En iyi ama en pahalı okul: Deneyim!

18 Şubat 2021 Perşembe

13 yurttaşımızın şehit olmasıyla sonuçlanan Gara operasyonu, Türkiye’nin terörle mücadele deneyimini bir kez daha gündeme getirdi.

PKK terörü 15 Ağustos 1984’te Eruh baskını ile başladı. 37 yıldır, uluslararası desteğe de sahip, küresel aktörlerin maşası olmaya müsait bir terör örgütü ile mücadele ediyoruz. Uzun yıllar terör örgütü için kullanılacak tanımda bile çeşitlilik yaşanmıştı. Ülkeyi yönetenlerin en çok kullandığı şuydu:

Üç beş çapulcu!

Zamanla olayın bu kadar basit olmadığı anlaşıldı.

Terörün ne zaman bitirileceği konusunda ise vaatler hep mevsimlikti:

Bu bahar terörün belini kıracağız!

O bahar da gelmedi. Gelen baharlar yalancı oldu.

AKP, 37 yıllık sürenin yarıdan fazlasının sorumlusu, 19 yıldır iktidarda. Gelinen nokta ortada…

***

AKP, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet birikimini sıfırlamaya yeminli bir kararlılıkla işe başladı. Ekonomiden teröre, bunun sonuçlarını yaşıyoruz.

Örneğin, AKP’nin sorumluluk alan kadroları terörle mücadele ederken genç yaşta ordudan ayrılıp başka bir hayat kuran, gördüklerini yazan Hakan Evrensel’in Güneydoğu’dan Öyküler kitabını okusalardı… Orada 1990’ların başında yaşanmış bir sınır ötesi operasyondaki başarısızlığın nedenini görür, not ederlerdi. Kısaca şöyle:

Büyük bir gizlilik içinde hazırlık yapılıyor. Birliklerden hiçbirinin ötekinden haberi yok. Sevkıyat tamamlanıyor. Dışarıya bilgi sızdırılmıyor. Terör örgütünün Kuzey Irak’taki bütün gizli inleri saptanmış. İmha edilecek. Operasyondan bir gün önce sadece dönemin Cumhurbaşkanı Özal’a bilgi verilip, gizliliğin önemi anlatılıyor. Özal bilgiyi aldıktan kısa bir süre sonra demeç veriyor:

İnlerinde vuracağız!

Terör örgütü bu demeci değerlendiriyor ya da değerlendirenler haberi ulaştırıyor, mağara kamplar birkaç saat içinde boşaltılıyor.

Büyük bir gizlilik içinde başlatılan operasyondan şu sonuç çıkıyor:

Boş mağaralara girdik! Tek tesellimiz şehit vermedik!

Erdoğan’ın “Çarşamba müjdesi”nin aklımıza getirdiklerinden biri buydu.

***

AKP’nin kendi iktidarından önce yaşananlardan ders almamasını bir yana bıraktık. Keşke kendi yaptıklarından ders çıkarsa…

Pazar gününden bu yana en tepeden sözcülere kadar iktidar yelpazesi, kibirle muhalefete saldırı, sorumluluğu başkasına atma havası içindeydi.

Şehitlerin önemi sayıyla ölçülmez ama… Geçmişte ekim ayı başında bir elin parmağı kadar şehit verdiğimizde 29 Ekim iptal ediliyordu. Şimdi şehitler toprağa kavuşmadan AKP kongreleri devam ediyor. Biri bile iptal edilmiyor. Tam tersine şehitler, kongrelerin bir parçası haline getiriliyor. Erdoğan, dünkü Ankara il kongresinde de terör örgütünden çok Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı!

Anladık… En iyi savunma saldırıdır ama bunu hiç değilse terörle mücadelede yapmayın!

Kaçırılan polis, asker ve öteki yurttaşlarımızın açılım sürecinin hemen sonrasından itibaren bu acı durumla karşı karşıya kaldığı anlaşılıyor.

O günden bu yana kurtarmak için nelerin yapıldığını halkın elbette bilme hakkı vardır. Bunun yanında açılım sürecinin ve sonuçlarının da kime ne kadar ders olduğu hâlâ çengelli sorudur!

Zira bunca acılardan sonra hâlâ iktidarın ana gündeminin önümüzdeki nesiller değil, önümüzdeki seçimler olduğunu görüyoruz…


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları