‘Bize hükmedin... Ama önce anlayın babaa!’

06 Eylül 2020 Pazar

Salgın sürecinden en çok eğitim etkilendi. Bunun iki nedeni var: Okul çağındaki çocukların ve gençlerin toplu halde sınıflarda bulunmasının zorlukları, iktidarın önceliğinin eğitim olmaması.

İkinci şıkkı siyasal bir yaklaşımla dile getirmiyoruz. Bu ayrı bir yazı konusu...

Türkiye’nin üçte biri öğrenci. 19 milyon temel eğitim ve lise, 8 milyon üniversite öğrencisi eylül ayına belirsizlikle girdi. Yüz yüze eğitim ne zaman başlayacak belli değil. Her aile gibi biz de belirsizlikleri aşmaya çalışıyoruz. Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ikinci sınıfa giden kızımız Yağmur’un, her şartta okulu tamamlayacak bir yol bulacağını düşünüyoruz. Yedinci sınıftaki oğlumuz Deniz ise şimdiden eğitime başka bir gözle bakıyor. Ailecek “Uzaktan eğitim yeterli olmayacak, yüz yüze öğretmen mi planlayalım” diye konuşurken aramıza giriyor:

-Yazık paranıza!

2008 doğumlu, 12 yaşında ama ısrarla 13 olduğunu iddia ediyor.

***

Geçen gün, “Oğlum gel baş başa okulu, geleceği konuşalım” dedim. Çıktık... Yürüme mesafesinde oturabileceğimiz yerler var. Deniz önde ben arkada, seçeceği yere doğru gidiyoruz. Derken, taksi çevirdi. Nereye demeye kalmadan, “Baba beni arkadaşlarınla oturduğun restorana götür” dedi. “Tamam evlat” dedim, “Egemenlik sende!

Arkadaşlarla gittiğimizde nereyi gösterirlerse oraya otururduk. Yine bir yer gösterdiler ama Deniz, “Orası olmaz” dedi, seçtiği yere oturduk.

Öncelikle öğrenmeyi öğrenmek gerektiğinden, okumanın öneminden söz ederken araya girdi:

Baba bana 18 yaşına kadar hükmetme hakkınız var. Edin ama önce anlayın...

Konuşma ağırlığı ona geçti:

Bilgisayarı yasakladım, interneti kıstımla bu iş olmaz... Ben bilimi sevmeyi Barış Özcandan öğrendim... Onun videoları bana hitap ediyor... Son zamanlarda beni en çok etkileyen YouTube kanalı da Neo Toprak... Her şeye iyi laf sokuyor baba... Hugola’yı izlerim ama çok dikkatli takip etmem... Bak Ruhi Çenet’i takip ediyorum...

Araya girdim:

-Dur oğlum, bunların kiminin adını duydum, kiminin duymadım... Nedir bu YouTube dünyası?

Devam etti:

Görsellik baba görsellik... Siz çölde falan büyümüşsünüz. Bizde her şey görsel efektlerle. İçerik üretimi önemli. YouTube’da zararlı şeyler de var, iyi şeyler de. Sen arayıp iyiyi bulucan... Türkiye’de iyi içerik hırsızlığı var. Alıyorlar yabancıdan kopyala gitsin... Ama dünyada en çok izlenen video da bize ait. Sihirli içecekler falan. Bir de (küçümseyerek) çocuklar için üretilenler var, ben onları aştım tabii...

Sohbeti rayına sokmaya çalıştım:

-Ama oğlum okul şart. Hayatında okul nerede?

Biraz durakladı, “Loading baba” dedi, ekledi:

Anladın dimi, yükleme yapıyorum.”

Yüklemeyi tamamladıktan sonra “Bak baba” dedi, devam etti:

Okul mesela burası... Şu çevremizdeki insanlardan öğrendiklerimiz. İşte YouTube videolar da çok zengin... Okullar YouTube’u yok sayarak bir yere varamaz. Okullar da görsel eğitime geçsin. Ben öğretmenleri ikiye ayırıyorum; çocuğu olanlar, olmayanlar. Olanlar bizi anlıyor... Bize robot ezberi yaptırmayın...

-Robot ezberi ne?

Anladın işte baba... Koy içine beş, on, on beş bilgiyi tekrarlasın dursun...

***

Dört saatlik sohbetimiz bu zeminde devam etti...

Eve geldiğimizde vakit hayli ilerlemişti. “Şu telefonu kapatayım” dedi. Japonya’dan takip ettiği kanallar varmış. Onlar en çok uyarıyı Türkiye saatiyle 03.00 sıralarında gönderiyormuş, o yüzden kapatmak şartmış.

Şu günlerde Adana Hürriyet Mahallesi çok ilgisini çekiyormuş...

Prof. Haluk Yavuzer kitaplarında, “çocuklarla iyi diyalog kurun ama anneyseniz annelik, babaysanız babalık konumu dışına çıkmayın, arkadaş olmaya girişmeyin, olmaz” uyarısı yapıyor.

Deniz’le bunu da dikkate alarak diyalog kuruyorum ama dozunu ayarlamak kolay değil. Yatmak üzereyken seslendi:

Baba be, elinden bi bardak su içelim...”


Yazarın Son Yazıları

Bağış-lanmaz israf! 23 Eylül 2020
O... 20 Eylül 2020
Sudan dersleri... 16 Eylül 2020
Siyasal ısınma! 10 Eylül 2020