Meriç Velidedeoğlu

‘Lafı pişirmeden ağzımdan çıkarmam!’ -Âşık Veysel-

05 Nisan 2019 Cuma

Kuşkusuz değerli dostlar, “Büyük Usta”nın atasözü değerindeki bu deyişi, “insanlık” varoldukça yaşayacak, yeri geldikçe bayrak gibi dalgalanacaktır...
“31 Mart Pazar Günü” gazetemiz Cumhuriyet’i okurken, Mustafa Balbay’ın, “Âşık Veysel” dizisiyle bize anımsattığı bu seslenişi bir kez daha anımsadım.
Neden derseniz, şu sıralarda dünyanın birçok ülkesinde de “seçim” olayı yaşandı, yaşanıyor; dahası iktidarlara karşı inanılmaz boyutta protestolar yükselip, seçime gidilmesi isteniyor; dolaysiyle bu ülkelerin siyasetçilerinin, bu süreçlerdeki tutumları, yaptıkları konuşmalar sırasında kullandıkları “dil” ile, bizim kimi siyasetçilerimizin “dili” arasındaki “fark”, insana, “Veysel Usta”nın bu vurgulamasını anımsatıyor da...
Yabancı siyasetçilerin bu bağlamda kullandıkları dilden kimi örneklere geçmeden önce, yerli bir-iki örneği anımsayalım diyorum.
İktidardaki, “Cumhur İttifakı”nın üyesi, “AKP”nin Lideri ve “TC Devleti”nin başındaki Bay Recep, muhalefetin oluşturduğu “Millet İttifakı”na “Zillet İttifakı” diyordu ki, böylece, “zillet”in Türkçe karşılığı olan “alçak, aşağılık” sözcükleriyle anlamı, “Alçakların İtitfakı!” oluyordu ister istemez...
Ve değerli dostlar, insan, yine ister istemez, Erdoğan’ın yaptığı “Cumhurbaşkanı Yemini”ni anımsıyor; “Tarafsız kalacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim!” mi demişti? “Cumhur İttifakı”nın öteki üyesi de, “CHP” ve “İYİ Parti”den oluşan “Millet İttifakı”na -Veysel Usta’nın uyarısını hiçe sayıp- “HDP”yi de ekleyerek, “Üçlü Çete” diyor; ne ki, bu söyleminin daha dumanı tüterken Kürt Kardeşleri’nden, oy istiyor muydu?
Ayrıca bilindiği gibi, “idam cezası”, “2002” yılında kaldırılıp “2004”te de Anayasa’dan çıkarıldı; bu son seçimler sürecinde, “Kılıçdaroğlu’nun idamı gerekir!” söylemiyle yine ortalara dökülünce, “idam”ın simgesi olan, “düğümlü boğumlu ip”i, 2007’lerde Bahçeli ile Erdoğan’ın, Meclis’te birbirlerine atmaları günümüzün basınınca da anımsatıldı...
Dahası, “Siz CHP’nin adayına oy verdiğinizi sanacaksınız, ama Belediye’yi, ‘Kandil’in militanları yönetecek!” deniyordu, hiçbir çekince duymadan... (30.3.2019) Ve bu “inciler” dizilirken, Erdoğan da, İstanbul ilçelerini bir bir dolaşıp, “HDP”lilerden de oy istiyordu; bu duruma, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!” der halk kendi arasında...
Evet değerli dostlar, “seçim şenlikleri”ni(!) noktalayıp, yazının başında sözü edilen, dış ülkelerdeki seçimlere de şöyle kısaca değineyim.
Uzaklardaki “Venezüella”da, seçim konuşmalarının en koyulaştığı bir sırada Devlet Başkanı Maduro, gün bitiminde halka seslenirken mikrofonların sus pus olması yetmiyormuş gibi, karanlıkta da kalıverdi; Başkan, rakibi Guaido’yu, “sabotaj” yapmakla suçladı, ama “adi, alçak, şerefsiz, namssuz...” demeden...
İngiltere’de Başbakan Theresa May, “Brexit” için neredeyse dördüncü kez seçime gitmeye hazırlanıyormuş... Üstelik karşı koyuş bu kez, kendi partisinin milletvekillerinin çoğunlukta olduğu Parlamento’dan... Büyük bir sabırla, bir kez bile kızarıp bozarıp, azarlayıcı bir uyarı dili kullanmadan, zaten aklından bile geçmez...
Fransa’daki “Sarı Yelekliler”den hiç söz etmeyelim, “20 haftadır” sürüyor eylemleri; sabır taşını bile çatlatacak bu durum karşısında Cumhurbaşkanı Macron’un uyarı dilinde, “alçaklar, utanmazlar, falan filan...” diyen bir seslenişi dünya duydu mu?
Hadi bunlar “Batı halkı”, “Batı yönetimi” diyelim; peki, “Cezayir”e ne diyeceğiz?
Devlet Başkanı A. Buteflika karşıtı protestolar durmak bilmiyor; Başkent Cezayir’de yüzbinlerce kişi Devlet Başkanı’nın istifasını istedi, istemeyi de sürdürüyor...
Cezayir’in devlet televizyonundan, Başkan Buteflika’nın kızarmış bir yüzle, devlet adamı dilini bozarak yaptığı bir konuşma duyuldu mu?
Eh, artık izninizle noktalayayım...  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Erasmus 19 Mart 2021
‘12 Mart 1921’ 12 Mart 2021
‘Manifesto!’ 5 Mart 2021

Günün Köşe Yazıları