Leyla Tavşanoğlu

Gökçek kamu suçu işledi

05 Ocak 2009 Pazartesi

CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Karayalçın’dan AKP’li belediyeye ağır eleştiriler:

BOTAŞ’a borç taktıkları için bütün Türkiye’de doğalgaza yüzde 82.5 zam yaptılar, sonra da bunu dünya fiyat artışlarına bağladılar. Oysa dünyadaki artış yüzde 40.

Aldığımız duyumlara göre Ankara’da sadece bir belediye seçimi süreci yaşanmıyor. Klasik anlamda siyasi olmayan bir iktidar mücadelesinin yaşandığı anlaşılıyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için CHPnin adayı SHPnin eski Genel Başkanı Murat Karayalçınla Çevre Sokaktaki CHPnin eski genel merkezindeyiz. Karayalçın, Melih Gökçekin yeniden aday olmasına memnunlukla bakıyor. Bir dönemin sonu geldi. 20 yıl öncesi gibi sosyal demokratlar yeniden bütün Türkiyede kazanacak diyor. Bir de Melih Gökçeki ağır biçimde eleştirerek, Gökçek yönetimi Ankaralılardan topladığı peşin paraları BOTAŞa ödemeyip bütün Türkiyenin doğalgazına yüzde 82.5 zam yapılmasına neden olduğu için kamu suçu işlemiştir diyor.

- Sizce Tayyip Erdoğan Ankara Büyükşehir Belediyesindeki bütün bu yolsuzluk söylentileri ve ortaya çıkan kimi gerçeklerden sonra ne amaçla Melih Gökçeki yeniden büyükşehir belediye başkan adayı olarak gösterdi?

M.K.- Ankara için son derece sıkıntılı, olumsuz bir durum ortada görünüyor. AKP yönetimi görevdeki bütün büyükşehir belediye başkanlarını aday gösterdi ya da göstermedi. Adana Belediye Başkanı (Aytaç Durak), biliyorsunuz istifa etmişti. Ama onun dışındaki mevcut büyükşehir belediye başkanlarının tümünün aday olduğunu açıkladı.

Ama Ankara, İzmir ve Adananın adaylarını nedense açıklamakta gecikti. Üstelik Ankarada üç dönemdir AKPden belediye başkanlığı yapmakta olan birisi var. Son ana kadar bekleyip bu kişinin adaylığının açıklanması, aslında bir anlamda istiskaldir. Sanki ayakkabılar kapının önüne konmak istenmiştir de son anda bu işten dönülmüştür. Üç dönem belediye başkanlığı yapmış bir kişinin son ana kadar adaylığının açıklanmaması başka şekilde yorumlanamaz.

Üç dönem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış bir kişinin bu işlem karşısında sessiz kalması, sineye çekmesi doğrusu içe sindirilebilecek bir durum değildir. Bu durum seni ne ilgilendiriyor?denebilir. Ama burası aynı zamanda başkent belediyesidir. Sayın Gökçek de başkentin belediye başkanı. O nedenle ben bu işlemin çok ağır olduğunu düşünüyorum. Bu AKP için de Gökçek için de vahim bir durum. Hatta sonun başlangıcı. Aslında sonun ilanı. Bir dönemin sonunun AKP tarafından da görülmesi. Ama yapacakları da bir şey yok.

Akıl almaz ayak oyunları

- Anlaşılan Melih Gökçek ilginç bir kişilik. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu o ünlü televizyon programından sonra, O kadar çok şeyi deşifre ettim ki, bundan sonra koruma istemem gerekecek dedi. Sizce Kılıçdaroğlu bu sözlerle ne demek istedi?

- Ortada çok önemli iddialar var. Bunların kimisi kanıtlanabilir, kimisi de kanıtlanamaz nitelik taşıyor. Ama bu seçim süreciyle ilgili tartışmaların sabote edilmesi bağlamında çok ilginç görüntüler sergilendiğine tanık oluyoruz.

