Dişli Bir Toplum Gerek...

08 Ekim 2012 Pazartesi
\n

\n

\n

Hapiste, ziyaret için şöyle bir tanım vardır:\n

\n

Bir ziyaret, yarım tahliye demektir.

\n\n\n

Aile görüşlerinin yeri, önemi, anlamı ayrı. Bir de bakanlıktan ya da savcılıktan özel izin alınarak yapılan ziyaretler var. CHP milletvekillerimizle bu yöntemle görüşebiliyoruz.\n

\n

Yazı aramızda ziyaret sayısı iki elin parmaklarını geçen milletvekillerinin bende özel bir yeri oluştu.\n

\n

Görüş salonu buluşmalarında özledik diyerek birbirimize sarılıyoruz. Ana gündem konularımız belli. Onların dışında mesleklerden söz ediyoruz. Mesleklerin özelliklerinden toplumsal çıkarımlar yapmaya çalışıyorum. Bazen tam yerine oturuyor.\n

\n

***\n

\n

İstanbul milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, diş hekimi. Ağustostaki aylık olağan görüşmemizde takıldım:\n

\n

Muhallebi yerken diş nasıl kırılır?\n

\n

Güldü. Onun deyimi var ayrı konu, ama gerçekten muhallebi yerken diş kırılırdedi, devam etti:\n

\n

Diş içten içe çürümüştür. En üstte incecik bir tabaka kalmıştır. An gelir, küçücük bir baskıda kırılır...\n

\n

Kimi kurumlar hatta toplumsal katmanlar gibi yani...\n

\n

Peki, Sevgili Öğüt dedim, bir dişin diyelim yüzde 80i çürümüşse ama kök sağlamsa kurtarılabilir mi?\n

\n

Elbette kurtarılabilir dedi, devam etti:\n

\n

Biraz uğraştırır ama mutlaka yapılabilir. Çürük temizlenir. Köklerde iltihap varsa onlar da giderilir ve diş kazanılır.\n

\n

O zaman kurumsal, toplumsal çürümelere bakıp umudu kesmemeli. Emek harcayınca mutlaka yapılacak bir şey vardır. Asıl olan başarmak için yola çıkmak.\n

\n

Sordum:\n

\n

Diş doktoruna ne zaman gideriz?\n

\n

Yüzünü biraz ekşitip cevap verdi:\n

\n

Çoğunlukla ağrımaya başlayınca. Hatta hemen başlayınca da değil. Ağrı şiddetlendikten sonra. Çünkü Türk toplumunun ağrıya dayanma gücü yüksektir. Artık dayanılmaz hale gelince doktora gideriz.\n

\n

İşte bu da bir başka toplumsal gerçek. Karşılaştığımız sorun iyice canımıza tak edecek ki çözüm arayışına girelim.\n

\n

Sordum:\n

\n

Tedavi için sizden ilk istenen ne?\n

\n

Bu kez hafif gülümseyerek karşılık verdi:\n

\n

Kestirmeci çözüm. Çek dişi gitsin, köprü yap bitsin, diyorlar. Oysa biraz uğraşınca dişi kurtarmak mümkün.\n

\n

Al bir toplumsal gerçek daha. Kolayı neyse onu yapalım, daha iyi olsun diye uzun uzun uğraşmayalım.\n

\n

Öğütle bu sohbetimizi yazı konusu yapmaya karar verince, özgürlükte diş tedavilerini nasıl yaptırdığımı düşündüm. Ankarada diş hekimi vefalı bir dostum vardı. Birkaç dolguyu tamamladıktan sonra ağzıma alüminyuma benzer bir kâğıt koyup çenemi kapatmamı istemişti. Alt ve üst dişlerin birbirine basınca izlerini çıkartmış, yüksekliklerin aynı düzeyde olup olmadığını kontrol etmişti. Bu denge tam olmazsa işini görmekten çok başını ağrıtır demişti.\n

\n

Bir araştırmada okumuştum; Türkiyede 55 milyon kişinin ağzında 400 milyon kadar çürük diş var.\n

\n

Sorun da çözüm de ağzımızın içinde.\n

\n

***\n

\n

1 Ekim Pazartesi günü PEN Yazarlar Birliği Türkiye Temsilciliğinden avukat Sabri Kuşkonmaz ziyaretime geldi. Söze, Yeni yasama yılının başlangıcını burada kutlayalım diye başladı.\n

\n

Sohbet konumuz temsil ettiği kurumun da etkinlikleri çerçevesinde hapisteki aydınlardı. Bu konuda bir duyarlılık yaratmaya çalıştıklarını, toplumun bu soruna neredeyse alışmış olmasından rahatsızlık duyduklarını anlattı.\n

\n

Aklıma ilk diş ağrısı geldi. Toplum, ne yazık ki ağrılarıyla birlikte yaşamaya alışabiliyor, hissetme duygusunu azaltmanın yollarını arıyor.\n

\n

Diş işlerinden ne işlere geldik... Diş hekimi dostum tedaviden sonra uyarmıştı:\n

\n

Bazen insanlar, alışkanlık yapar sadece bir tarafla çiğner. O zaman ağız ve çene yapısı bozulur. Sağ ve sol iki tarafı da eşit kullanmak gerek.\n

\n

Çözüm ağzımızın içinde.\n

\n

Ağzımızı temiz tutmak gerek.\n

\n

Gerektiğinde dişimizi sıkmak, ama çoğunlukla onu sağlıklı tutup iyi kullanmak gerek.\n

\n

Badireleri aşmak için dişli bir toplum olmak gerek.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Sırıtıyor... 22 Ekim 2020
Hukuksal soykırım! 18 Ekim 2020