım Final-Four'a pivotsuz nasıl gelebilir? Neden Lauvergne'nin böylesine ciddi bir sakatlığı bulunurken, bir başka uzun transfer edilmesi düşünülmez? Tek oyuncuya endeksli olmak ne derece doğru? Ayrıca gelen oyuncunun switching man to man'a % 100 adapte olması çok mu zorunlu? 
 
Geçen yıl Jason Thompson seçimi nedeniyle belki de Euroleague şampiyonluk kupasını elinden kaçıran Fenerbahçe Beko, bu yıl da yine pivot seçimi nedeniyle yarı finalde havlu attı. Eldeki bütçeyi bilmiyoruz ancak bu seviyelerde oynayan bir takım gelecek yıl yapılanmasında önceliği ne yapıp edip pivot konusuna vermeli. Aradan geçen 2 sezon sonra hâlen Ekpe Udoh aranıyorsa bu anlamda bir sorun var demektir.

Yazarın Son Yazıları

5 dakika! (17.06.2019)

Hep denir ya "Her maçın hikayesi farklı" diye, gerçekten de bu seri öyle oluyor. Seride çok uç'larda maçlar ve skorlar izliyoruz. Ancak burada en belirleyici faktör Fenerbahçe'nin yaptıkları/yapamadıkları gibi gözükse de kazanana hep Anadolu Efes "karar" veriyor.

Devamını Oku
17.06.2019
Değişen strateji ve Fırça

Değişen strateji ve Fırça

Devamını Oku
15.06.2019
Kupa Kaybetmenin Kazandırdıkları

Geçen yıl Euroleague'de gruptan bile çıkamamış olan Anadolu Efes'in 7-8 yeni oyuncu takviyesi ile, önce tökezleyerek sonrasında işlerini yavaş yavaş yoluna koyup hedefledikleri ilk 4'te kalarak saha avantajına sahip olmasını, bu turda Barcelona gibi daha yüksek bütçeli bir takımı elemesini, sonrasında Final Four'a kalıp Fenerbahçe Beko gibi şampiyon adayını saf dışı bırakmasını, son üç kupa şampiy

Devamını Oku
20.05.2019
Kazananlar... Kaybedenler...

Final Four çok garip; herşeyin gelip son 80 dakikaya sıkıştığı bir sistem. Aylar süren lig maratonu sonunda, çıktığınız 40 dakikada kaderiniz çiziliyor. O "kader"maçınız tüm sezonun ödülü olabildiği gibi bir anda bütün bir yılı da heba edebilir.

Devamını Oku
17.05.2019
Kadro Mühendisliği! (01.05.2019)

THY Euroleague'de Anadolu Efes de sürprize izin vermedi ve de beklenildiği gibi 3-2 ile Final-Four'a yükselen ikinci Türk takımı oldu. Son 10 yıldır, 5 maçlık serilerde, hiç bir takımın deplasmanda kazanıp Final-Four'a kalamama geleneği, böylece İstanbul'da da sürmüş oldu.

Devamını Oku
01.05.2019
İşlem tamam!

Fenerbahçe BEKO, 2-1 önde olduğu seride Zalgiris Kaunas'ı deplasmanda bir kez daha yenerek 3-1 ile adını bir kez daha Final Four'a yazdırdı. Böylece Fenerbahçe BEKO, üstüste 5.kez Dörtlü Finale kalmış oldu.

Devamını Oku
25.04.2019