Kurban Bayramında Ankaraya yeni katılan ilçeleri ziyaret ettik. Çubuk ve Pursaklar ziyaretimizde arabalara bindirilmiş sekiz-on genç, yanlarında Ses televizyonunun olduğu söylenen kameramanıyla birlikte geldiler. Orada eylem yaptılar. Bu bir hazırlığın ifadesi. Sayın Baykalla CHPnin genel merkezinde bir basın toplantısı düzenledik. Basın toplantısına gazeteci olmayan birisi geldi. Televizyon kameralarının önünde Sayın Baykala , DEHAPla ittifakınız mı söz konusudur?sorusunu sordu. Bu gazeteci olmayan kişinin kimliği de bulundu. Belediye çevrelerine yakın bir kişi olduğu ortaya çıktı. Bakın, bu kişi CHPnin akıllı binasına gelebiliyor. Bütün bunlar Sayın Kılıçdaroğlunun rahatsız olmasına ve böyle bir yorumda bulunmasına muhtemelen neden olmuştur. Belki Sayın Kılıçdaroğlunun başka bildikleri de vardır. Ama gelen duyumlar, Ankarada salt bir belediye seçimi süreci olmaktan çıkarıyor. Klasik anlamda siyasi olmayan bir iktidar mücadelesinin Ankarada verildiği anlaşılıyor. Tabii bizim de çalışmamızı bu anlayış çerçevesinde yürütmemiz gerekiyor. Bu seçimin temel niteliklerini de Ankaralı hemşerilerimize net olarak anlatma zorunluluğu ortaya çıkıyor.

- Neyi anlatıyorsunuz?

- Bunun CHP, MHP ya da başka partilerin işi olmadığını, bütün Ankaralıların bu ittifaka katılmalarının gerekli olduğunu söylüyor ve herkesi Ankara için birlikteliğe davet ediyorum. Ekonomisi geriletilen, havası, suyu kirletilen, insanları yoksullaştırılan, trafiği kördüğüm hale getirilen, kimliği kaybettirilen bir kent var önümüzde. Bu kentin kaybedilmiş itibarını iade edebilmeliyiz. Başkentimizi yeniden itibarlı bir kent haline getirebilmeliyiz. Bu kentte yaşayan insanları yeniden hemşerileştirebilmeliyiz. Aslında bu çok iddialı bir proje. Bir yandan bu kentteki yanlışlıkları giderebilmeliyiz. Acil tedavi programı hazırlayabilmeliyiz. Bir yandan da bu dediklerimi gerçekleştirebilmeliyiz.

 

Söylem ve tavrımızı değiştirdik

- Aslında neredeyse 1989 seçimlerinden beri ilk kez Ankarada bütün sol sizin isminiz çevresinde toplandı. Bunu neye borçlusunuz?

- Evet. Öyle oldu. Ben bütün siyasi yaşamım boyunca solun bir araya gelmesi için çok büyük bir çaba harcadım. Ayrıca sadece Türkiye solunun bir araya gelmesi için bir tasarım geliştirmedim. Dünya deneyimini de anlamaya çalıştım. İtalya deneyimini çok yakından izledim. Romano Prodiyle görüştüm. Biz uzun yıllar solda bir ittifak kuramadık. Ama bu kez farklı yaklaştık. Çoğu kişi, bu yerel seçimlerde AKPnin gerilemesi, geriletilmesi gerektiğini düşünüyor. Ben de onlardan birisiyim. Bunun yapılabilmesi için de herkesin kendisine göre bir doğrusu, bir çözümü var. Benim de kendime göre bir çözümüm vardı.

- Neydi o çözüm?

- Diyordum ki: Bunun yapılabilmesi için herkes bir araya gelmelidir. Bir partinin oy oranı yüksektir, düşüktür, denilmemelidir. Oy oranları ne olursa olsun, bir birliktelik tesis edilmelidir. Protokoller imzalanmalıdır. Ortak programlar hazırlanmalıdır. Yerel örgütlerde tartışılmalı ve benimsenmelidir. Adayların çıkarılmasında ortak süreçler işletilmelidir.

