Erdoğan’a mektup...

16 Nisan 2020 Perşembe

Sayın Erdoğan,

Dünyada medya ile kavga ederek ayakta kalmayı başarmış bir lider yoktur. Aslında en büyük medya patronu sizsiniz. Pek çok yayın organı bakımından patron ataması Saray’da ve aile içinde yapılıyor. Arta kalan yüzde 5-10 oranındaki “muhalif medyayı” virüse benzettiniz.

Ülkemiz medya ve siyaset virüslerinden kurtulacak” sözünüz, böyle bir dönemde bile önceliği ortak paydalara vermediğinizi, vermeyeceğinizi gösteriyor. Sizin için “birlik beraberlik”, AKP yelpazesi içinde olması gereken bir şey. Ama bakın o da olmuyor!

Meclis’te ayrı bir koalisyon var, AKP-MHP çıkar ortaklığı devam ediyor...

Hükümette ayrı koalisyon var, Soylu olayı bunu da ayrıca su yüzüne çıkardı...

Saray’daki yapı ise devletin öteki kurumları üzerinde ayrı bir otorite kurarak, sizin de sözünü ettiğiniz “devlet içinde devlet” olma yolunda devam ediyor. Örneğin pek çok bakanlık, “talimatı” bakandan değil, Saray’daki sizin memurlardan alıyor. Bakan sonradan duyuyor.

Bu tabloya “sistem” denebilir mi?

Hayır...

Bu, tepedeki tek kişiye en yakın olma ve ondan sonra en güçlü olma yarışının kuralsızca yapıldığı bir kabile yönetimidir...

***

Önceki gün de şöyle dediniz:

Ceza yasasını yeniden ele alıyoruz!

Bunun Türkçesi şudur:

2005 yılında büyük bir devrim diye ilan ettiğiniz Türk Ceza Yasası (TCY) bir bütün olarak iflas etti. Yeni bir hazırlık yapıp onu da devrim diye sunacaksınız!

1920-30’lu yıllarda yapılan TCY’nin 1990’lara gelindiğinde yenilenmesi gerektiği ortak kabuldü. Dönemin Adalet Bakanı Oltan Sungurlu başta olmak üzere pek çok bakan çalışma başlattı ama mevcudu değiştirip yenisini koymanın daha ciddi sorunlar çıkaracağından endişe ettiler.

Prof. Adem Sözüer ve Prof. İzzet Özgenç’in lokomotifliğinde yaptığınız yasada daha birinci aydan itibaren eklemeler çıkarmalar başladı. 15 yılda üçte biri değişti. Yine de sakatlıklar giderilemedi. Şimdi tümden yenilenmeli diyorsunuz. Büyük devriminizin mevta olduğunu 15’inci yılda siz de kabul ettiniz.

Son çıkardığınız af yasası da TCY’deki sakatlıkları düzeltme çabasıydı. Bu düzenlemeden sonra kendi kadrolarınız sorunların devam edeceğini söyleyince yeni bir TCY hazırlığı başladı.

Aynı mantıkla yapacaksanız yeni TCY’nin nasıl olacağını özetleyelim:

Mevcut beterden daha beter olur!

2005’te tüm infaz sistemiyle oynadığınız için, cezaları intikamcı duygularla yeniden belirlediğiniz için hapishaneler doldu, taştı... Boşaltma işini de aynı hukuksuzlukla yapıyorsunuz.

***

Bir de “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu var. Son 40 yıla bakınca ortaya şu çıkıyor:

Siz ve sizden önceki 5 cumhurbaşkanına yönelik tüm hakaret davalarının yüzde 95’i sizin döneminizde açılmış. Önceki cumhurbaşkanlarının toplamı binden biraz fazla, sadece sizin 21 bini geçiyor!

Bu hiçbir şey ifade etmiyor mu?

Kaldı ki, önceki dönemlerde pek çok dava Cumhurbaşkanından habersiz savcılar tarafından resen açılıyordu. Cumhurbaşkanları da sonradan öğrendikleri bu davaların geri çekilmesini istemişlerdi. Bunun pek çok örneği var.

Sizin döneminizde ise tam tersi, savcı dava açmazsa “kötü” oluyor.

Ne yaparsanız yapın, toplumun tümünü teslim almanız mümkün değil. Bunu siz de biliyorsunuz. Karşıtlık üreterek kendi tabanınızı ayakta tutma siyasetinin sonu gelmiş görünüyor. Örneğin, muhalif belediye başkanlarının yardım toplamasını yasaklamanız AKP tabanının yüzde 60’ı tarafından kabul görmedi.

Kötü bir icraatı, daha kötü hale getirerek önceki kötüyü unutturuyorsunuz.

Bu alışkanlığınızdan vazgeçin demenin yararı olmadığını biliyoruz.

Ancak, görün diyoruz.

Bugün etrafınızda olanlar, size bağlılık yemini edenler... Hepsi bir tarafa, siyasette sizin gibi düşünenlerin değil, sizin gibi düşünmeyenlerin size duyduğu saygı kadar var olursunuz.

Kaygılarımla...


Yazarın Son Yazıları

Bağış-lanmaz israf! 23 Eylül 2020
O... 20 Eylül 2020
Sudan dersleri... 16 Eylül 2020
Siyasal ısınma! 10 Eylül 2020