İstanbul kalmayacak
Leyla Tavşanoğlu
Son Köşe Yazıları

İstanbul kalmayacak

21.07.2013 04:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n

Ulaşım planlamacısı Prof. Dr. Haluk Gerçek’e göre hükümet çılgın projeleriyle kenti bitirecek

\n

Üçüncü köprünün yapılması, yapıldığı yer yanlış. Üçüncü köprü ve Kuzey Marmara otoyolunun güzergâh alanının yüzde 48’i ormanlık alan, su toplama havzaları, kuşların göç yollarının içinde. Dolayısıyla da burası doğal SİT alanı.
Dünyada ille de yük trafiğini köprülerden geçirme gibi bir şart yok. Pekâlâ, deniz yoluyla, Ro-Ro gemileriyle taşınabilir. Üstelik Marmaray bittikten sonra kamyonlar demiryolundan trenle taşınabilecek.

\n

LEYLA TAVŞANOĞLU

\n

Prof. Dr. Haluk Gerçek AKP hükümetinin çılgın projelerinin İstanbul’u mahvedeceğini söylüyor. Üçüncü köprünün bir ulaşım değil tamamıyla bir rant projesi olduğunu söylüyor. Üçüncü havaalanının da gerekli olmadığının altını çizen Gerçek, eldeki iki havaalanında geliştirmeler yaparak çok gerektiğinde Silivri civarına yeni bir havaalanı inşa edilebileceğini ama Kuzey Marmara’ya dokunulmaması gerektiğini önemle vurguluyor. Gerçek, İstanbul’un elde kalan son nefes alma alanı olan Kuzey Marmara’ya yeni yerleşim yerleri yapmanın kentin sonunu getireceği uyarısında bulunuyor.
Üçüncü köprü yeniden gündemde. Ama bu sefer yapılsın yapılmasın tartışması olarak değil de yerinin yanlış olduğu iddialarıyla gündeme geldi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a göre kuşların göç yollarını kapatmaması, İstanbul’un su kaynaklarını tahrip etmemesi ve daha birçok çevre duyarlılığı nedeniyle köprünün yerini değiştiriyorlar. Sizce bu gerekçeler geçerli midir?
H. G. - Bir kere üçüncü köprünün yapılması, yapıldığı yer yanlış. Üçüncü köprü ve Kuzey Marmara otoyolunun güzergâh alanının yüzde 48’i ormanlık alan, su toplama havzaları, kuşların göç yollarının içinde. Dolayısıyla da burası doğal SİT alanı.
Zaten burasının çok hassas bir bölge olduğu başından beri biliniyordu. Şimdiyse bazı güzergâhlarda değişiklikler yapılması ihtiyacı doğması tahminlerime göre yapımcı konsorsiyumun uluslararası bankalardan kredi almak için başvurduğunda bu bankalara bir çevre etki değerlendirmesi (ÇED) raporu sunmak zorunluluğundan kaynaklanıyor. Uluslararası bankalar uluslararası normlara uygun bir çevre çalışması isterler.
Peki, böyle bir çalışma var mı?
H.G. - Böyle bir çalışma yok. Yapılmışsa bile anladığım kadarıyla üstünkörü yapılmış bir çalışma vardır. Bugün bu bankalardan para alabilmeleri için güzergâhta da böyle ciddi bir çalışma yapılması gerekiyor. Çevresel açıdan güzergâhın belli bölümleri çok hassas noktalardan geçtiği için oralarda yer yer değiştirmeler yapıyorlar. Bu tür değişikliklerin sayısı nedir? Ne kadar bir sapma oluştu? Bu konuda bilgimiz yok. Biliyorsunuz, bu tür çalışmalarda çok fazla şeffaf davranılmıyor. Bu bilgiler kamuoyuyla paylaşılmıyor.
İyi de uzmanlara da mı danışmıyorlar, bu işleri yaparken?
H.G. - Kendilerine yakın bazı uzmanlara danışıyor olabilirler. Ama en azından benim yakın çevremde ne olup bittiği konusunda bilgi sahibi olan hiçbir uzman yok.
Güzergâhta ne kadar büyük bir değişiklik yapıldığını bilmiyorum. Ancak bakanlığın emriyle imar planlarının iptal edildiği anlaşıldı. Köprünün yeriyle ilgili bir değişiklik yapıldığını sanmıyorum. Bağlantı yollarında değişiklikler yapılacak dendi. Ama bu değişiklikler üçüncü köprü ve İstanbul üzerindeki tahribatını ortadan kaldırmayacaktır. Böyle bir inşaat zaten ileride kentin makro formunu etkileyecektir. Daha önce birinci köprü ve çevre yollarıyla ikinci köprü ve TEM bağlantı yollarında gördüğümüz gibi oralarda arazi kullanımı değişmeye başlıyor. Yeni yapılaşma alanları talepleri doğuyor. Zaten üçüncü köprü güzergâhının geçtiği alanların şimdiden el değiştirmiş durumda olduğunu biliyoruz. Oralarda büyük rant bölgeleri yaratıldı. Oralarda büyük yapılaşmalar olacaktır. Ayrıca Başbakan’ın kendisinin açıkladığı yeni yerleşim planları var. Örneğin Kaya Şehir. Üçüncü havaalanının hemen yanında ve Kuzey Marmara otoyoluna bitişik bir alanda nüfusu bir milyona ulaşacak yeni bir şehir planlandı ve yapımına da başlandı.
Aynı şekilde, Anadolu Yakası’nda Tuzla’nın yakınında yeni bir gelişme alanı planlandı.