Ama aynı tavrı koruyarak ve aynı söylemi kullanarak sonuca gidemediğimi gördüm. AKPnin geriletilmesi, devrilmesi için başkalarının da tavırları, söylemleri var. Ama onlar da sonuca gidemiyorlar. O zaman sonuca gidebilmek için ya tavrı, ya söylemi ya da ikisini birden değiştirmek gerekiyordu. Aksi takdirde bu böyle devam edecekti. Bu durumu dikkate alarak kendi içimde bir karar aldım. Dedim ki: Tavrımı, söylemimi, gerekirse ikisini birden değiştirebilmeliyim. 12 Ekim günü SHP Genel Başkanı olarak Ankarada Türkiye İnşaat Mühendisleri Odası konferans salonunda bir büyük toplantıda konuşma yaptım. Bu konuşmada SHPnin yerel yaşam programını açıkladım. Bana göre bu, son yılların en güzel programıdır. Salon çok kalabalıktı. Herkesin de oraya SHPnin yerel yaşam programını dinlemeye gelmediğinin farkındaydım. Konuşmamın bir noktasında şunları söyledim:Şimdi konuşmamı SHP Genel Başkanı olarak bitiriyor ve Ankaralı Murat Karayalçın olarak sesleniyorum. Önemli olan, bu yönetimin Ankaranın başından alınmasıdır. Murat Karayalçının aday olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Bu işin SHPsi, CHPsi, DYPsi, MHPsi de yoktur. Bunu yapabilmek için nerede durmam gerekiyorsa orada duracağım. Nerede bulunmam gerekiyorsa orada bulunacağım. Böylece yeni bir söylemi ve tavrı benimsemeye hazır olduğumu ifade ettim. 14 Ekim akşamı Sayın Baykal evime telefon etti ve ertesi sabah CHP Genel Merkezine çay içmeye davet etti. Ben de gittim. Orada kısa sürede bir birlikteliği sağladık. Sonra da bunu ilan ettik.

- İyi de, SHP teşkilatından kendilerine danışmadan bu kararı almanız nedeniyle hiç tepki almadınız mı?

- Bununla ilgili olarak daha sonra SHP içinden eleştiriler geldi. Arkadaşlarım sitem ettiler. İnsan bir konuşur, danışır, konuyu PMye getirir. Hepten karşı değiliz ama hiç olmazsa bundan bizim de haberimiz olsaydıdediler. Ama ben bu tür kararlar alınırken farklı bir sürecin işletilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Zaten eskisinden farklı bir noktaya gelmemizin nedeni de bu. Sayın Baykalla ne öncesini tartıştık ne sonrasına ilişkin taahhütlerde bulunduk. Sadece Ankara ve birkaç yerle ilgili bir nokta mutabakatına vardık. El sıkıştık. Deniz Bey de bunları PM ya da MYKyle konuşmamıştı. Nokta mutabakata varmanın bizi yüce hedeflere doğru taşıması da söz konusu olabilir. Nitekim Ankarada bu oluşuyor. Buradan DSPye de çok müteşekkir olduğumu da ifade etmek isterim. Tabii ki ÖDPye deBu durum Ankara için güç birliği çağrısını daha da güçlü kılmaya başladı. Çünkü bizim insanımızın, Oyum ziyan olur mu?endişesi böylece ortadan kalkamaya başladı. 1994’ten bu yana ilk kez böyle bir birliktelik ortaya çıktı. Bu bir kar topu etkisi yapmaya başladı.

- Peki, karşınızda Melih Gökçekin aday olması sizi kaygılandırmıyor mu?

- Aksine. Bu güç birliğinin kar topu etkisi halini almasında Sayın Gökçekin ciddi katkıları oluyor. Aslında Sayın Kılıçdaroğluna mı yoksa Sayın Gökçeke mi, yoksa ikisine birden mi teşekkür etmeliyim? Herhalde Sayın Uğur Dündara da. O son düellotabir edilen programın ben çok hayrını gördüm. Bu durumdan çok memnunluk duyuyorum.

 

Kamu yöneticisinin malvarlığı seffaf olmalı

-\tBurada şunu sormak istiyorum. Haberlere göre Melih Gökçek televizyon programına çıkmadan önce Uğur Dündar’dan malvarlığı konusuna girilmemesini istemiş. Uğur Dündar da bunu kabul etmiş. Acaba Melih Gökçek neden malvarlığı konusuna girilmesinden çekinmiş olabilir?

