Manşeti günahsız olan atsın

17 Mart 2021 Çarşamba

Türkiye yoksul bir ülke.

Sistem, iyice yoldan çıkan, fırsat eşitliğini tamamen ortadan kaldıran, “gemisini kurtaran kaptan” ahlakını iktidardan küçük esnafa her alanda meşrulaştıran kapitalist sistem.

Bu ülkede, bu sistemde etik değerlere noktasına virgülüne kadar sahip çıkan ilkeli bir gazeteci olamazsınız. 

Sadece işsiz bir gazeteci olabilirsiniz.

İşe yaramaz olduğunuz için değil, kapitalist ahlakı içselleştirmiş medyada çalışmayı reddettiğiniz için işsiz olursunuz.  

İşverenlerin ve o işverenlerin işini gören diğer gazetecilerin işine gelmediğiniz için işsiz olursunuz.

Sistemin çarkına su taşımaya karşı çıktığınız için işsiz olursunuz.

O yüzden, illa etik değerlere bağlı kalacağım derseniz, gazetecilik falan yapmaz, gerçekten simit satar, onurlu yaşarsınız.

Yok, gazetecilikte ısrar ederseniz de her türlü günaha meşrebinize göre az ya da çok bulaştığınızı bilirsiniz.

PATRONSUZ BELKİ AMA REKLAMSIZ ASLA

Neredeyse tüm gazetelerin, televizyonların, medya kuruluşlarının bir patronu vardır.

Ve çoğu patron da farklı alanlarda yatırımlar yapan bir işadamıdır.

Sorun buradan başlar. 

O patronun ticari ve politik bağlantıları, en bağımsız gibi görünen yapıda bile ayaklarınıza dolanır. 

Cumhuriyet gibi patronsuz bir gazete dahi kazancının önemli bir kısmını ilanlardan sağlar. 

Haliyle, çalıştığınız herhangi bir medya grubunda, kapitalizme karşı yazığınız bir yazının yamacında kripto para ilanı görebilirsiniz. 

Ya da sunduğunuz bir haber programının arasında, işçilerine sendikal haklarını vermeyen bir şirketin reklamlarının yayımlanmasını kayıtsızlıkla izlemek zorunda kalabilirsiniz. 

Kendi yağıyla kavrulan, sattığı kadar kazanan ve tüketicilerinin verdiği şahsi ilan paralarıyla bütçesini döndürebilen bağımsız ve dolayısıyla özgür, güvenilir bir medyayı hayal edemezsiniz. 

O medyanın var olabileceği dünyanın batıp gitmesine herkesle birlikte bir gazeteci olarak siz de çoktan razı olmuşsunuzdur.

Medya yükselen yeni değerleri pazarlarken o yükselen değerlerin bir ucuna siz de ilişmişsinizdir ve neden artık sendikasız çalıştığınızı sorgulamayı boş vermişsinizdir.

TİCARİ İLİŞKİLERİN HABER DEĞERLERİ

Bu iklimde doğal olarak her gazeteci kendi şahsi tasarruflarını kullanarak etik değerlerini kendi ölçüsünde belirler.

Çalıştığı kurumun kiminle nasıl ilişkilere gireceğine müdahale edemez. Ama kendisinin hangi ticari kurumlarla ya da belediyelerle hatta siyasi partilerle, küçük ya da büyük, maddi anlaşmalar yapacağına ya da asla yapmayacağına kendisi karar verebilir.

O yüzden;

80 sonrası yeniden şekillenen basının heveslerine, niyetlerine ve ilişkilerine öncelikle çalışanlarının hiç itiraz etmediği bu ülkede;

Bir gazetecinin ya da köşe yazarının herhangi bir ticari ilişki içinde olmasının zerre kadar haber değeri yoktur.

Sadece gazetecilerin değil, televizyonda izledikleri deprem haberlerinin arasına araba reklamı girmesini çay demlemek için fırsat olarak kollayan bir halkın genel şuursuzluğunda da neyin haber değeri taşıdığını neyin taşımadığını düşünecek erdem bazlı bir ahlak yoktur. 

O yüzden lütfen bu konudaki manşeti aramızda günahsız olan kim varsa o atsın. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları