Erdoğan yeni denge arıyor!

22 Kasım 2020 Pazar

Erdoğan’ın siyaset sahnesindeki en büyük başarısı attığı her adımı, reform olarak sunabilmesinde. Bir yıl önceki adımını büyük reform diye anlatıyor, bunun tersini yapınca da büyük reform oluyor. Berat Albayrak’ın bıraktığı enkazdaki doğru saptamalarından biri şudur:

“Babam aya dört şeritli yok yaptık dese inanacak kitleler var!”

Şimdi yeni bir reform dönemindeyiz. 

Hangi konuda?

Hukukta ve ekonomide...

AKP’nin açılımı ne?

Adalet ve Kalkınma Partisi!

Yani partinin adını taşıyan her iki alanda da 18 yılda gelinen durum bu, acil reformla düzeltilmesi gerekli!

Reformdan kastedilen de cila. Başka bir şey değil. 

***

Erdoğan’ın bu noktaya gelmesinde ekonomiden dış ilişkilere, partinin oylarının düşmesinden salgınla mücadeledeki başarısızlığa kadar pek çok etken var. Bunların hepsi birleşince, ortaya Cumhur İttifakı’nın kolonlarının çatırdaması çıkıyor. Çatırdama sesini ilk duyanlardan Bahçeli, Erdoğan’a “Bensiz yol yürümeye kalkarsan, sonuçları olur” mesajı veriyor. Bahçeli’nin Çakıcı’yı “dava arkadaşı” ilan etmesinin arkasındakilere ilişkin pek çok olasılık konuşuluyor. 

Perdenin önünde gölgeler var ama bu gölgeler geride şu restleşmenin olduğunu gösteriyor.

Erdoğan, Arınç’ı öne sürerek Demirtaş ve Kavala’nın serbest kalabileceği mesajı veriyor. Arınç, kişi adı vermeden “uzun tutukluluklara isyan ediyorum” diyebilirdi. Bilerek adres verdi. Özünde Batı’nın Türkiye’de demokrasiye ihtiyacı yok, dediklerini yapacak bir yönetime ihtiyacı var. 

Güneydoğu’da tabanını kendisinden kopan partilere kaptırdığını gören Erdoğan bu konuda da arayış içinde. HDP’yi yanına çekmekten, “AKP’ye sıcak” yeni bir bölge partisinin kurulmasına kadar her şey masada. Bu süreçte, Erdoğan’ın diliyle devletin İmralı ile görüşmediğini düşünmek de saflık olur!

Bunu gören Bahçeli, “Sen böyle bir yola girersen ben de eski dava arkadaşlarımın en belalısını sahaya sürerim. Bu ittifak bitecekse ben bitiririm, sen değil” demeye getiriyor. 

Türkiye, bunca deneyimden sonra yeniden bir Türk-Kürt çatışmasının içine sürüklenir mi? 

Bunun toplumsal tabanı yok. Türkiye her şeye karşın birlikte yaşama kültürüne sahip. Bu anlamda halk, siyasilerden daha ileride. Ancak böyle bir siyasi manevra deneniyor.

Trump’la bir olup Türkiye’nin devlet geleneklerini yıkan Erdoğan, şimdi Biden’la bir olup demokratlık şampiyonluğuna hazırlanıyor. 

***

Cumhur İttifakı çatırdarken ufukta nasıl bir iktidar görünüyor?

Bu soruyu yanıtlamadan önce altını çizelim: Cumhur İttifakı’nın çöküşü eşittir Millet İttifakı’nın iktidara gelişi değildir. 

Erdoğan’ın aradığı yeni dengenin ipuçları buradadır. Tepede, iktidarı kaybetmemek için her türlü seçeneğe teşne bir anlayış var. Bu “anlayışın” içinde, rakiplerini her türlü yöntemle saf dışı etme ahlakı da var.

Bir bütün olarak Millet İttifakı’nı ve bileşenlerini sürekli savunmada tutmak bu anlayışın en yaygın yöntemi. İşte bu noktada Millet İttifakı’nın “savunmada kalma” durumuna son vermesi gerekir.

Ne yapmalı? 

İnsanın aklına Ecevit’in, iktidarla uğraşmayı bırakıp halkla beraber “ak günlere” diye yollara düşmesi geliyor...

İnsanın aklına Demirel’in, Özal’a “in oradan” diye bağırıp halka, “düşün peşime” diye seslenişi geliyor...


Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020
Nasıl bir Bayraklı? 5 Kasım 2020