- Hangi duyarlılık, hangi gerekçeyle bunu istediğini bilmiyorum. Ama bir kamu yöneticisinin malvarlığının açıklanmasının törensel bir yanı olmadığını düşünüyorum. Bir kamu yöneticisinin malvarlığı sürekli olarak kamunun gözünün önünde bulunmalıdır.

Ben zaten oradan hareketle diyorum ki: Malvarlığım sürekli olarak internet sitesinde sergilenecektir. Belediye meclisi toplantıları naklen yayımlansın. Yani Ankaralılar belediye meclisinde neyin konuşulduğunu, hangi plan tadilatının kimin tarafından önerildiğini, kimin tarafından desteklendiğini izleyebilmeliler. İmar komisyonunda alınan kararların sonuçlarını görebilmeliler. Belediye meclisi kararları Resmi Gazete gibi belediyenin internet sitesinde yayımlanacaktır. Sokak sokak imar planı, imar durumu gösterilecek ve bu bir şehir efsanesi olmaktan çıkacaktır. Bütün bunlar da düz Ankaralının anlayabileceği dille yazılacaktır. Doktor reçetesi gibi olmayacaktır. Türkiye Başbakanının ulusa sesleniş programı gibi ben de hemşeriye sesleniş diye bir programı başlatmayı taahhüt ediyorum. Yani bu programda Ankaralılar kentlerinde ne olup bittiğini izleyeceklerdir. Ankara Kurultayı adını verdiğim bir platformu toplamayı öngörüyorum. Ankara Kurultayı Ankaranın başkent olduğu 13 Ekimin içinde bulunduğu haftada toplanacaktır. Ankaradaki tüm sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bu kurultaya çağırılacaktır. Oraya ben belediye meclisine sunmadan önce bütçemi sunacağım. Orada dileyen eleştirisini yapacak, önerisini getirecek.

 

Gökçek yönetimi doğalgaz paralarını buharlaştırdı

- Peki, Ankara halkına belediye tarafından kalitesiz kömür dağıtılması yüzünden kentin kirlenen havası için bir mühendislik projesi geliştiriyor musunuz?

- Bunun için hiç mühendislik projesine gerek yok. Kafayı temizlemek gerekir. Ben şunu önermiştim: Yoksul insanlarımızın kışın ısınmalarını sağlama konusunda Ankaranın kasım, aralık, ocak, şubat aylarında doğalgaz fiyatı indirilsin, sübvanse edilsin. Ankaranın doğalgaz şebekesini kullanan 1.1. milyon abone var. Ankarada tüm evlere doğalgaz götürülüyor. Sayın Başbakan, gazetelerde yayımlanan hava kirliliği fotoğraflarını görünce, Oraya doğalgaz gitmiyordudiye eleştirdi. Ankarada hemen hemen her yere doğalgaz gidiyor. Isınmak için linyit, niteliksiz kömür dağıtmasınlar. Isınmak için doğalgaz fiyatını indirsinler.

18 Aralık günü Sıhhiyede hava kirliliği ölçümlemesine göre 300 mikrogram/metreküp olması gereken oran, 5070 mikrogram/metreküp çıktı. Ankarada mutlaka doğalgaz kullanılması gerekiyor. Ama Melih Gökçek yönetimi doğalgaz şebekesini sattı. Bunun satışı Ankara için düşünülebilecek en vahim hatadır. Doğalgaz stratejiktir. Bunun stratejik olması demek, o malın alternatifinin olmaması demektir. Stratejik mallar da özelleştirilemez. Stratejik mallar ticaret konusu edilemez, satılamaz. Ama sattılar.

- Bir de belediyenin BOTAŞa olan doğalgaz borçları ne oldu?

- 1996 ile 2007 Mayıs ayı arasında geçen 11 yıl içinde bu belediye yönetimi halktan peşin olarak topladığı doğalgaz paralarını BOTAŞa yatırmadı. Bu inanılmaz bir iş. Bu her şeyden önce kamu suçu. Ne yaptığını bilmiyoruz. Ama bu parayı yatırmadı. Sonuçta da BOTAŞın çok büyük sorunları ortaya çıktı.

