Gerilimli Yıllar / 10

28 Haziran 2009 Pazar

Gerilimli yılların tam ortasında yer alan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezeri anlatmaya, bu görevi kabul ettiği günden başlamak gerekiyor. Çünkü bu koltuk için pek çok kişinin adının geçtiği bir dönemde, Başbakan Ecevit öneriyi ona götürdü. Sezerin telefonla yapılan bu öneriye yanıtı şu oldu:

Aslında başka bir aday bulursanız daha iyi olur. Ama yoksa kabul edebilirim...

Nisan 2000de Anayasa Mahkemesi Başkanı olan Sezerin adaylığı böyle gerçekleşti.

Yıllar sonra o günü anlatırken şöyle demişti:

Keşke Ecevite, bir kere daha düşünün, başka bir aday bulabileceğinizi sanıyorum deseydim!

Sezerin adaylığı kesinleştiği gün telefonla aradım. Evden konuştuk. Bir anlamda devlet görevi olduğunu söyledi. Kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra ekledi:

Bunları yazmamak üzere söylüyorum.

O gün hem sevinmiştim hem üzülmüştüm.

Sevinmiştim...

Sezer çok büyük olasılıkla Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacaktı ve yine büyük olasılıkla diyalog kurabilecektik...

Üzülmüştüm...

Bu diyaloglardaki sohbetlerin yazılmasını istemeyecek. Not tutmakla kalacağız, mesleki deyimle, içimiz şişecek...

Öyle de oldu...

Sezer, bize kapısını hep açık tuttu ama konuşulan konuları da hep kapalı tuttu.

Ama biz de verdiğimiz sözü hep tuttuk!

Anlattığına göre başka gazetecilerle de belli diyalogları oldu. Ama söz verdiği halde dayanamayıp yazanlar olmuş. Onlarla diyaloğu kesmiş. Sözünü tutanlarla diyaloğa devam etmiş.

Sezerin cumhurbaşkanlığı için şu söylenebilir:

Nasıl başladıysa öyle devam etti. Köşk, onu hiç ama hiç değiştirmedi.

2009’un başında son kitabımı vermek üzere Gölbaşındaki konutuna gittiğimde dayanamayıp sormuştum:

- Böyle bir makam nasıl sizi milim değiştirmedi?

Her zamanki yarı gülümsemesiyle, Neysem oyumdemekle yetindi.

 

Sezer’in hesabı: 7x365=2555

Köşk’e 16 Mayıs 2000’de çıkan Sezer, görevi süresince hukukun üstünlüğünü her şeyin üzerinde tuttu. Ecevit hükümeti döneminde de AKP iktidarında da “Eğriye eğri, doğruya doğru” dedi

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 16 Mayıs 2000de Çankaya Köşküne çıktıktan sonra bir hesap yaptı:

Kaç gün bu makamda kalacağım?

7 ile 365i çarptı ve buldu:

2555 gün.

İlhan Selçukla makamında sohbet ederken bize bunu anlattığında; o gün, kaç gününün kaldığını da söylemişti.

Çankaya Köşkünün çok güzel bir bahçesi var. Güllerle dolu bölüm... Çam ağaçlarının altındaki yürüme yerleri... Atatürkün kullandığı köşkün çevresi...

 

‘Şafak kaç?’

Sezer ilk günlerde bahçede dolaşırken nöbetçi asker selam vermiş. Sezer de selamı aldıktan sonra sormuş:

- Şafak kaç?

Asker 100lü bir rakam söylemiş.

Sezer şu karşılığı vermiş:

- Hadi iyisin... Az kalmış... Benimki senden çok!..

Köşkteki makamına bu kadar yalın bakan Sezerin ilk aylarda nasıl bir kişi olduğu anlaşılamadı. Birbiriyle zıt yorumlar yapanlar oldu. Yargının içinden bile birbiriyle çelişen yorumlar geldi.

Sezere sormuştum:

Kendinizi anlatma kaygınız yok mu?

Şu karşılığı vermişti:

- Sayın Balbay, bir ilçede hâkimliğe başlarsınız; hiç konuşmanız gerekmez. Gidip geldiğiniz yerlerden, okuduğunuz gazeteden, verdiğiniz bir iki karardan, davalı-davacılarla araya koyduğunuz mesafeden kim olduğunuzu bir ayda anlarlar. İlçede böyledir. İlde ise 6 ayda anlarlar. Şimdi düşünüyorum, beni Köşkte en geç bir yıl içinde anlayacaklar.

 

Hukukun üstünlüğünü her şeyin üzerinde tuttu

Gerçekten de öyle oldu. Sezerin hukukun üstünlüğünüher şeyin üzerinde tuttuğu çok kısa sürede anlaşıldı. İlk anlayanlardan biri de herkesin tanıdığı bir isimdi:

Başbakan Bülent Ecevit!

Sezerin Ecevit hükümeti ile ilişkileri ana konumuzun dışında... Ancak şunun altını çizmeden geçemeyeceğim:

Sezer, Ecevit hükümetinin icraatına nasıl yaklaştıysa, AKP hükümetine de öyle yaklaştı. Eğriye eğri dedi, doğruya doğru. Ecevit hükümeti döneminde kimi kararnameler Köşkten dönmeye başlayınca koalisyon kulislerinden şu sesler duyulmaya başlamıştı:

- Biz seçtik, bize muhalefet ediyor... Böyle şey olur mu?

Oldu... Sezer, Ecevitin çok ivedi”, “çok yaşamsaldediği kararnameler için de tek ölçü kullandı:

Hukuk...

Hukuka uygun olmadığını düşündüğü hükümet kararnamelerini onaylamadı.

 

Balbay Sezer'e basın müşaviri olur mu?

Usul usul emekliliğe hazırlanırken kendisini Çankaya Köşkünde bulan Ahmet Necdet Sezer, Köşkte nasıl bir kadro ile çalışacaktı?

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirelin kendi çalışma anlayışına özgü bir kadrosu vardı. Buna, kadrodan öte Demirelin Köşk kabinesi bile denebilirdi. Sezerin böyle bir kadro ile çalışması iki nedenle zordu:

1- Demirel, ekibinin önemli bölümünü kendisi ile birlikte götürmüştü.

2- Sezerle Demirel arasındaki tek benzerlik ikisinin de TBMM tarafından cumhurbaşkanı seçilmiş olmasıydı. Biri siyasetten geliyordu, biri yargıdan.

Zorlanırsa belki il komşulukları da söylenebilirdi. Demirel Isparta, Sezer Afyon doğumluydu.

Sezerin Köşkte kadro kurmasına yardımcı olan başlıca kişi, hukuk fakültesinden okul arkadaşı Hasan Fehmi Güneş oldu.

Güneş 2000 yazında bir öğle vakti Cumhuriyetin Ankara Bürosuna geldi. Çay içimi sohbet ettik. Kemal Nehrozoğlunun genel sekreterlik için en uygun isim olduğunu söyledikten sonra arkasını şöyle getirdi:

- İyi bir basın müşaviri de gerekir. Doğrusunu istersen benim aklımdan sen geçiyorsun, ne dersin?

Hemen teşekkür ettim, ekledim:

Benim gazetecilik dışında başka bir düşüncem yok. Demirel ekibi çekilebilir ama, sanırım Metin Yalman devlet memuriyetine devam etmek isteyecektir. Bence o Sezerle de görevini gayet iyi yürütür...

Yalman görevini başarıyla yürüttü.

Sezer, Köşkte, başta Devlet Denetleme Kurulu olmak üzere dar ama iyi bir ekip kurdu.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları