Heey İnsanlar!

20 Eylül 2011 Salı
\n

Yaşamın kuralıdır:

\n

Bir konu, sorun olarak masaya konmuşsa çözüm de başlamış demektir.

\n

Dün vurguladığımız gibi yargının şu anda

\n\n\n

içinde bulunduğu durumu hükümet de kamuoyunu tatmin edici biçimde savunamıyor.

\n

O nedenle Adalet Bakanlığı kaynaklı kimi arayışlar başladı.

\n

Nasıl bir çözüm düşünülüyor?

\n

AKP hükümetinin böylesi durumlarda geleneksel taktiği şu:

\n

Sorunun varlığı herkesçe kabul edildikten sonra, Peki o zaman, mademki böyle gidemeyeceği konusunda hemfikiriz, bir çözüm planı hazırlıyoruz diyor. O plan çoğunlukla toplumsal sağduyunun beklentisinden çok AKPnin kendi istediği şekilde hayata geçiyor.

\n

***

\n

Peşin bir hükümle değerlendirme yapmak istemiyorum ama, en azından medyaya yansıyan arayışlar çok sağlıklı görünmüyor.

\n

Örneğin sık dillendirilen çözümlerden biri şu:

\n

Yargıyı hızlandıralım.

\n

Elbette doğru, yargının daha hızlı işlemesi gerekir. Ancak yaşanmakta olan sorunların temel nedeni bu değil.

\n

Eğer iddianame yazma mantığı hüküm verme mantığına da hâkim olursa ne olacak?

\n

Kamuoyunda çok tartışılan adı belli davaları bir yana bırakalım; AKP medyasının yakındığı soruşturma ve davalardan örnek verelim. Türk Ceza Yasası (TCY) 2005 yılında değiştirilirken, suçların basın yoluyla işlenmesi halinde cezaların artacağı anlayışı benimsendi. O nedenle basınla ilgili-ilgisiz pek çok maddede, Bu suç basın yoluyla işlenirse ceza şu kadar arttırılır fıkrası var.

\n

Bu tür davaların sorunu hızlandırma değil ki; yasanın ruhu ya da uygulama biçimi.

\n

Nasıl ki sadece modern adliye binalarıyla adalet gelmiyorsa, sadece hızlandırmayla da gelmez.

\n

Bu durum, sepete su doldurmaya benzer. Sepet aynı kaldıktan sonra suyu hızlandırsanız ne olur, yavaşlatsanız ne olur?

\n

Tutukluluk süreleri gündeme gelince de hükümet çevrelerinden hemen şu çıkış duyuluyor:

\n

Eğer tutukluluk üst sınırı aşağı çekilirse adi suçlardan cezaevinde bulunanlar da yararlanır, toplum vicdanı yara alır.

\n

Suçüstü durumuyla ilgili zaten yasal düzenlemeler var. Ancak ciddi bir araştırma yapıldığında, hatta gazetelerin üçüncü sayfalarına bakıldığında, eline kan bulaşmış pek çok kişinin tutuksuz yargılandığı görülecektir.

\n

***

\n

Akıl için yol bir.

\n

Evrensel hukukun ışığında çözüm şu:

\n

Adil, hızlı, tutuksuz yargılama.

\n

Bu, parlamenter sistemin yasama-yargı-yürütme dengesi gibi bir şey.

\n

Üç ilkeden biri aksayınca ister istemez ötekileri de etkiliyor.

\n

Bir kişinin adil yargılanma hakkı hukuk biliminin yüzlerce yıllık birikiminin sonucu. Ancak bu temel hak, bugün Türkiyede çok büyük yara almış durumda.

\n

Hani adil olmayan, hileli seçimlerle ilgili şöyle bir benzetme vardır:

\n

Açık oy, gizli sayım!

\n

Kamuoyunun çok yakından izlediği davalarla ilgili durum şu:

\n

Açık yargılama, gizli dosya-gizli tanık!

\n

Bu davalar bağlamında bir değerlendirme yapmak gerekirse; hazırlanan her iddianame bir öncekinden daha tartışmalı, daha sorunlu. En sonuncusu Odatv iddianamesi, medyadaki yorumlar ortada.

\n

Önümüzdeki dönem bu tablodan hukuk devleti yönünde çözüm çıkar mı?

\n

Sadece hükümetin, ben neylersem güzel eylerim anlayışına bırakılırsa çıkmaz.

\n

Hukukun kaynaklarından biri bilimse biri de haktır...

\n

Heeeeey insanlar!

\n

İçerdekiler lütuf istemiyor.

\n

Adil, hızlı, tutuksuz yargılama istiyor.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020
Nasıl bir Bayraklı? 5 Kasım 2020