Bu olunca 2008de bütün Türkiyede doğalgaza yüzde 82.5 oranında zam yaptılar. Sonra da sıkılmadan bu zammın dünya doğalgaz fiyatlarıyla ilişkisini anlattılar. Dünya doğalgaz fiyatlarındaki artış yüzde 40, Türkiye doğalgaz fiyatlarındaki artış yüzde 82.5. Yani Ankara Belediyesi Ankaralıları ve Türkiyeyi ikili olarak zora soktu. Hem peşin olarak topladığı parayı BOTAŞa yatırmadı hem de doğalgaza yüzde 82.5 zam yaparak bütün Türkiyeyi zora soktu.

 

Ankara’yı bölünmüş sol AKP’ye armağan etti

- Ya sayaçların fahiş fiyatları?

- Bu da çok önemli bir tartışma konusu. Sayın Kılıçdaroğlu bununla ilgili iddialarını anlatamamaktan yakınıyor.

Gerçi halk sonucu çıkardı ama iddia sahibi olarak Sayın Kılıçdaroğlu, Bunu anlatmama fırsat verilmedidiyor.

92 dakikalık programda Kılıçdaroğlu 23, Uğur Dündar 23, Gökçek 46 dakika konuşuyor. Ayrıca Kılıçdaroğlunun konuşmasını 53 kez kesti.

Belli ki bu anlattırmamaya dönük bir tavır. Bir de şu anda Türkiyenin en pahalı doğalgazı Ankarada satılıyor.

Yani ne tarafından bakarsanız bakın Ankaralılar kıskaç altında.

- Ama 1994ten beri de Ankaralılar Melih Gökçeke oy vermiyor mu?

- Bu Ankaralıların değil, biz sosyal demokratların suçu. Çünkü çok sayıda aday çıkarıyoruz ve oyları bölüyoruz.

Böylece de Ankara Belediyesini Sayın Gökçeke armağan ediyoruz. Ama artık bitti.

- Sizinle yaptığımız geçmiş bir söyleşide 1989 yerel seçimlerinde olduğu gibi 2009 yerel seçimlerinde de sosyal demokratlar belediye oylarını silip süpürecek, demiştiniz.

- Öyle olacağını görüyorum. O söyleşide söylediklerime şimdi daha fazla inanıyorum. İşlerin bu noktaya gelmesinde benim de yanlışım olabilir.

Hemşerilerim, “1994’te bıraktın. O yüzden böyle oldudiye çok eleştiriyorlar.

Ben de, Ben olsaydım da durum değişmeyecekti. Çünkü 1989da tek adaydım. 1994te birkaç aday çıktı. Daha sonraki seçimlerde de hep öyle oldu. Şimdi yeniden bir tek aday söz konusu. O nedenle sonuç alacağımıza inanıyorumdiyorum.

 

Portre

Murat Karayalçın

1943 Samsun doğumlu. Yükseköğrenimini A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat - Maliye Bölümü’nde yaptı. DPT’de uzman yardımcısı ve uzman olarak çalıştı. İngiltere’de kalkınma ekonomisi üzerine lisans derecesini aldı. Kent-Koop’un kurucuları arasında yer aldı. 1981-91 arası Kent-Koop Genel Başkanlığı’nı yürüttü. SHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. 1993’te SHP Kurultayı’nda genel başkan seçildi. DYP-SHP koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakanı olarak 1994-95 arası görev yaptı. 1999 yerel seçimlerinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığını koydu ama kazanamadı. Aynı yıl CHP kurultayında genel başkanlığa adaylığını koydu ama başarılı olamadı. CHP ’den istifa etti. 2002’de SHP’yi kurdu. Geçen aylarda da SHP Genel Başkanlığı’ndan istifa edip CHP’den Ankara Büyükşehir belediye başkan adayı oldu.


Yazarın Son Yazıları

Tedavi olsunlar 1 Mart 2015
Her apartmandan burs 4 Ocak 2015
Maltepe’ye Noel tatili 28 Aralık 2014
Yasa tanımazlar hükümeti 21 Aralık 2014
Saraylarla işimiz olmaz 30 Kasım 2014
Aman Allahım bu ne? 23 Kasım 2014