\n

O güzergâhta zenginler için yeni yerleşim planları yapıldığını söyleyen Gürkan, yeni havaalanının da oraya konumlandırıldığını anımsatıyor:

\n

3. köprü rant projesidir

\n

Peki, bütün bu projeler 2011’de yapılan İstanbul’un Çevre Düzeni Planı’nda var mı?
H.G. - Yok. 1/100,000 ölçekli bu plan akademisyenler, plancılar, uzmanlarda oluşan kalabalık bir kurul tarafından dört-beş yıl uğraşılarak hazırlandı ve İstanbul’un geleceğini koruma amaçlı hazırlanan bir plandı. Kent kuzeye doğru gelişmeyecekti. O planda ne 3. köprü ne Harem’den Kazlıçeşme’ye gidecek karayolu otomobil tüneli ne de o yeni yerleşim alanları var. Bunlar İstanbul’un son doğal alanlarını tahrip edecek. 3. köprü ve bağlantıları bunu tetikleyecektir. Başından beri şunu söylüyorum: “3. köprü ulaşım değil, rant projesidir.”
Başlangıçta 3. köprü projesi Garipçe’yle Poyrazköy arasında ilan edildiği zaman ulaşımcı olarak buna hiçbir anlam verememiştim.
Neden?
H.G. - Çünkü o güzergâh ne birinci ne de ikinci köprüdeki trafik yoğunluğunu hafifletecekti. Örneğin, otomobili olan bir insanın Göztepe’den Şişli’ye gelmek için üçüncü köprüyü kullanması için deli olması lazım.
İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi (İDO) özelleştirme kapsamında bir konsorsiyuma satıldı. İDO işletmecisi ağır vasıtaların Ambarlı’dan Mudanya-Bandırma arasında Ro-Ro seferleriyle taşınmasından yana. Başbakan ise üçüncü köprünün ağır vasıtalar için zorunlu olduğunu söylüyor. İDO işletmesi ağır vasıtaların üçüncü köprüden 9 saatte alacakları mesafenin Ro-Ro’yla üç saate ineceğini belirtiyor. Hâlâ neden üçüncü köprüde bu kadar ısrarlılar sizce?
H.G. - Üçüncü köprü bir ulaşım projesi değil. Çünkü oralarda daha yüksek gelir gruplarına hitap edecek yeni yerleşim alanlarının planları yapılıyor. Üçüncü havaalanı da oraya konumlandırıldı.
Bakın, üçüncü havaalanı Çevre Düzeni Planı’nda kentin kuzeyinde değil, Silivri’de öngörülmüştü. Üçüncü köprü ağır vasıta geçişlerine bir miktar hizmet eder. Ama esas olarak o bölgede yeni ortaya çıkacak yerleşim yerleri trafiğine hizmet edecektir. Bakın, 2010’da Boğaz’ı geçen kamyonet sayısı günde 30 bin, TIR ve kamyon sayısı da 14 bin. 2023’te bunların aşağı yukarı ikişer katına çıkacakları hesaplanıyor. Hepsini 3. köprüden geçirseniz bile en fazla üç şerit işgal edecek. Dünyada ille de yük trafiğini köprülerden geçirme gibi bir şart yok. Deniz yoluyla, Ro-Ro gemileriyle taşınabilir. Üçüncü köprünün transit trafiğe, TIR trafiğine hizmet edeceği gerekçesi sağlam temellere oturmuyor.
Üçüncü köprü yap-işlet-devret modeli. Yapay trafik de yaratılsa üçüncü köprünün yine de boş kalacağı anlaşılıyor. Bildiğim kadarıyla üçüncü köprüyü yapacak konsorsiyuma DPT’nin karşı çıkmasına rağmen, trafik garantisi sağlanamadığı takdirde aradaki farkın devlet tarafından ödenmesi taahhüt edilmiş. Bu durumda bu fark yine vatandaşın cebinden çıkmış olmayacak mı?
H.G. - Aynen öyle. Bu sadece üçüncü köprü projesinde değil İzmit Körfez geçişinde de var. Tabii bu paralar devletin cebinden çıkmayacak. Bize yüklenecek vergilerle ödenecek. Yapılması gereken karayoluna alternatif yük ulaşımı aksları oluşturmaktır. Denizde Ro-Ro gemilerini, demiryolunu kullanmak gibi... Bunlar çok daha akılcı ve çevre üzerinde çok daha az olumsuz etkiler yapacak çözümler. Böylece İstanbul daha da betonlaştırılmazdı.

\n

Akılcı çözümler var

\n

Üçüncü havaalanı üçüncü köprüden daha fazla kuzey bölgesindeki ormanlar ve su alanlarına doğrudan zarar verecek. Atatürk Havalimanı gibi zamanla genişlemek ihtiyacı duyulduğunda buna imkân olmayacak. Buna rağmen bu havaalanını sizce neden o bölgeye yapılmakta ısrar ediliyor?
H.G. - Genişlemesi imkânı bulunmamasından çok yılda 150 milyon yolcu kapasiteli bir havaalanı olacağı konusu var. Özellikle 2002 yılından sonra özel havayollarının pazara girmesi, yakıt üzerindeki ÖTV’nin kaldırılmasıyla fiyatların otobüsle rekabet edebilir hale gelmesinden ötürü hava yolcusu çok arttı.
Ama 150 milyonluk kapasiteye nasıl ulaşılacağı konusunda tereddütlerim var. Geçenlerde ekonomistlerin hazırladığı bir raporu okudum. Bu kapasite tamamıyla Türkiye’nin gelecekteki büyüme projeksiyonlarına bağlı. O havaalanına parayı yatıracak konsorsiyum yatırdığı parayı nasıl geri alacak sorusu aslında çok tartışmalı. Hava trafiği Türkiye’nin büyüme projeksiyonlarına bağlı ama bunun yanında dünyada başka parametreler de var. Ayrıca Türkiye’nin büyüme hedeflerinin üç-beş yıl sonrasını hiç kimse göremiyor. O büyümeler gerçekleşmezse ve başka uluslararası değişiklikler olur da hava trafiği Türkiye’de bu kadar gelişmezse o yatırımlarını yapanlar yatırımlarını nasıl geri alacaklardır?
Bunun karşılığında ne tür garantiler verildiğini de bilmiyoruz. Ben, halihazırdaki havaalanlarına kapasite arttırıcı bazı yatırımlar yaparak ya da çok gerekirse Silivri civarında başka bir alternatifi devreye sokarak sorunun daha mütevazı ve daha akılcı biçimde çözülebileceğini düşünüyorum.

\n

Kazanç belli kesime

\n

Yani üçüncü havaalanı da yeni bir rant kapısı mı açacak?

\n

H.G. - Ben buna bir açıklama bulamıyorum. Bunlarla çok yakından ilişkili kanal projesi var. “Çılgın proje” olarak ortaya atıldığında ben “Yok, canım” dedim. Ama görüyorum ki çok kararlılar. Bence Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi iktidarın ülkenin bütün geleceğini, kentin bütün makro formunu etkileyecek projeleri tartışmaya açmadan işe girişmesidir. Kanal üzerinde altı tane köprü planlanmış. Karadeniz’i Marmara’ya bağlamanın getireceği ekolojik sorunları bir yana bıraktım. Kent ve ulaşımda yeni inşaat alanları yaratacak. Ekonomi yeni projelerle mi ayakta duruyor? Her yerde yapılaşma ve bundan ciddi gelir sağlayan bir sektör var.
Gelir tabana yayılıyor mu?
H.G. - Yayılmıyor; yayılıyorsa da çok düşük bir oranda oluyor. Bu işlerden yine çok büyük holdingler ve arsa spekülatörleri kazançlı çıkıyor. İstanbul’da doğup büyümüş bir insan olarak İstanbul’a üzülüyorum. Uluslararası yaşam kalitesi endekslerinde İstanbul artık son sıralarda.

\n

PORTRE

\n

PROF. DR. \t\tHALUK GERÇEK

\n

Yükseköğrenimini İTÜ İnşaat Fakültesi Ulaştırma Anabilim Dalı’nda yaptı. Aynı fakülteye asistan olarak girdi. İngiltere’de Leeds Üniversitesi’nde Institute for Transport Studies’de, Kanada’da Queens Üniversitesi’nde ulaşım planlaması konusunda çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra İTÜ’deki öğretim üyeliğini sürdürdü. Şimdi aynı fakültede ulaşım bölümünde ulaşım planlaması dersleri veriyor.

\n

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Tedavi olsunlar

Tedavi olsunlar

Devamını Oku
01.03.2015
TBMM’ye magandalar hâkim

TBMM’ye magandalar hâkim

Devamını Oku
22.02.2015
MİT Erdoğan’ın arka bahçesi

MİT Erdoğan’ın arka bahçesi

Devamını Oku
15.02.2015
Umutsuzluk radikalizme itiyor

Umutsuzluk radikalizme itiyor

Devamını Oku
08.02.2015
Zorba kaderimize hükmediyor

Zorba kaderimize hükmediyor

Devamını Oku
01.02.2015
Ak Saray İslamiyetin mezarı

Ak Saray İslamiyetin mezarı

Devamını Oku
25.01.2015
AİHM’ye meydan okuyorlar

AİHM’ye meydan okuyorlar

Devamını Oku
18.01.2015
Bozdağ’a verecek notum yok

Bozdağ’a verecek notum yok

Devamını Oku
11.01.2015
Her apartmandan burs

Her apartmandan burs

Devamını Oku
04.01.2015
Maltepe’ye Noel tatili

Maltepe’ye Noel tatili

Devamını Oku
28.12.2014
Yasa tanımazlar hükümeti

Yasa tanımazlar hükümeti

Devamını Oku
21.12.2014
Tezgâh 11 yıl önce kuruldu

Tezgâh 11 yıl önce kuruldu

Devamını Oku
14.12.2014
Yüzde 10 barajı hak ihlali

Yüzde 10 barajı hak ihlali

Devamını Oku
07.12.2014
Saraylarla işimiz olmaz

Saraylarla işimiz olmaz

Devamını Oku
30.11.2014
Aman Allahım bu ne?

Aman Allahım bu ne?

Devamını Oku
23.11.2014
Laiklik Türkiye için şans

Laiklik Türkiye için şans

Devamını Oku
16.11.2014
‘Saraylar değer katmaz’

‘Saraylar değer katmaz’

Devamını Oku
09.11.2014
Atatürk’süz çağdaşlık hayal

Atatürk’süz çağdaşlık hayal

Devamını Oku
02.11.2014
İnsanlık suçu işleniyor

İnsanlık suçu işleniyor

Devamını Oku
26.10.2014
'Erdoğan' denince Obama ne düşünüyor?

Eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Bryza, Washington’ın Ankara’yı dinlemesini haklı görüyor:

Devamını Oku
19.10.2014
Naylon tezkere...

Naylon tezkere...

Devamını Oku
12.10.2014
Devleti dinamitlediler

Devleti dinamitlediler

Devamını Oku
05.10.2014
Sosyal demokrasinin iktidarı

Sosyal demokrasinin iktidarı

Devamını Oku
28.09.2014
Ayak oyunlarına kurban

Ayak oyunlarına kurban

Devamını Oku
21.09.2014
IŞİD kontrolden çıktı

IŞİD kontrolden çıktı

Devamını Oku
14.09.2014
Mezhepçi diplomasi

Mezhepçi diplomasi

Devamını Oku
07.09.2014
Cumhuriyetin temel taşı

Cumhuriyetin temel taşı

Devamını Oku
31.08.2014
Dışişleri ‘sırf’ sorun

Dışişleri ‘sırf’ sorun

Devamını Oku
24.08.2014
Aklınızı başınıza toplayın

Aklınızı başınıza toplayın

Devamını Oku
17.08.2014
Demokrasicilik oynuyoruz

Demokrasicilik oynuyoruz

Devamını Oku
10.08.2014
Toplumu anlayamıyoruz

Toplumu anlayamıyoruz

Devamını Oku
03.08.2014
İletişimin özünde insan ve psikoloji var

İletişimin özünde insan ve psikoloji var

Devamını Oku
30.07.2014
Kadın siyasette yok

Kadın siyasette yok

Devamını Oku
27.07.2014
Rumlar iyi cambazdır

Rumlar iyi cambazdır

Devamını Oku
20.07.2014
Özel yetkili bizde de var

Özel yetkili bizde de var

Devamını Oku
06.07.2014
Erdoğan zap tedilemiyor

Erdoğan zap tedilemiyor

Devamını Oku
29.06.2014
Artık saygı kalmadı

Artık saygı kalmadı

Devamını Oku
22.06.2014
Yapan bedeli öder

Yapan bedeli öder

Devamını Oku
15.06.2014
Türkiye çocuğa yabancı

Türkiye çocuğa yabancı

Devamını Oku
01.06.2014
İnsan canı pahasına kâr

İnsan canı pahasına kâr

Devamını Oku
25.05.2014